Tanınmış yatırımcı, akademisyen ve ekonomist Paul Kedrosky, mevcut yapay zeka (AI) değerlemeleri ile şirketlerin gelecekteki gelir artışı beklentileri arasında ciddi bir kopukluk olduğunu gözlemliyor. Kedrosky, bu durumun yapay zeka balonunun, geçmişteki diğer devrim niteliğindeki teknolojilerin yol açtığı balonlardan önemli ölçüde farklı olacağı yönündeki iddialara şüpheyle yaklaşılması gerektiğini gösterdiğini belirtiyor. Özellikle teknoloji hisselerindeki aşırı değerlemelerin, dot-com balonu ve demiryolu çılgınlığı gibi tarihsel örneklere benzer şekilde, aşırı iyimserlik ve spekülatif beklentilerle beslendiğini ifade ediyor. Bu durum, hem küresel piyasalarda hem de Türkiye gibi gelişen ekonomilerde yatırımcılar ve politika yapıcılar açısından önemli riskler barındırıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Paul Kedrosky, özellikle son iki yılda yapay zeka alanında yaşanan hızlı gelişmelerin, büyük teknoloji şirketlerinin hisse senetlerinde ve girişim sermayesi yatırımlarında rekor düzeyde artışlara yol açtığını vurguluyor. OpenAI, Anthropic ve benzeri şirketlerin değerlemeleri, elde ettikleri gerçek gelirlerin çok üzerinde seyrediyor. Kedrosky'ye göre bu durum, yatırımcıların gelecekteki kazanç beklentilerini abartılı bir biçimde fiyatladığına işaret ediyor. Örneğin, bazı AI şirketlerinin hisse senedi fiyatları, 2023 ve 2024 yıllarında neredeyse üç katına çıkarken, bu şirketlerin çoğu henüz sürdürülebilir karlılık modelleri oluşturamamış durumda. Kedrosky, geçmişte bu tür balonların genellikle teknolojinin olgunlaşması ve piyasa beklentilerinin gerçekçi seviyelere inmesiyle söndüğünü hatırlatıyor. Bu bağlamda, AI alanındaki bazı iyimser senaryoların, gerçekleşmesi yıllar alabilecek devasa bir büyüme potansiyeline dayandığını ancak mevcut fiyatların bu potansiyelin çoktan gerçekleşmiş gibi değerlendiğine dikkat çekiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu değerleme endişeleri, yalnızca ABD merkezli teknoloji hisselerini değil, aynı zamanda küresel piyasaları da etkileyebilecek sistembir risk oluşturuyor. Özellikle, yatırım fonları ve emeklilik fonlarının teknoloji hisselerine ağırlık vermesi, olası bir düzeltmede bu kurumların zarar görebileceği anlamına geliyor. Avrupa ve Asya borsaları da ABD'deki teknoloji hisselerindeki dalgalanmalardan doğrudan etkilenebilir. Küresel tedarik zincirlerinin dijitalleşmesi ve endüstriyel otomasyonda AI'nın rolü göz önüne alındığında, bu alandaki bir balonun sönmesi, ekonomik durgunluk risklerini artırabilir. Ayrıca, gelişmekte olan ülkeler, teknoloji ithalatına bağımlı oldukları için, bu tür bir krizden daha fazla etkilenebilir. Özellikle yabancı sermaye akışlarının aniden tersine dönmesi, bu ülkelerin para birimlerinde ve borsalarında sert dalgalanmalara neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, teknoloji geliştirme ve yapay zeka alanındaki girişimlerine son yıllarda önemli yatırımlar yapıyor. Ancak bu küresel balonun sönmesi, Türkiye'nin teknoloji ihracatını olumsuz etkileyebilir ve ülkeye yönelik risk sermayesi akışını azaltabilir. Öte yandan, Türkiye'nin genç nüfusu ve artan yazılım geliştirme kapasitesi, bu tür küresel dalgalanmalarda fırsatlar da yaratabilir; yerli teknoloji şirketleri, küresel değerlemelerdeki normalleşmeyle daha sürdürülebilir bir büyüme modeli benimseyebilir. Yatırımcıların ve şirketlerin bu süreçte temkinli davranması, ülke ekonomisinin istikrarı açısından önem taşıyor.