Küresel ilerici hareketler, son yıllarda Çin'in ekonomik başarısına ve jeopolitik yükselişine hayranlıkla bakarken, bu hayranlığın Çinli işçi ve sivil toplum aktivistleriyle anlamlı bir dayanışmayı gölgelemesi riskiyle karşı karşıya. Pekin'in sosyalist söylemleri, Batılı ilericilerde sempati uyandırsa da, Çin'deki gerçek çalışma koşulları, sendikal haklar ve ifade özgürlüğü mücadeleleri göz ardı edilmemeli. The Economist'in de işaret ettiği gibi, 'Chinamaxxing' olarak adlandırılan bu eğilim, eleştirel bir dayanışma anlayışıyla dengelenmezse, Çin rejimine koşulsuz bir destek haline dönüşebilir.
Chinamaxxing: Bir Hayranlık mı, Sorumluluk mu?
Chinamaxxing terimi, Çin'in başarılarına duyulan abartılı bir övgüyü tanımlıyor. Neoliberalizmin yarattığı hayal kırıklığıyla, birçok ilerici otoriter kapitalizm modeline ilgi duyuyor. Ancak unutulmamalı ki Çin'de işçiler, düşük ücretler, uzun çalışma saatleri ve sendikal örgütlenmenin önündeki engellerle mücadele ediyor. Foxconn fabrikalarındaki intiharlar ve Uygur bölgesindeki zorunlu çalışma iddiaları, bu tablonun karanlık yüzünü oluşturuyor.
Gerçek bir dayanışma, bu sorunları dile getirmeyi ve Çinli aktivistlerle küresel bağlantılar kurmayı gerektirir. Örneğin, 2021'de Çinli feministlerin me too hareketi ve LGBTİ+ hakları mücadelesi, uluslararası destekle seslerini duyurabildi. İlericiler, Çin'i 'kötülemek' yerine, bu tür taban hareketlerine odaklanmalı.
Küresel Etkiler: Çifte Standart Tehlikesi
Çin'in uluslararası alandaki yükselişi, insan hakları ve demokratik değerler konusunda bir çifte standarda yol açabilir. Eğer ilericiler Çin'in otoriter uygulamalarını görmezden gelirse, Myanmar, Macaristan veya Rusya gibi diğer otoriter rejimleri eleştirme kredibilitesini kaybeder. Aynı şekilde, Çin'in Afrika ve Asya'daki altyapı yatırımları, borç tuzağı gibi eleştirilere maruz kalırken, ilericilerin bu süreçte Çinli işçilerin çalışma koşullarını da sorgulaması gerekir.
Öte yandan, Çin'in iklim değişikliğiyle mücadeledeki rolü, ilericiler için önemli bir işbirliği alanı. Ancak bu işbirliği, Çin'in kömür kullanımını artırması gibi sorunları görmezden gelmek anlamına gelmemeli. Gerçek bir dayanışma, Çin'in küresel sistemdeki sorumluluklarını yerine getirmesini talep etmeyi de içerir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Çin ile ekonomik ilişkilerini derinleştirirken, bu dengeli dayanışma anlayışından öğrenecek çok şey var. Kuşak ve Yol Projesi kapsamındaki işbirliği, Türk işçilerinin çalışma koşulları ve Çinli firmalarla rekabet açısından dikkatle izlenmeli. Ayrıca, Türkiye'nin insan hakları ve ifade özgürlüğü konusundaki hassasiyeti, Çin ile ilişkilerinde bir referans noktası olabilir. Bu bağlamda, ilericilerin hem Çin'deki otoriter eğilimlere hem de Türkiye'deki benzer sorunlara aynı duyarlılıkla yaklaşması, bölgesel bir etik duruşun temelini oluşturabilir.