Yemen'in uluslararası alanda tanınan hükümeti, İran destekli Husilerin stratejik Kızıldeniz geçişlerinden geçen ticari gemilere vergi uygulamayı planladığını duyurdu. Bu hamle, dünya enerji ticaretinin bel kemiğini oluşturan ve özellikle Suudi Arabistan'ın ham petrol ihracatı için hayati önem taşıyan bu su yolunu daha da istikrarsızlaştırma riski taşıyor. Bab el-Mendeb Boğazı'na açılan ve Basra Körfezi'ndeki enerji kaynaklarını Avrupa ve Kuzey Amerika pazarlarına bağlayan bu dar geçit, son yıllarda bölgedeki çatışmaların odak noktası haline gelmiş durumda. Yemen hükümetinin bu açıklaması, Husilerin kontrolü altındaki bölgelerde ekonomik baskıyı artırma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Husiler, 2014 yılından bu yana Yemen'in başkenti Sana dahil ülkenin kuzey ve batı bölgelerini kontrol ediyor. Bu bölgeler, Kızıldeniz kıyısındaki birçok stratejik limanı da içeriyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun 2015'te müdahalesiyle başlayan iç savaş, ülkeyi büyük bir insani krize sürükledi ve bölgesel güçlerin vekalet savaşına dönüştü. Husiler, savaş boyunca Kızıldeniz'deki gemilere yönelik saldırılar düzenlemekle suçlandı; bu da uluslararası deniz ticaretini tehdit eden bir güvenlik riski oluşturdu. Yemen hükümeti, Husilerin bu yeni vergi planının, deniz ticaretine yönelik bir tür gasp anlamına geldiğini ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtiyor. Söz konusu geçiş ücretleri, gemilerin Kızıldeniz'i kullanmak için ödemesi gereken yüksek maliyetler anlamına gelebilir. Bu durum, küresel nakliye şirketleri için ek maliyetler doğurarak, enerji fiyatlarının yükselmesine ve tedarik zincirlerinin aksamasına neden olabilir.
Kızıldeniz, Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa'ya ulaşan ana deniz rotasının kritik bir parçası. Dünya ticaretinin yaklaşık %12'si bu güzergahı kullanıyor. Özellikle ham petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) taşımacılığı için yoğun olarak kullanılan bu su yolu, stratejik önemi nedeniyle sık sık jeopolitik gerilimlere sahne oluyor. Suudi Arabistan, başta Ras Tanura olmak üzere Basra Körfezi'ndeki limanlarından yaptığı petrol sevkiyatlarının büyük bölümünü Bab el-Mendeb üzerinden gerçekleştiriyor. 2019'daki saldırıların ardından Suudi Arabistan, bu güzergahı kullanmayı geçici olarak durdurmuş ve alternatif boru hatlarına yönelmişti. Ancak bu durum, ülkenin ihracat kapasitesini önemli ölçüde kısıtladı. Husilerin vergi planı, bu hassas dengeyi daha da bozabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Husilerin bu hamlesi, bölgedeki güç dengeleri açısından da kritik bir öneme sahip. Yemen'de ateşkes çabaları devam ederken, Husilerin ekonomik baskı yaratarak müzakere gücünü artırmaya çalıştığı yorumları yapılıyor. Söz konusu vergi geliri, savaşın yıprattığı bölgelerdeki yönetimini finanse etmek ve İran'dan gelen desteğe olan bağımlılığını azaltmak için kullanılabilir. Öte yandan, bu durum Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi Körfez ülkelerini doğrudan tehdit ediyor. Bölgesel güçler, Husilerin Kızıldeniz'deki kontrolünü kabul etmek istemiyor ve bu tür bir vergiyi egemenliklerine bir müdahale olarak görüyor.
Küresel piyasalar açısından bakıldığında, bu tür vergilerin uygulanması, enerji fiyatlarında dalgalanmalara yol açabilir. Özellikle Avrupa ülkeleri, Rusya'ya yönelik yaptırımların ardından enerji kaynaklarını çeşitlendirme çabasında. Kızıldeniz'deki istikrarsızlık, sadece bölgesel değil, küresel enerji güvenliğini de etkileyen bir faktör haline gelmiş durumda. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ve diğer kuruluşlar, bölgedeki güvenlik risklerine karşı gemilere yönelik tavsiyelerde bulunuyor. Bazı nakliye şirketleri, riski azaltmak için Ümit Burnu üzerinden daha uzun rotaları tercih ederken, bu durum hem maliyetleri artırıyor hem de teslimat sürelerini uzatıyor. Husilerin vergi planı, bu belirsizliği daha da derinleştirebilir ve lojistik sektöründe yeni bir krize yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin enerji ticaretinde önemli bir transit ülke olması nedeniyle yakından takip ediliyor. Türkiye, Kızıldeniz üzerinden yapılan Asya-Avrupa ticaretinin kesintiye uğraması durumunda, enerji maliyetlerinde artış ve tedarik zincirlerinde aksamalar yaşayabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Katar'dan yaptığı LNG ithalatının bir kısmı bu güzergahı kullanıyor. Husilerin vergi planı, bu ithalatın maliyetini ve güvenliğini olumsuz etkileyebilir. Dolayısıyla Türkiye, bölgede istikrarın sağlanması ve deniz ticaretinin güvenliği için uluslararası çabalara destek verirken, kendi enerji arz güvenliğini korumak adına alternatif rotalar üzerinde de çalışmayı sürdürüyor. Bu bağlamda, gelişmenin küresel enerji piyasaları üzerindeki etkileri Türkiye'nin enerji politikalarını şekillendirmede belirleyici olabilir.