İsrail'de seçmenler, 2026 yılında sandık başına giderek ülkenin siyasi geleceğini belirleyecek. Seçim kampanyasının merkezinde askerlik hizmeti, ekonomi ve 7 Ekim 2023'te Hamas'ın saldırısını önlemede yaşanan başarısızlığın nasıl soruşturulacağı gibi kritik konular yer alıyor. AFP'nin derlediği habere göre, bu başlıklar seçim sonuçlarını doğrudan etkileyecek nitelikte.
Askerlik hizmeti ve Ultra-Ortodoks toplum
İsrail'de uzun süredir tartışılan askerlik hizmeti meselesi, seçim kampanyasının en önemli maddelerinden biri. Ultra-Ortodoks Yahudi toplumu (Harediler) genellikle askerlikten muaf tutuluyor ve bu durum seküler kesimlerde tepkiye yol açıyor. 7 Ekim saldırısının ardından güvenlik endişeleri artarken, askerlik muafiyetlerinin kaldırılması veya genişletilmesi konusundaki tartışmalar alevlendi. Siyasi partiler, bu dengeyi nasıl kuracaklarına dair farklı yaklaşımlar sergiliyor. Haredi partiler muafiyetlerin korunmasını isterken, laik partiler eşitliğin sağlanması için çağrıda bulunuyor. Bu konu, koalisyon hükümeti kurma süreçlerinde de belirleyici olabilir.
Ekonomi ve yaşam maliyeti
İsrail ekonomisi, savaşın yarattığı yük ve küresel ekonomik dalgalanmalarla sarsılıyor. Yaşam maliyetindeki artış, konut fiyatları ve gelir dağılımındaki adaletsizlik seçmenin günlük hayatını doğrudan etkiliyor. Hükümetin ekonomik politikaları, özellikle orta sınıf üzerindeki vergi yükü ve sosyal harcamaların yeterliliği sorgulanıyor. Seçim kampanyasında partiler, ekonomik büyümeyi canlandırma, istihdam yaratma ve sosyal refahı artırma vaatleriyle öne çıkıyor. Ancak savaş sonrası yeniden inşa maliyetleri ve artan savunma harcamaları, ekonomik önceliklerin yeniden tanımlanmasını zorunlu kılıyor.
7 Ekim saldırısının soruşturulması
7 Ekim 2023'te Hamas'ın gerçekleştirdiği ve yaklaşık 1.200 İsraillinin ölümüyle sonuçlanan saldırı, İsrail'in güvenlik algısında derin bir travma yarattı. Saldırının önlenememesinde istihbarat ve güvenlik birimlerinin sorumluluğu, seçim kampanyasının en hassas konularından biri. Muhalefet, hükümetin ve başbakanın sorumluluk üstlenmesi gerektiğini savunurken, iktidar partileri soruşturmanın tarafsız bir şekilde yapılması gerektiğini belirtiyor. Bağımsız bir soruşturma komisyonu kurulması çağrıları yaygın. Bu mesele, seçmenin güvenlik ve liderlik algısını doğrudan etkiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail seçimleri, sadece ülke içi dinamiklerle sınırlı değil; Ortadoğu'daki güç dengeleri ve küresel aktörlerin tutumu açısından da yakından izleniyor. ABD, İsrail'in en önemli müttefiki olarak seçim sonuçlarını ve yeni hükümetin politikalarını dikkatle takip ediyor. Özellikle İran'ın nükleer programı, Lübnan'daki Hizbullah ile yaşanan gerilim ve Gazze'deki durum, İsrail'in dış politikasında belirleyici olmaya devam ediyor. Seçim sonrası oluşacak hükümetin bu konularda izleyeceği çizgi, bölgesel istikrarı etkileyecek. Ayrıca, İsrail'in normalleşme anlaşmaları (Abraham Accords) kapsamında Arap ülkeleriyle ilişkilerini genişletme çabaları da seçim gündeminde. Filistin meselesi ve iki devletli çözüm konusundaki tutumlar, uluslararası toplumun tepkisini belirleyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'deki seçimleri yakından izliyor. İki ülke arasındaki ilişkiler son yıllarda dalgalı bir seyir izlese de, karşılıklı ticaret ve bölgesel güvenlik konularında işbirliği potansiyeli mevcut. Yeni hükümetin Filistin politikası ve Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları konusundaki tutumu, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını etkileyebilir. Ayrıca, İsrail'in askeri ve teknolojik alandaki rolü, Türkiye'nin savunma sanayii işbirlikleri açısından da önem taşıyor. Seçim sonuçları, Türkiye-İsrail ilişkilerinin geleceğinde belirleyici olacak.