İsrail ordusuna bağlı askerler, işgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus kentinde bir eve düzenledikleri gece baskınında, 28 yaşındaki Yusuf el-Mesri'yi silahsız halde yatak odasında vurarak öldürdü. Olay, 3 Kasım 2024 sabahı erken saatlerde, Nablus'un güneyindeki Tell köyünde meydana geldi. Görgü tanıklarının ifadesine göre, askerler eve ani bir baskın yaparken Mesri'nin ailesi de evde bulunuyordu. Aile üyeleri, Mesri'nin herhangi bir tehdit oluşturmadığını, ellerini havaya kaldırdığını ancak yine de vurulduğunu belirtti. Filistin Sağlık Bakanlığı, ölümü doğrularken, olayla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurdu. İsrail ordusu ise, askerlerin 'şüpheli hareketler' üzerine ateş açtığını iddia ederek, olayın incelendiğini açıkladı.
Baskınların arka planı ve yükselen tansiyon
Batı Şeria'da İsrail güçlerinin sık sık düzenlediği ev baskınları, Filistinliler arasında büyük tepki çekiyor. Özellikle Nablus ve çevresi, son aylarda İsrail ordusunun 'terörle mücadele' adı altında sert operasyonlarına sahne oluyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, sadece 2023 yılında Batı Şeria'da 200'den fazla Filistinli İsrail güçleri tarafından öldürüldü. Bu sayı, 2024'ün ilk 10 ayında da benzer bir seyir izliyor.
Yusuf el-Mesri'nin ölümü, sosyal medyada hızla yayılırken, birçok Filistinli 'İsrail'in sistematik şiddeti' olarak nitelendirdiği bu tür olaylara karşı protestolar düzenlenmesi çağrısı yaptı. Hamas ve Filistin İslami Cihat hareketleri, olayı 'savaş suçu' olarak kınarken, Filistin Yönetimi de uluslararası topluma müdahale çağrısında bulundu.
Bölgesel ve uluslararası boyut
Bu olay, İsrail-Filistin çatışmasının yeniden alevlendiği bir dönemde gerçekleşti. Gazze'de devam eden savaşın gölgesinde Batı Şeria'daki gerginlikler de tırmanıyor. İsrail, Gazze'de Hamas'a yönelik operasyonlarını sürdürürken, Batı Şeria'da da askeri baskıyı artırıyor. Bu durum, bölgede geniş çaplı bir çatışma riskini beraberinde getiriyor.
Uluslararası toplumdan İsrail'e yönelik eleştiriler artarken, ABD ve Avrupa Birliği'nin bu tür olaylara tepkisi genellikle Filistinlileri hayal kırıklığına uğratıyor. Olay, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nde ele alınabilir, ancak İsrail'in müttefiklerinin desteğiyle bu tür kararların uygulanması sınırlı kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail güçlerinin Batı Şeria'da bir Filistinliyi evinde öldürmesi, özellikle son dönemde Filistin davasına verdiği destekle öne çıkan Türkiye için önem taşıyor. Türkiye, Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı'nda Filistin'in yanında yer alırken, bu tür olayların Ankara'nın diplomatik çabalarını artırmasına neden olması muhtemel. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın daha önce İsrail'i 'soykırım' ve 'terör devleti' olarak tanımladığı söylemleri düşünüldüğünde, bu olayın Türk dış politikasında Filistin lehine daha sert bir çizgiye yol açabileceği değerlendiriliyor. Ayrıca, bölgedeki gerginliğin Türkiye'nin enerji ve güvenlik çıkarlarını da etkileyebileceği unutulmamalıdır.