ABD yönetimi, Orta Afrika Cumhuriyeti (OAC) ile imzaladığı sınır dışı anlaşmasıyla göçmenlere yönelik saldırıları tırmandırıyor. Bu anlaşma, ABD'de yasadışı yollarla bulunan OAC vatandaşlarının ülkelerine iade edilmesini öngörüyor. Ancak insan hakları örgütleri, OAC'nin iç savaş ve insani kriz nedeniyle güvenli olmadığını belirterek anlaşmanın sığınmacıların hayatını riske attığını vurguluyor. Kongre'nin bu tür üçüncü ülke anlaşmalarının kamuoyuna açıklanmasını ve şeffaflık talep etmesi gerekiyor.
Anlaşmanın arka planı
ABD, son yıllarda göçmen akınını durdurmak için bir dizi üçüncü ülke anlaşması imzaladı. Guatemala, El Salvador ve Honduras gibi ülkelerle yapılan anlaşmalar, sığınmacıların ABD sınırına ulaşmadan geri çevrilmesini hedefliyordu. Orta Afrika Cumhuriyeti ile yapılan anlaşma ise bu politikaların Afrika kıtasına yayıldığını gösteriyor.
Orta Afrika Cumhuriyeti, 2013'ten bu yana iç savaş ve etnik çatışmalarla boğuşuyor. Birleşmiş Milletler, ülkede 2,8 milyon kişinin insani yardıma ihtiyaç duyduğunu, 700 binden fazla kişinin ise yerinden edildiğini rapor ediyor. Bu koşullarda, ABD'nin sınır dışı ettiği kişilerin güvenliğini sağlaması mümkün görünmüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Anlaşma, yalnızca insani değil, aynı zamanda hukuki açıdan da tartışmalı. Uluslararası hukuka göre, bir ülke sığınmacıları savaş veya zulüm riski olan bir bölgeye gönderemez. 'Geri göndermeme' ilkesi (non-refoulement) gereği, ABD'nin bu anlaşmayı uygulaması uluslararası yükümlülüklerini ihlal anlamına gelebilir.
Küresel ölçekte, bu tür anlaşmalar diğer ülkelere de emsal teşkil etme riski taşıyor. AB'nin Türkiye ile yaptığı göç anlaşmasına benzer şekilde, ABD de yükünü üçüncü ülkelere devretmeye çalışıyor. Ancak insan hakları örgütleri, bu uygulamaların sığınmacıların korunmasını zayıflattığını ve geri göndermeme ilkesini aşındırdığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin AB ile yürüttüğü göç müzakereleri açısından önemli bir emsal oluşturuyor. ABD'nin OAC ile yaptığı anlaşma, üçüncü ülkelere sığınmacı gönderme uygulamalarının küresel bir norm haline gelebileceğini gösteriyor. Türkiye, Suriyeli sığınmacılar konusunda benzer bir baskıyla karşılaşabilir. Ayrıca, anlaşmanın insan hakları ihlalleri yaratması, Türkiye'nin kendi sınır dışı politikalarında daha dikkatli olması gerektiğini hatırlatıyor. Bölgesel istikrar açısından, Afrika'daki çatışmaların derinleşmesi, Türkiye'nin kıtadaki diplomatik ve ekonomik çıkarlarını da etkileyebilir.