Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan eş-Şeybani, İsrail'in Palmira'daki T-4 hava üssüne düzenlediği saldırının 'haksız' olduğunu belirterek, İsrail yönetimine, Şam'ın Türkiye ile bu üste ortak bir askeri varlık oluşturmak için çalışmadığını açıkça ilettiğini söyledi. Axios'a konuşan Şeybani, saldırının ateşkes çabalarını baltaladığını ve bölgesel istikrarı tehdit ettiğini vurguladı.
Gelişmenin Arka Planı
Çarşamba günü yaptığı açıklamada Şeybani, İsrail'in 18 Kasım'da Palmira yakınlarındaki T-4 (Tiyas) hava üssüne düzenlediği saldırıya atıfta bulundu. Saldırıda Suriye ordusuna ait askeri teçhizatın hedef alındığı bildirilmişti. Suriye Dışişleri Bakanı, İsrailli yetkililere bu üssün Suriye ordusu tarafından kontrol edildiğini ve Türk güçlerinin burada konuşlanmadığını ya da ortak bir askeri operasyon yürütülmediğini aktardığını belirtti. Şeybani, 'Biz Türkiye ile herhangi bir askeri işbirliği içinde değiliz. Bu iddialar gerçeği yansıtmıyor. Buna rağmen İsrail saldırısını sürdürdü' dedi.
İsrail, Suriye'deki askeri hedeflere yönelik saldırılarını uzun süredir sürdürüyor. Özellikle İran destekli grupların ve Hizbullah'ın Suriye'deki varlığına karşı düzenlenen bu saldırılar, son dönemde Suriye'nin yeni yönetimiyle ilişkileri de gerginleştirmiş durumda. Aralık 2024'te Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından kurulan geçici hükümet, İsrail ile açık bir çatışmaya girmekten kaçınmaya çalışırken, İsrail'in toprak bütünlüğüne yönelik ihlalleri uluslararası toplumda eleştirilere yol açıyor.
Suriye Dışişleri Bakanı, saldırının Suriye'nin egemenliğini ihlal ettiğini ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunarak, 'Bu tür eylemler bölgedeki herkesi etkileyecek geniş çaplı bir çatışmaya dönüşme riski taşıyor' ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'in Suriye'deki hava saldırıları, yalnızca Suriye-İsrail ilişkilerini değil, aynı zamanda bölgesel güç dengelerini de etkilemektedir. Türkiye, Suriye'nin kuzeyinde askeri varlığa sahipken, İsrail'in bu saldırıları Ankara ile Şam arasındaki ilişkilerin gelişmesini engellemeye yönelik bir mesaj olarak yorumlanabilir. Nitekim Şeybani, İsrail'in Suriye'deki yeni yönetimi zayıflatmak amacıyla bu tür iddiaların arkasından saldırı düzenlediğine dikkat çekti.
Bölgesel uzmanlar, İsrail'in Suriye'deki hedeflerini genişletmesinin, özellikle Tahran'ın bölgeden çekilmesi sonrası ortaya çıkan boşluğu doldurma çabasıyla ilgili olduğunu belirtiyor. İsrail, Suriye'nin güneyinde tampon bölge oluşturma girişimleri ve sınır ötesi operasyonlarla güvenliğini sağlamaya çalışırken, bu politikalarının komşu ülkelerle diyaloğu zedelediği belirtiliyor. Birleşmiş Milletler ve bazı Batılı ülkeler, İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırılarını 'orantısız güç kullanımı' olarak eleştiriyor, ancak İsrail bu saldırıların meşru müdafaa hakkı kapsamında olduğunu savunuyor.
Öte yandan, Rusya'nın Suriye'deki askeri varlığını azaltması ve İran'ın dolaylı çatışmalardan kaçınması, bölgede yeni bir güç mücadelesinin kapısını aralıyor. Türkiye'nin Suriye'deki nüfuzu, özellikle kuzeydeki operasyon alanları ve muhalif gruplarla bağları nedeniyle İsrail'i endişelendiriyor. Bu nedenle İsrail, Suriye'deki hedeflerini vurarak Türkiye'ye dolaylı olarak 'sahada güç dengesini değiştirme' mesajı vermeye çalışıyor olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Suriye politikası açısından kritik bir öneme sahiptir. İsrail'in Suriye'deki saldırıları, Ankara'nın Şam'la normalleşme sürecini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğünü desteklerken, İsrail'in bu tür operasyonları bölgede yeni bir çatışma hattı oluşturabilir. Türk yetkililer, İsrail'in Suriye'deki eylemlerinin bölgesel istikrarı bozduğunu ve Türkiye'nin güvenliğini tehdit ettiğini düşünmektedir. Ayrıca, Suriyeli mültecilerin geri dönüşü ve terörle mücadele gibi başlıklarda işbirliği yapılan Şam yönetiminin zayıflaması, Ankara'nın çıkarlarına aykırıdır. Bu nedenle Türkiye, İsrail'in saldırgan politikalarını uluslararası platformlarda kınayarak, Suriye'nin istikrarını sağlamaya yönelik diplomatik girişimlerini sürdürmelidir.