Birleşmiş Milletler, Yemen'de devam eden çatışmalar nedeniyle 112 bin kişinin yerinden edildiğini ve binlerce kişinin deniz yoluyla Cibuti'ye kaçtığını açıkladı. Ülkedeki insani kriz, son aylarda şiddetlenen çatışmalarla daha da derinleşirken, uluslararası yardım kuruluşları artan göç dalgasına dikkat çekiyor. BM yetkilileri, Cibuti'ye ulaşan Yemenli mülteci sayısının son haftalarda hızla arttığını ve bu ülkedeki kampların kapasitesinin zorlandığını belirtiyor.
İnsani Krizin Arka Planı
Yemen, 2014'ten bu yana iç savaşın pençesinde. İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun desteklediği hükümet güçleri arasındaki çatışmalar, ülkeyi büyük bir yıkıma sürükledi. BM'ye göre, savaş boyunca on binlerce sivil hayatını kaybetti ve milyonlarca kişi yerinden edildi. Son dönemde Marib ve Hodeidah gibi stratejik bölgelerde yoğunlaşan çatışmalar, yeni göç dalgalarını tetikledi. Özellikle Hodeidah limanı çevresindeki çatışmalar, insani yardımların ulaştırılmasını da engelliyor.
BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) sözcüsü, "Yemen'deki durum her geçen gün daha da kötüleşiyor. İnsanlar evlerini terk etmek zorunda kalıyor ve komşu ülkelere sığınıyor. Cibuti'ye kaçanların sayısı binleri buldu" dedi. Cibuti, Yemen'e coğrafi yakınlığı nedeniyle tarihsel olarak Yemenli mülteciler için bir sığınak olmuştu. Ancak bu son dalga, ülkedeki mevcut kaynakları ciddi şekilde zorluyor.
Yemen'deki insani kriz, dünyanın en büyük insani krizlerinden biri olarak kabul ediliyor. BM'ye göre, 24 milyondan fazla insan yardıma muhtaç durumda ve 4 milyondan fazla kişi ülke içinde yerinden edilmiş durumda. Çatışmalar nedeniyle sağlık sistemi çökmüş, kolera salgınları baş göstermiş ve gıda güvensizliği had safhaya ulaşmış durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen'deki çatışma, sadece ülke içinde değil, bölgesel dengeler açısından da kritik bir öneme sahip. Suudi Arabistan ve İran arasındaki vekalet savaşının bir cephesi haline gelen Yemen, Kızıldeniz ve Bab-el-Mendeb Boğazı'nın güvenliğini doğrudan etkiliyor. Bu boğaz, küresel ticaretin önemli bir geçiş noktası. Çatışmaların deniz ticaretini tehdit etmesi, uluslararası toplumun endişelerini artırıyor.
Son gelişmeler, bölgesel istikrarsızlığın daha da yayılabileceği endişelerini beraberinde getiriyor. Cibuti'ye kaçışlar, komşu ülkeler üzerindeki baskıyı artırıyor. Cibuti, Afrika Boynuzu'nda stratejik bir konumda ve halihazırda Somali ve Eritre gibi ülkelerden gelen mültecilere ev sahipliği yapıyor. Yeni gelen Yemenli mülteciler, ülkedeki kaynakların daha da kısıtlanmasına yol açabilir. Uluslararası yardım kuruluşları, acil fon ihtiyacının arttığını vurguluyor.
BM, taraflara çatışmaları durdurma ve insani yardımların engelsiz ulaşmasını sağlama çağrısında bulundu. Ancak şu ana kadar kalıcı bir ateşkes sağlanamadı. Yemen'deki kriz, Kovid-19 pandemisiyle birlikte daha da karmaşık bir hal aldı. Sağlık altyapısının zaten çökmüş olması, salgınla mücadeleyi imkansız hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki insani kriz ve artan göç dalgası, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de bölgesel istikrar açısından önem taşıyor. Türkiye, Kızıldeniz ve Bab-el-Mendeb Boğazı'nın güvenliğine önem veriyor; bu bölgedeki istikrarsızlık, küresel ticaret yollarını ve enerji arz güvenliğini tehdit ediyor. Ayrıca, Yemen'den kaçan mültecilerin Cibuti üzerinden Afrika Boynuzu'na yayılması, bölgedeki göç dinamiklerini etkileyebilir. Türkiye, insani yardım konusunda aktif bir aktör olarak, BM çağrılarına destek vererek bölgesel barış ve istikrara katkı sağlayabilir. Uzun vadede, Yemen'deki çatışmanın çözümü, Orta Doğu'nun genel güvenlik mimarisi için kritik.