Yemen'deki iç savaşta tansiyon yeniden yükseldi. Husiler, Yemen hükümetine bağlı güçlerin ve müttefiki Suudi Arabistan'ın, Sana Uluslararası Havalimanı'nı hedef alan hava saldırıları düzenlediğini iddia etti. Yemen hükümeti ise saldırının kendi güçleri tarafından gerçekleştirildiğini ve amacın bir İran uçağının inişini önlemek olduğunu açıkladı. Olay, bölgedeki İran-Suudi Arabistan rekabetinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Yemen hükümeti, havalimanına düzenlenen saldırının, Husiler tarafından kullanıldığını iddia ettiği stratejik bir noktayı hedef aldığını savundu. Hükümet yetkilileri, İran yapımı bir kargo uçağının Sana'ya iniş yapmaya çalıştığını ve bu uçağın Husilere silah ve mühimmat taşıdığından şüphelendiklerini belirtti. Yemen hükümeti, saldırının uluslararası hukuka uygun olduğunu ve meşru müdafaa hakkı çerçevesinde gerçekleştirildiğini öne sürdü.
Husiler ise iddiaları reddederek, saldırının Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona ait savaş uçakları tarafından yapıldığını ve sivil havacılığı hedef aldığını belirtti. Husilere bağlı Sağlık Bakanlığı, saldırıda en az 14 kişinin yaralandığını, çoğunun sivil olduğunu açıkladı. Havalimanı yetkilileri, pistte hasar oluştuğunu ve uçuşların geçici olarak durdurulduğunu duyurdu. Bu tür karşılıklı suçlamalar, Yemen'deki çatışmanın ne denli karmaşık olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen'deki iç savaş, yıllardır Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ile İran destekli Husiler arasında bir vekalet savaşına dönüşmüş durumda. Suudi Arabistan, Husileri İran'ın bölgedeki nüfuzunu artırma aracı olarak görürken, İran da Husilere askeri ve lojistik destek sağlamakla suçlanıyor. Taraflar arasında 2022 yılında Birleşmiş Milletler arabuluculuğunda imzalanan ateşkes büyük ölçüde ayakta kalmış olsa da, son dönemde tansiyon yeniden yükseliyor. Sana Havalimanı saldırısı, bu kırılgan ateşkesin sona erebileceği endişelerini artırdı.
Olayın uluslararası boyutuna bakıldığında, İran ve Suudi Arabistan arasındaki rekabetin yanı sıra, Yemen'deki krizin bölgesel istikrarı tehdit ettiği görülüyor. Birleşmiş Milletler yetkilileri, sivil altyapının hedef alınmasını kınarken, tarafları uluslararası hukuka saygı göstermeye çağırdı. Ayrıca, Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları ve Suudi Arabistan'ın hava savunma sistemlerini devreye sokması, gerilimin daha da tırmanabileceğine işaret ediyor. Sana Havalimanı'nın vurulması, bu çatışmanın sadece Yemen'le sınırlı kalmadığını, tüm bölgeyi etkileyebilecek potansiyele sahip olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmada taraflar arasında denge kurmaya çalışırken, Suudi Arabistan ve İran ile ilişkilerini yönetmek durumunda. Doğrudan bir taraf olmasa da, Türkiye'nin Kızıldeniz'deki ticari çıkarları ve bölgesel istikrara verdiği önem bu gelişmeyi yakından takip etmesini gerektiriyor. Sana Havalimanı saldırısı, Yemen'deki çatışmanın tırmanması halinde Türkiye'nin enerji ticareti ve lojistik rotaları üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Birleşmiş Milletler nezdinde yürüttüğü barış çabaları ve insani yardım faaliyetleri de zarar görebilir. Bu nedenle Ankara'nın, ateşkesin korunması ve sivil kayıpların önlenmesi için diplomatik girişimlerini artırması beklenebilir.