Yemen'in güneybatısındaki Taiz ilinde, yıllardır süren çatışmaların ve ekonomik çöküşün etkisiyle harap olan yol altyapısı, bölgedeki su krizini daha da derinleştiriyor. Yolların büyük bölümünün geçilemez durumda olması, binlerce köylünün su kaynaklarına erişimini neredeyse imkânsız hale getiriyor. Özellikle kırsal kesimde yaşayan halk, günlerini su bulmak için harcarken, mevcut su kuyularına ulaşmak da çatışmalar nedeniyle oldukça riskli.
Taiz'de su krizi ve altyapı çöküşü
Taiz, Yemen'in en kalabalık şehirlerinden biri olmasına rağmen, 2014'ten bu yana süren iç savaşın en ağır tahribatına uğrayan bölgelerden. Şehrin büyük bir kısmı Husi kontrolünde, ancak hükümet güçleri de bazı bölgeleri elinde tutuyor. Bu bölünmüşlük, altyapı hizmetlerinin felç olmasına yol açtı. Su boruları, yıllardır bakım yapılmadığı için sık sık patlıyor; onarım ekipleri ise çatışma riski nedeniyle sahaya gidemiyor.
Kırsalda ise durum daha vahim. Yolların asfaltı tamamen dökülmüş, büyük çukurlar oluşmuş ve heyelanlar yüzünden birçok köy yolu tamamen kapanmış durumda. Su tankerleri geçemediği için köylüler, sırtlarında bidonlarla kilometrelerce yürümek zorunda kalıyor. Özellikle kadınlar ve çocuklar, günün büyük kısmını su taşımakla geçiriyor. Bu durum, çocukların okula gitmesini de engelliyor; birçok öğrenci, su sıkıntısı nedeniyle eğitimine ara vermek zorunda kalıyor.
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre, Taiz'de yaklaşık 600 bin kişi güvenli suya düzenli erişimden yoksun. Bölgedeki su kaynaklarının büyük bir kısmı da tuzlanma ve kirlenme nedeniyle sağlıksız hale gelmiş durumda. Yetkililer, su kaynaklı hastalıkların, özellikle kolera vakalarının, geçen yıla oranla yüzde 40 arttığını belirtiyor.
Bölgesel ve uluslararası boyut
Yemen'deki iç savaşta Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon, İran destekli Husilere karşı hükümete askeri destek veriyor. Bu durum, ülkeyi uzun süredir devam eden bir vekalet savaşının merkezine yerleştirmiş durumda. Taiz'deki su krizi ise, çatışmanın doğrudan bir sonucu olarak değerlendiriliyor; zira altyapının yeniden inşası, taraflar arasında kalıcı bir barış anlaşması sağlanmadan mümkün görünmüyor.
Uluslararası toplum, Yemen'deki insani krize kayıtsız kalmıyor. Birleşmiş Milletler, 2024 yılı için Yemen'e yönelik 2,6 milyar dolarlık bir yardım çağrısında bulundu, ancak fonların yalnızca yüzde 25'i karşılandı. Su ve hijyen projelerine ayrılan kaynaklar ise yetersiz kalıyor. Uzmanlar, altyapının iyileştirilmesi için en az 1 milyar dolar daha gerektiğini, ancak bunun için öncelikle çatışmaların sona ermesi gerektiğini vurguluyor.
Taiz'deki su krizi, Yemen'in genelinde yaşanan insani felaketin sadece bir parçası. Dünya Gıda Programı'na göre, ülke nüfusunun yarısından fazlası akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya. Su ve gıda krizi iç içe geçmiş durumda; temiz suya erişemeyen topluluklar, tarım yapamıyor ve gıda üretimi de düşüyor. Bu durum, kısır bir döngü yaratıyor ve bölgedeki istikrarsızlığı daha da derinleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki su krizi ve altyapı çöküşü, Türkiye'nin bölgeye yönelik insani yardım politikalarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, bugüne kadar Yemen'e yönelik önemli miktarda insani yardım gönderdi ve bu yardımların devam etmesi bekleniyor. Ancak kalıcı çözüm için Yemen'de ateşkesin sağlanması ve taraflar arasında siyasi diyaloğun başlaması büyük önem taşıyor. Türkiye, uluslararası toplumla birlikte bu süreci desteklemeye çalışıyor. Ayrıca, Yemen'deki istikrarsızlık, Kızıldeniz'deki güvenliği tehdit ederek bölgesel ticareti ve Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle olan ekonomik ilişkilerini dolaylı olarak etkileyebilir. Bu nedenle, Türkiye'nin çatışmanın sona erdirilmesine yönelik diplomatik çabaları hem insani hem de stratejik açıdan önemini koruyor.