Yemen hükümetine bağlı kuvvetler, İran destekli Husi milislerine ait bir insansız hava aracını (İHA) düşürdüklerini duyurdu. Olay, Yemen'in güneyinde Husilerin kontrolündeki bölgelerden hükümet güçlerinin bulunduğu hattaki askeri mevzilere yönelik bir saldırı girişimi sırasında meydana geldi. Hükümet kaynakları, hava aracının keşif veya saldırı amacıyla gönderildiğini belirterek, düşürülen İHA'nın enkazının incelendiğini bildirdi. Husilerden ise henüz konuya ilişkin bir açıklama gelmedi.
Gelişmenin arka planı
Yemen'de 2014 yılından bu yana süren iç savaş, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun 2015'te müdahalesiyle bölgesel bir çatışmaya dönüştü. İran'ın desteklediği Husi milisleri, başkent Sanaa ve çevresindeki geniş bir alanı kontrol ederken, uluslararası alanda tanınan Yemen hükümeti ise geçici başkent Aden ve çevresinde varlığını sürdürüyor. Çatışmalar, son yıllarda kısmen azalmış olsa da özellikle 2023'ten itibaren Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarıyla yeniden alevlendi. Husiler, bu saldırıları İsrail'in Gazze'deki operasyonlarına yanıt olarak düzenlediklerini iddia ediyor.
Hükümet güçleri, son aylarda Husi İHA'larına karşı hava savunma kabiliyetlerini güçlendirmeye çalışıyor. ABD ve Suudi Arabistan'dan sağlanan askeri destekle, özellikle insansız hava araçlarına karşı önlemler artırılmış durumda. Bu son olay, Husilerin hâlâ önemli bir İHA kapasitesine sahip olduğunu ve çatışmanın düşük yoğunluklu da olsa devam ettiğini gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Yemen'deki çatışma, yalnızca ülke içi bir mesele olmaktan çoktan çıkmış durumda. Husi saldırıları, Kızıldeniz'deki uluslararası deniz ticaretini tehdit ederek küresel ekonomiye doğrudan etki ediyor. ABD ve İngiltere, Husi hedeflerine yönelik hava saldırıları düzenlerken, Suudi Arabistan ve BAE de koalisyon güçleriyle bölgede aktif. İran ise Husilere silah ve finansman sağlamakla suçlanıyor; Tahran bu iddiaları reddediyor. Çatışma, İran-Suudi Arabistan rekabetinin ve daha geniş anlamda Şii-Sünni dengelerinin bir yansıması olarak görülüyor.
Öte yandan, Yemen'deki insani kriz derinleşiyor. BM verilerine göre, nüfusun büyük bir kısmı insani yardıma muhtaç durumda. Çatışmaların şiddetlenmesi, yardım koridorlarını da tehdit ediyor. Uluslararası toplum, kalıcı bir ateşkes ve siyasi çözüm için çağrılarını sürdürüyor ancak taraflar arasındaki güvensizlik ve dış müdahaleler, barışı zorlaştırıyor.
Bu son İHA düşürme olayı, Yemen hükümetinin savunma kapasitesini göstermesi açısından önemli. Ancak Husilerin saldırı yeteneklerini tamamen yitirmediğini de ortaya koyuyor. Bölgesel aktörlerin çatışmaya müdahil olmaya devam etmesi, savaşın seyrini belirleyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmada taraf olmamakla birlikte, bölgesel istikrarsızlıktan doğrudan etkileniyor. Kızıldeniz'deki Husi saldırıları, Süveyş Kanalı üzerinden yapılan ticaretin aksamasına yol açarak Türkiye'nin Asya ve Afrika ile deniz ticaretini olumsuz etkiliyor. Ayrıca, Yemen'deki kaos, insani kriz ve göç hareketlerini tetikleyerek Türkiye'ye yönelik göç baskısını artırabilir. Türkiye, İran ve Suudi Arabistan arasındaki dengeyi gözeterek diplomatik çözüm çağrılarını sürdürüyor. Uzun vadede, Yemen'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin Orta Doğu'daki güvenlik ve ekonomi çıkarlarını tehdit etmeye devam edecek.