Yemen hükümet güçleri, İran destekli Husilere karşı son dönemde 1.120'den fazla saldırı düzenlediklerini duyurdu. Orta Doğu Gözü'nün canlı blogunda yer alan habere göre, saldırılar ülkenin kuzeyinde ve batısında yoğunlaşırken, Husilerin kontrolündeki bölgelerdeki askeri hedefler vuruldu. Yemen hükümeti, operasyonların Husilerin askeri kapasitesini zayıflatmayı amaçladığını belirtti.
Çatışmaların arka planı ve cephe hattı
Yemen'de 2014'ten bu yana süren iç savaşta, Husiler başkent Sanaa ve çevresini kontrol ederken, uluslararası tanınmış hükümet Aden merkezli olarak faaliyet gösteriyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon 2015'ten itibaren hükümet güçlerine destek veriyor. Son aylarda Marib ve Taiz cephelerinde şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Marib, hükümetin kuzeydeki son kalesi olarak stratejik önem taşıyor ve zengin petrol rezervlerine ev sahipliği yapıyor. Hükümet güçlerinin son saldırıları, Husilerin Marib'e yönelik ilerleyişini durdurmayı hedefliyor.
Husiler ise saldırılara karşılık olarak koalisyon güçlerine ve hükümet askerlerine yönelik operasyonlar düzenliyor. Son haftalarda Husilerin balistik füze ve insansız hava aracı saldırılarında artış gözlemlendi. Bu saldırılar sadece Yemen içinde değil, Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine kadar uzanıyor. Hükümetin açıkladığı 1.120'den fazla saldırı rakamı, çatışmaların yoğunluğunu gözler önüne seriyor.
Birleşmiş Milletler ve uluslararası kuruluşlar, Yemen'deki insani krizin dünyanın en büyüklerinden biri olduğunu vurguluyor. Milyonlarca insan yerinden edilmiş durumda ve gıda güvensizliği had safhada. Çatışmaların tarafları arasında ateşkes çabaları zaman zaman gündeme gelse de kalıcı bir barış sağlanamadı.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Yemen iç savaşı, Orta Doğu'da vekalet savaşlarının en önemli cephelerinden biri haline geldi. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin desteklediği hükümet güçleri ile İran'ın desteklediği Husiler arasındaki mücadele, bölgesel güç dengelerini doğrudan etkiliyor. ABD, Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları nedeniyle bölgede askeri varlığını artırmış durumda. Kızıldeniz, küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12'sinin geçtiği kritik bir su yolu ve buradaki istikrarsızlık dünya ekonomisini de tehdit ediyor.
Husilerin son dönemde İsrail'e yönelik saldırıları ve Kızıldeniz'deki eylemleri, çatışmayı daha geniş bir boyuta taşıdı. ABD ve Birleşik Krallık, Husilerin deniz saldırılarına misilleme olarak Yemen'deki Husilere ait hedefleri vuruyor. Bu durum, Yemen'deki savaşın sadece yerel bir çatışma olmadığını, aynı zamanda küresel güvenlik ve ticaret için bir tehdit oluşturduğunu gösteriyor. Uluslararası toplum, Yemen'de siyasi bir çözüm için bastırıyor ancak taraflar arasındaki güvensizlik ve dış müdahaleler barışı zorlaştırıyor.
Hükümet güçlerinin son saldırıları, sahadaki dengeleri değiştirmeyi amaçlıyor. Ancak uzmanlar, askeri çözümün kalıcı barış getirmeyeceğini, aksine insani krizi derinleştirebileceğini belirtiyor. Yemen'deki savaşın sona ermesi için kapsamlı bir siyasi diyalog ve bölgesel aktörlerin uzlaşması gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki çatışmalar Türkiye'nin doğrudan sınır komşusu olmasa da bölgesel istikrar ve ticaret yolları açısından önem taşıyor. Kızıldeniz'deki gerilim, Türkiye'nin Asya ve Afrika'ya yönelik ticaret rotalarını dolaylı da olsa etkileyebilir. Türkiye, Yemen krizinde diplomatik çözümden yana tavır alarak insani yardımlara destek veriyor. Ayrıca, bölgedeki vekalet savaşlarının uzaması, Türkiye'nin Orta Doğu'daki güvenlik dengelerini de yakından ilgilendiriyor. Husilerin deniz saldırıları, küresel enerji ve ticaret güvenliğini tehdit ettiğinden, Türkiye'nin deniz ticaret yollarının güvenliği için uluslararası çabalara katılması beklenebilir.