Yatırımcıların Hindistan’a olan ilgisi azalıyor olabilir. Temmuz 2024’te Hindistan’ın MSCI Gelişen Piyasalar Endeksi’ndeki ağırlığı yüzde 19,99 ile rekor kırdı. Bu oran, gelişmekte olan ülke hisselerini izleyen önemli bir endekste Hindistan’ın tarihteki en yüksek seviyesine işaret ediyor. Aynı dönemde Çin’in ağırlığı ise yüzde 22 seviyesindeydi; oysa 2020’lerin başında bu oran yüzde 43’e kadar ulaşmıştı. Aradaki fark sadece 3 puan. Ancak bu tablo, uluslararası fon akışlarının Hindistan’dan çıkmaya başladığı bir döneme denk geliyor. Yabancı yatırımcılar, yüksek değerlemeler ve düşük kâr marjları nedeniyle Hint hisselerinden uzaklaşıyor.
Yabancı yatırımcı çıkışları ve yükselen rekabet
2022 ile 2024 arasında Hindistan, küresel fon akışlarında Çin’in yerini almaya başlamıştı. Ancak bu yılın ilk yarısında yabancı yatırımcılar Hindistan hisselerinden net 2,1 milyar dolar çıkardı. Bunun başlıca nedenleri arasında Hindistan’da yüzde 20’yi aşan hisse senedi değerlemeleri ve düşük şirket kârlılığı yer alıyor. Ayrıca, Çin’in teknoloji sektörüne yönelik toparlanma sinyalleri ve yapay zeka alanındaki yatırımlar, küresel fonların dikkatini yeniden Çin’e çeviriyor. Öte yandan, Hindistan’ın büyüme hikayesi uzun vadeli olarak hala cazip görülse de, kısa vadede piyasa beklentileri zorlanıyor. Jeopolitik riskler ve artan emtia fiyatları da Hindistan’ın ithalata bağımlı ekonomisini olumsuz etkiliyor.
Hindistan’ın MSCI ağırlığındaki artış, uzun süredir devam eden bir yükseliş trendinin sonucu. 2020’de yüzde 8 olan ağırlık, 2024’te yüzde 20’ye yükseldi. Bu artış, Hindistan’ın demografik avantajları, dijitalleşme hamleleri ve reform süreciyle desteklenmişti. Ancak mevcut değerlemeler, birçok fon yöneticisi için endişe kaynağı. Hindistan hisseleri, geçmiş beş yıllık ortalamalarına göre yüzde 25 daha pahalı. Bu da kâr realizasyonunu tetikliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hindistan’a olan ilginin azalması, küresel fon akışlarının yeniden Çin’e yönelmesine işaret ediyor. Çin, yapay zeka ve teknolojiye yaptığı yatırımlarla yabancı yatırımcıları cezbetmeye çalışıyor. Ayrıca, Çin’in düşük değerlemeleri ve hükümet teşvikleri, kısa vadede daha cazip fırsatlar sunuyor. Öte yandan, Hindistan’ın bölgesel rakipleri de güçleniyor. Endonezya ve Malezya, benzer demografik yapıları ve düşük maliyetleriyle dikkat çekiyor. Güneydoğu Asya ülkeleri, tedarik zinciri çeşitlendirmesi kapsamında yatırım çekiyor. Küresel çapta ise faiz indirimi beklentileri, gelişen piyasaların tamamına olan ilgiyi artırabilir. Ancak Hindistan, yapısal reformlar ve altyapı yatırımlarıyla uzun vadede hala avantajlı konumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin gelişen piyasalardaki konumunu doğrudan etkilemese de, küresel fon akışlarının yön değiştirmesi açısından önemli. Hindistan’dan çıkan fonların bir kısmının Türkiye gibi alternatif pazarlara yönelme olasılığı bulunuyor. Ancak Türkiye’nin yüksek enflasyon ve siyasi belirsizlikler nedeniyle yabancı yatırımcılar için riskli bir pazar olması, bu fırsatı sınırlıyor. Bölgesel rekabet açısından, Hindistan’ın zayıflaması Türkiye’nin tedarik zinciri çeşitlendirmesinde daha cazip hale gelmesine katkı sağlayabilir. Yine de, yatırımcı güveni ve makroekonomik istikrar, bu potansiyeli gerçeğe dönüştürmek için kritik.