ABD'de federal temyiz mahkemesi, Başkan Donald Trump yönetiminin Güney Sudan ve Myanmar'dan gelen yaklaşık 4 bin 232 kişiye yönelik geçici koruma statüsünü (TPS) sona erdirme kararını onayladı. Karar, bu ülkelerdeki çatışma ve insani krizlerden kaçarak ABD'ye sığınan göçmenleri doğrudan etkiliyor. Mahkeme, yönetimin bu ülkelerdeki koşulların düzeldiği yönündeki değerlendirmesini hukuka uygun bularak, koruma statüsünün kaldırılmasına yeşil ışık yaktı.
Kararın Arka Planı ve Kapsamı
TPS, ülkesindeki savaş, doğal afet veya olağanüstü durumlar nedeniyle geri dönemeyen göçmenlere geçici olarak ABD'de kalma ve çalışma hakkı tanıyan bir program. Trump yönetimi, bu programı sıkılaştırarak birçok ülke için koruma sürelerini yenilememe veya sona erdirme yoluna gitmişti. Bu kapsamda Güney Sudan ve Myanmar'dan gelenlerin statüleri de 2020'de iptal edilmiş, ancak göçmen hakları örgütlerinin açtığı davalar nedeniyle uygulama bir süre askıya alınmıştı. Temyiz mahkemesinin kararıyla bu statüler resmen sona eriyor. Karar, yaklaşık 232 Güney Sudanlı ve 4 bin Myanmarlı göçmeni etkileyecek. Bu kişilerin ülkelerine dönmeleri veya başka bir yasal statü başvurusunda bulunmaları gerekecek.
Karar, göçmen hakları savunucuları tarafından sert bir dille eleştirildi. Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) gibi kuruluşlar, özellikle Myanmar'da askeri darbenin ardından yaşanan insan hakları ihlalleri ve iç savaş nedeniyle bu kararın hayati tehlike yaratacağını vurguladı. Güney Sudan'da ise iç çatışmalar ve açlık hâlâ devam ediyor. Temyiz mahkemesinin kararı, bu koşulların yeterince değerlendirilmediği gerekçesiyle eleştiriliyor.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
Bu karar, ABD'nin göç politikalarındaki sert tutumun bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Özellikle Trump döneminde başlatılan göç karşıtı politikalar, Biden yönetimi tarafından kısmen yumuşatılmış olsa da, TPS programının kapsamı daraltılmaya devam ediyor. Kararın, dünya genelindeki göçmenler üzerinde yaratacağı etki ve diğer ülkelerdeki benzer uygulamalara emsal teşkil edip etmeyeceği merak konusu.
Myanmar'daki askeri cunta, 2021'deki darbeden bu yana ülkeyi demir yumrukla yönetiyor; binlerce sivil katledildi, milyonlarca kişi yerinden edildi. Güney Sudan ise 2013'ten bu yana devam eden iç savaş nedeniyle dünyanın en büyük mülteci krizlerinden birine sahne oluyor. Bu tablo karşısında ABD'nin korumaları kaldırması, uluslararası toplumda tepkiyle karşılanıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), bu tür kararların ülkelerdeki istikrarsızlığı derinleştirebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, küresel göç politikalarındaki sertleşmenin bir yansıması olarak Türkiye'yi de ilgilendiriyor. Türkiye, halihazırda dünyanın en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yaparken, Batı ülkelerinin göçmenlere yönelik korumaları kaldırması, mülteci yükünün daha da artmasına neden olabilir. Özellikle Myanmar'daki Rohingya Müslümanlarına yönelik katliamlar konusunda Türkiye'nin duyarlılığı biliniyor; bu karar, uluslararası toplumun göçmen hakları konusundaki tutarsızlığını gözler önüne seriyor. Türkiye'nin, insani diplomasi ekseninde bu tür kararlara karşı uluslararası platformlarda sesini yükseltmesi beklenebilir.