Yemen, uzun süredir devam eden iç savaş ve insani krizle anılsa da, Körfez bölgesinin yeniden şekillenen ekonomik haritasında merkezi bir rol oynamaktadır. Ülkenin dışlanması, yalnızca bölgesel istikrarı tehdit etmekle kalmayıp, yeni çatışmaları da tetikleyebilir. Analistler, Yemen'in stratejik konumu ve enerji geçiş yolları üzerindeki etkisi nedeniyle Körfez ülkelerinin ekonomik entegrasyon planlarında mutlaka yer alması gerektiğini vurguluyor.
Yemen'in stratejik önemi ve mevcut durum
Yemen, Babülmendep Boğazı'na kıyısıyla dünya deniz ticaretinin kilit noktalarından birini kontrol ediyor. Küresel petrol taşımacılığının yaklaşık %10'u bu boğazdan geçiyor. Ayrıca ülke, Suudi Arabistan ve Umman ile sınır komşusu olup, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri için doğrudan bir güvenlik ve ekonomi aktörü konumunda.
Ancak 2014'te patlak veren iç savaş, Yemen'i bir insani felaketin eşiğine getirdi. Birleşmiş Milletler verilerine göre 20 milyondan fazla kişi açlık tehlikesiyle karşı karşıya. Ülkenin altyapısı büyük ölçüde tahrip olmuş durumda. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun İran destekli Husilere karşı yürüttüğü askeri operasyonlar, çatışmayı daha da derinleştirdi.
Bölgesel ve küresel boyut: Yeni bir körfez vizyonu
Körfez ülkeleri, petrol sonrası ekonomiye geçiş stratejileri kapsamında Suudi Arabistan'ın Vizyon 2030'u ve BAE'nin ekonomik çeşitlendirme planları gibi büyük projeler üzerinde çalışıyor. Bu projeler, bölgesel ticaret ve lojistik merkezleri oluşturmayı hedefliyor. Yemen, bu haritanın dışında bırakıldığında, boğaz güvenliği ve kara sınırlarındaki istikrarsızlık bu vizyonu tehdit edebilir.
Uzmanlara göre Yemen'in yeniden inşası, Körfez yatırımları için büyük bir fırsat sunuyor. Limanlar, enerji hatları ve ulaşım projeleri, ülkeyi bölge ekonomisine entegre edebilir. Aksi takdirde, dışlanmış bir Yemen, silahlı gruplar ve terör örgütleri için bir üs haline gelebilir. Bu da sadece Yemen'i değil, tüm Körfez bölgesini istikrarsızlaştıracaktır.
BM Yemen Özel Temsilcisi'nin son raporları, siyasi çözümün mümkün olduğunu ancak uluslararası toplumun ve bölgesel aktörlerin daha fazla yatırım yapması gerektiğini gösteriyor. Yemen'in yeniden inşası, uzun vadeli bir barışın anahtarı olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki istikrarsızlığın Kızıldeniz ve Babülmendep üzerinden Doğu Akdeniz'e uzanan ticaret yollarını etkileyebileceği için doğrudan endişe duymaktadır. Ayrıca Türkiye'nin Somali ve Katar'daki askeri varlığı, Yemen'deki gelişmeleri bölgesel güç dengesi açısından önemli kılmaktadır. Türkiye, Körfez ülkeleriyle ilişkilerini normalleştirirken, Yemen'in dışlanmasının yeni bir göç dalgası ve terör tehdidi yaratabileceğini hesaba katmalıdır. Bu nedenle Ankara'nın, Yemen'deki barış sürecine ve yeniden yapılanmaya aktif destek vermesi stratejik çıkarlarına uygundur.