Ortadoğu, Hürmüz Boğazı'nda yeniden açılma anlaşmasına varılıp varılamayacağını beklerken, Yemen hükümeti ile İran destekli Husiler arasındaki çatışmalar gece saatlerinde şiddetlendi. Yemen'in başkenti Sana'nın kuzeydoğusundaki Marib kenti yakınlarında yoğunlaşan çatışmalar, ülkenin iç savaşın eşiğine gelmesine neden oldu. BM raporlarına göre, son 48 saatte en az 87 kişi hayatını kaybetti.
Gelişmenin Arka Planı
Yemen'deki iç savaş, 2014 yılında İran destekli Husilerin başkent Sana'yı ele geçirmesiyle başlamıştı. Uluslararası alanda tanınan Yemen hükümeti, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun desteğiyle 2015'ten bu yana Husilere karşı mücadele ediyor. Son tırmanma, BM'nin ateşkes çağrılarına rağmen gerçekleşti.
Husiler, Marib kentini ele geçirmek için geniş çaplı bir saldırı başlattı. Marib, zengin doğal gaz rezervlerine ev sahipliği yapmasının yanı sıra hükümetin kuzeydeki son kalesi olarak biliniyor. Stratejik önemi nedeniyle bölgedeki çatışmalar, savaşın seyrini değiştirebilecek potansiyele sahip.
Yemen hükümeti, Husilerin saldırılarını püskürttüğünü ve ağır kayıplar verdirdiğini açıkladı. Ancak BM'ye göre, çatışmalar nedeniyle binlerce sivil yerlerinden edildi. Ülkede halihazırda 24 milyon kişi insani yardıma muhtaç durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen'deki istikrarsızlık, bölgesel güç dengelerini doğrudan etkiliyor. Özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki gerginlikle bağlantılı olarak, İran ile Suudi Arabistan arasındaki vekalet savaşı yeni bir boyut kazanabilir. BM Güvenlik Konseyi, taraflara ateşkes çağrısında bulundu.
ABD'den yapılan açıklamada, çatışmaların derhal sonlandırılması ve siyasi çözüme gidilmesi gerektiği vurgulandı. Rusya ise Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde acil bir oturum talep etti. Küresel enerji piyasaları, bölgedeki gerilimin artmasıyla birlikte dalgalanma yaşıyor; petrol fiyatları yüzde 3 artışla varil başına 85 dolara yükseldi.
Uzmanlar, Yemen'deki çatışmanın yalnızca iç savaş olmadığını, aynı zamanda bölgesel bir güç mücadelesinin yansıması olduğunu belirtiyor. Suudi Arabistan'ın liderliğindeki koalisyon, Husileri durdurmak için hava saldırıları düzenlerken, İran'ın da Husilere askeri ve mali destek sağladığı iddia ediliyor. Bu durum, Orta Doğu'da yeni bir büyük çaplı çatışma riskini beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki çatışmaların tırmanması, Türkiye'nin Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'ndaki deniz ticaret güvenliğini doğrudan etkileme potansiyeline sahip. Türkiye, bölgedeki istikrarın sağlanması için BM çerçevesinde diplomatik çözümü desteklemektedir. Ayrıca, Yemen'deki insani krizin derinleşmesi, Türkiye'nin insani yardım kuruluşları aracılığıyla bölgeye sağladığı desteğin artırılmasını gerektirebilir. Türkiye'nin deniz ticareti ve enerji ithalatı açısından kritik öneme sahip olan bu suyollarının güvenliği, Türk dış politikasının temel öncelikleri arasında yer alıyor.