İngiltere'nin Yemen'deki Suudi liderliğindeki koalisyona yönelik silah satışları ve askeri desteği, ülkedeki iç savaşın uzamasında ve dünyanın en büyük insani krizlerinden birinin derinleşmesinde önemli bir rol oynuyor. Middle East Eye'ın canlı blog güncellemesinde yer alan habere göre, İngiltere'nin bu desteği hem uluslararası hukuk hem de ahlaki sorumluluk açısından ciddi tartışmalara yol açıyor. 2015'ten bu yana Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, İran destekli Husi isyancılara karşı yürüttüğü operasyonlarda İngiliz yapımı silahları ve askeri danışmanlığı kullanıyor. İngiltere hükümeti, satışların uluslararası hukuka uygun olduğunu savunsa da, sivil kayıplar ve abluka nedeniyle eleştirilerin odağında.
İngiltere'nin Yemen'deki Rolü ve Tartışmalar
İngiltere, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne önemli miktarda silah ihraç eden ülkeler arasında yer alıyor. 2015-2021 yılları arasında İngiltere'nin Suudi Arabistan'a 6,7 milyar sterlin değerinde silah sattığı tahmin ediliyor. Bu satışlar arasında savaş uçakları, füzeler ve hassas güdümlü mühimmat bulunuyor. İngiliz ordusundan askeri personelin de Suudi koalisyon güçlerine eğitim ve lojistik destek sağladığı belgelenmiş durumda. Uluslararası Af Örgütü ve Human Rights Watch gibi kuruluşlar, bu silahların Yemen'de sivil yerleşim yerlerine yönelik saldırılarda kullanıldığını ve savaş suçu teşkil edebileceğini raporladı. İngiltere hükümeti ise silah ihracat lisanslarının titiz bir incelemeden geçtiğini ve uluslararası hukuka aykırı kullanımına dair kanıt bulunmadığını iddia ediyor. Ancak 2019'da İngiliz Temyiz Mahkemesi, Suudi Arabistan'a yapılan silah satışlarının yasallığının yeniden değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti; bu karar satışların geçici olarak durdurulmasına yol açtı, fakat sonraki hükümet kararlarıyla lisanslar yeniden verildi.
Yemen'de 2014'ten bu yana süren çatışmalar, BM'ye göre 377 binden fazla insanın ölümüne ve milyonlarca kişinin yerinden edilmesine neden oldu. Ülke, dünyanın en kötü insani krizlerinden biriyle karşı karşıya; nüfusun %80'i insani yardıma muhtaç durumda. Suudi koalisyonunun uyguladığı hava ve deniz ablukası, gıda ve ilaç sevkiyatını engelleyerek kitlesel açlığı derinleştiriyor. İngiltere'nin bu ablukaya dolaylı desteği, insani yardım kuruluşları tarafından sık sık eleştiriliyor. Öte yandan İngiltere, Yemen'e insani yardım sağlayan en büyük bağışçılardan biri; 2023'e kadar 1 milyar sterlinden fazla yardım taahhüt etti. Bu ikili durum, İngiltere'nin hem savaşın tarafı hem de yardım sağlayıcısı olarak çelişkili konumunu gözler önüne seriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen savaşı, Suudi Arabistan ve İran arasındaki bölgesel güç mücadelesinin bir cephesi haline geldi. İngiltere'nin Suudi Arabistan'a verdiği destek, Batı'nın İran'ı çevreleme politikasının bir parçası olarak görülüyor. Ancak bu destek, İngiltere'nin Orta Doğu'daki itibarını zedeliyor ve insan hakları ihlalleriyle anılmasına yol açıyor. ABD ve diğer Batılı ülkeler de benzer şekilde Suudi koalisyonuna destek veriyor; fakat İngiltere'nin silah satışlarındaki payı ve askeri varlığı, onu özellikle hedef haline getiriyor. Birleşmiş Milletler ve uluslararası hukuk uzmanları, silah satışlarının ortak suç teşkil edebileceği uyarısında bulunuyor. İngiltere'nin bu politikası, BM Güvenlik Konseyi'nin Yemen'e yönelik silah ambargosu çağrılarını da zayıflatıyor.
Son yıllarda İngiltere parlamentosunda ve kamuoyunda silah satışlarına yönelik artan bir muhalefet var. İşçi Partisi ve bazı muhafazakâr milletvekilleri, satışların durdurulması için çağrı yapıyor. 2020'de İngiltere, Suudi Arabistan'a yeni silah satışlarını geçici olarak askıya aldı, ancak 2021'de bu kararın büyük ölçüde geri alındığı görüldü. Sivil toplum kuruluşları, hükümetin şeffaflıktan uzak olduğunu ve silah ihracat lisanslarının detaylarını açıklamadığını belirtiyor. Bu durum, İngiltere'nin uluslararası alanda güvenilirliğini sorgulatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin Yemen'deki askeri müdahalesi, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Yemen krizinde diplomatik çözümden yana tavır alırken, Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkilerini dengelemeye çalışıyor. İngiltere'nin silah satışları, bölgedeki mezhep çatışmasını derinleştirerek Türkiye'nin güvenlik çevresini istikrarsızlaştırıyor. Ayrıca, Kızıldeniz ve Bab-el-Mendeb Boğazı'ndaki istikrarsızlık, Türkiye'nin Afrika ve Asya'ya uzanan ticaret yollarını tehdit ediyor. Türkiye, insani yardım faaliyetleriyle Yemen halkına destek olurken, Batılı ülkelerin silah satışlarına karşı eleştirel bir tutum sergiliyor. Bu durum, Türkiye'nin bölgede arabuluculuk rolünü güçlendirebilir.