Yemen hükümetine bağlı güçler, Bab el-Mendeb Boğazı yakınlarında Husilere ait askeri mevzileri hedef aldıklarını duyurdu. Operasyon, Kızıldeniz'in güney girişinde yer alan stratejik boğazda seyrüsefer güvenliğini tehdit eden son gelişmelerin ardından geldi. Yemen ordusu, saldırının Husilerin boğaz çevresindeki askeri kapasitesini zayıflatmayı amaçladığını belirtti.
Gelişmenin arka planı
Yemen'de yıllardır süren iç savaşta Husiler, 2014'ten bu yana başkent Sanaa ve ülkenin kuzeyinin büyük bölümünü kontrol ediyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise 2015'ten itibaren Yemen hükümetini desteklemek için askeri müdahalede bulunuyor. Bab el-Mendeb Boğazı, Kızıldeniz'i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu'na bağlayan kritik bir deniz geçiş noktası. Boğaz, küresel deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 10'unun geçtiği bir güzergâh üzerinde bulunuyor.
Son aylarda Husiler, Kızıldeniz'de İsrail bağlantılı gemilere yönelik saldırılar düzenleyerek bölgede tansiyonu yükseltmişti. ABD ve İngiltere, Husilerin deniz saldırılarına karşılık olarak Yemen'deki hedeflere hava saldırıları düzenlemişti. Yemen hükümet güçlerinin son operasyonu, bu uluslararası müdahalelerden bağımsız olarak kendi askeri inisiyatifiyle gerçekleştirildiği ifade ediliyor.
Yemen ordusundan yapılan açıklamada, saldırının Bab el-Mendeb kıyı şeridinde Husilere ait füze rampaları, insansız hava aracı üsleri ve deniz mayınları gibi hedefleri kapsadığı belirtildi. Operasyonun zamanlaması, Husilerin boğazdaki saldırı kapasitesini yeniden tesis etmeye çalıştığı bir döneme denk geliyor. Husiler ise henüz saldırıya ilişkin resmi bir açıklama yapmadı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bab el-Mendeb Boğazı, dünya deniz ticaretinin can damarlarından biri. Avrupa ile Asya arasındaki en kısa deniz yolu olan bu güzergâh, özellikle petrol ve doğalgaz taşımacılığı için hayati önem taşıyor. Boğazdaki istikrarsızlık, küresel enerji fiyatlarını ve tedarik zincirlerini doğrudan etkiliyor. Son aylarda Husilerin saldırıları nedeniyle birçok deniz taşımacılığı şirketi rotasını Ümit Burnu'na çevirmek zorunda kaldı; bu da nakliye maliyetlerini ve sürelerini artırdı.
Yemen hükümet güçlerinin bu operasyonu, Husilerin deniz saldırılarına karşı yerel düzeyde bir direnişin göstergesi olarak yorumlanıyor. Ancak Husilerin askeri kapasitesi ve İran'dan aldığı destek göz önüne alındığında, tek bir operasyonun boğazdaki güvenlik durumunu kökten değiştirmesi beklenmiyor. Bölgesel aktörler, Suudi Arabistan ve BAE, Yemen hükümet güçlerini desteklerken; İran ise Husilere askeri ve siyasi destek sağlıyor.
Uluslararası toplum, Bab el-Mendeb'deki gerginliğin azaltılması için diplomatik çözümler arıyor. BM, Yemen'de kapsamlı bir ateşkes ve siyasi çözüm için çaba harcıyor ancak taraflar arasındaki güvensizlik ve dış müdahaleler süreci zorlaştırıyor. Son saldırı, çatışmanın deniz boyutunu daha da öne çıkararak barış görüşmelerini gölgeleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bab el-Mendeb Boğazı'ndaki istikrarsızlık, Türkiye'nin deniz ticaret yolları güvenliği açısından önem taşıyor. Türk gemileri de bu güzergâhı kullanarak Asya ve Afrika pazarlarına ulaşıyor. Husilerin saldırıları ve karşı operasyonlar, Kızıldeniz'de nakliye maliyetlerini artırarak Türkiye'nin ihracatını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, bölgesel istikrarın sağlanması için diplomatik girişimlerde bulunabilir; ancak Yemen'deki çatışmada taraf olmaktan kaçınıyor. Enerji arz güvenliği ve ticaret yollarının açık kalması, Türkiye'nin öncelikleri arasında yer alıyor.