Yemen'deki İran destekli Husiler, İsrail'in Lübnan'a yönelik askeri müdahalesini durdurmaması halinde “büyük ve kapsamlı” bir misilleme yapacaklarını açıkladı. Husilerin siyasi büro üyesi Muhammed El-Ferah, Salı günü yaptığı açıklamada, İsrail'in Lübnan'daki “ihlallerinin” ve “askeri tırmanışının” devam etmesi durumunda Yemen'den İsrail'e yönelik “büyük ve kapsamlı” bir yanıt verileceğini belirtti. El-Ferah, bu tehdidi doğrudan Tel Aviv yönetimine yöneltti. Açıklama, İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyinde Hizbullah hedeflerine yönelik operasyonlarını yoğunlaştırdığı ve Beyrut'un güney banliyölerinde çok sayıda hava saldırısı düzenlediği bir döneme denk geldi. Husiler, Gazze savaşının başlamasından bu yana İsrail'e yönelik insansız hava aracı (İHA) ve füze saldırıları düzenliyor; ancak El-Ferah'ın son açıklaması, çatışmanın Lübnan'a sıçraması halinde daha geniş çaplı bir müdahale olasılığına işaret ediyor.
Husilerin İsrail'e Yönelik Tehditinin Arka Planı
Husiler, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e yönelik sürpriz saldırısının ardından başlayan Gazze savaşında Filistinlilere destek amacıyla Kızıldeniz'de İsrail bağlantılı ticari gemilere ve İsrail topraklarına yönelik saldırılarını artırmıştı. Husilerin lideri Abdülmelik el-Husi, daha önce yaptığı konuşmalarda, İsrail'in Gazze'deki saldırıları sona erene kadar bu operasyonların süreceğini belirtmişti. Şimdi ise Lübnan'daki gelişmeler, Husilerin tehditlerini genişletmesine yol açıyor. İsrail, 23 Eylül 2024'ten bu yana Lübnan'ın güneyine kara birlikleri göndermiş ve Hizbullah'ın askeri altyapısını hedef alan hava saldırılarını yoğunlaştırmıştı. Husilerin son tehdidi, İran'ın bölgedeki vekil güçleri aracılığıyla İsrail'e karşı koordineli bir mücadele yürüttüğünü gösteriyor. Husiler, İran'ın desteğiyle İsrail'in en güney noktası Eilat'a kadar ulaşabilen balistik füzeler ve seyir füzeleri geliştirdi. Geçtiğimiz aylarda İsrail, Husilerin fırlattığı birkaç balistik füzeyi hava savunma sistemleriyle imha ettiğini açıklamıştı. Ancak Husilerin “büyük ve kapsamlı” bir yanıt vaadi, İsrail'in hava savunmasını aşacak daha sofistike bir saldırı anlamına gelebilir.
Husilerin tehdidi, uluslararası toplumun İsrail-Lübnan çatışmasını durdurmaya yönelik çabalarının sürdüğü bir dönemde geldi. ABD ve Fransa, İsrail ile Hizbullah arasında 21 günlük bir ateşkes önermişti; ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu bu öneriyi reddederek operasyonların devam edeceğini açıklamıştı. Bu durum, bölgesel bir savaşın kaçınılmaz olduğu endişelerini artırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İran'ın Vekil Güçleri ve Kızıldeniz Güvenliği
Husilerin tehdidi, sadece İsrail'i değil, aynı zamanda Kızıldeniz'deki uluslararası deniz ticaretini de doğrudan etkiliyor. Husiler, Kasım 2023'ten bu yana Kızıldeniz'de İsrail bağlantılı olduğunu iddia ettikleri onlarca ticari gemiye saldırı düzenledi. Bu saldırılar, küresel tedarik zincirlerinde aksamalara yol açtı ve ABD öncülüğündeki “Refah Muhafızı” operasyonuyla karşılık buldu. Son tehdit, Husilerin Lübnan'daki çatışmayı bahane ederek Kızıldeniz'deki saldırılarını daha da artırabileceği anlamına geliyor. İran'ın bölgedeki stratejisi, vekil güçleri (Hamas, Hizbullah, Husiler, Irak'taki milisler) aracılığıyla İsrail'i çok cepheli bir savaşla yıpratmak. Husilerin “büyük ve kapsamlı” yanıtı, İran'ın bu stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Arap ülkeleri ise çatışmanın yayılmasından endişe duyuyor; Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Husilerin faaliyetleri nedeniyle kendi güvenliklerini tehdit altında görüyor. Ancak Suudi Arabistan, Yemen'deki savaşta Husilerle ateşkes yapmış durumda ve yeni bir çatışmaya sürüklenmek istemiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki Husilerin İsrail ve Lübnan'a yönelik tehditleri, Türkiye'nin yakından takip ettiği bir gelişmedir. Türkiye, bölgesel bir savaş riskinin artmasından endişe duymaktadır. Ankara, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarını sert bir dille kınamış ve İsrail'in “bölgeyi savaşa sürüklediğini” belirtmiştir. Türkiye, aynı zamanda Kızıldeniz'deki deniz ticaret güvenliği konusunda da hassastır; çünkü Türk ticari gemileri de bu sularda seyretmektedir. Husilerin olası bir saldırı dalgası, Türkiye'nin enerji ve ticaret bağlantılarını tehdit edebilir. Bu nedenle Türkiye, İsrail-Hizbullah çatışmasının yayılmasını önlemek için diplomatik girişimlerini artırmış ve bölgesel istikrarın korunması çağrısında bulunmuştur. Türkiye, ayrıca İran'ın bölgedeki etkisinin artmasından rahatsızlık duymakta ve bu durumun kendi bölgesel çıkarları aleyhine olacağını değerlendirmektedir.