Massachusetts'te bir federal yargıç, Teksas Başsavcısı Ken Paxton'ın (Cumhuriyetçi) ilerici bağış platformu ActBlue aleyhine açtığı bağış denetimi davasını sürdürmesini Perşembe günü engelledi. Bölge Yargıcı Richard G. Stearns, Paxton'ın "davayı sürdürmesini" bloke ederek, ActBlue'nun eyaletler arası ticaret ve ifade özgürlüğü gerekçeleriyle yaptığı itirazı kabul etti. Karar, Teksas Başsavcısı'nın ActBlue'nun bağış toplama uygulamalarını inceleme çabalarına geçici bir darbe vururken, federal yargının eyalet başsavcılarının yetkilerini sınırlayabileceğine işaret ediyor.
Davanın arka planı
Ken Paxton, Eylül 2023'te ActBlue aleyhine dava açarak, platformun Demokrat Parti ve ilerici adaylara yapılan bağışlarda yeterli kimlik doğrulaması yapmadığını, bunun da yabancı veya yasadışı bağışlara kapı araladığını iddia etmişti. Paxton, ActBlue'nun bağışçıların adres ve kredi kartı bilgilerini doğrulama sürecinin zayıf olduğunu öne sürerek, platformun federal seçim yasalarını ihlal ettiğini savunmuştu.
ActBlue ise Paxton'ın iddialarını "siyasi amaçlı" olarak nitelendirerek, Teksas Başsavcısı'nın eyalet sınırları dışında yargı yetkisi kullanmaya çalıştığını belirtti. Platform, Massachusetts merkezli bir şirket olarak, eyalet başsavcılarının kendi eyaletleri dışındaki şirketleri dava etme yetkisini sorguladı. Ayrıca ActBlue, bağış toplama uygulamalarının Birinci Anayasa Değişikliği ile korunan ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu savundu.
Yargıç Stearns, kararında ActBlue'nun lehine hükmederek, Paxton'ın davayı Teksas'ta değil, Massachusetts'te açması gerektiğini belirtti. Ayrıca, Paxton'ın iddialarının "spekülatif" olduğunu ve somut delillerle desteklenmediğini vurguladı. Karar, ActBlue'nun bağış toplama faaliyetlerine devam etmesine izin verirken, Teksas Başsavcısı'nın itiraz etmesi halinde Yüksek Mahkeme'ye taşınabileceği belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu dava, ABD'de siyasi bağışların şeffaflığı ve eyalet başsavcılarının yetkileri konusunda önemli bir emsal teşkil ediyor. Özellikle seçim dönemlerinde, siyasi kampanyalara yapılan bağışların kaynağı ve doğruluğu sıkça tartışma konusu oluyor. Paxton gibi Cumhuriyetçi başsavcılar, ilerici grupları hedef alan davalar açarken, Demokratlar da benzer şekilde muhafazakar platformları incelemeye alabiliyor. Ancak bu dava, eyalet başsavcılarının ülke çapındaki şirketleri dava etme yetkisinin sınırlarını yeniden gündeme getirdi.
Küresel ölçekte, bu karar, dijital bağış platformlarının uluslararası düzenlemelere tabi olup olmadığı sorusunu akla getiriyor. ABD'de siyasi bağışların denetimi, seçim güvenliği ve yabancı müdahalesi gibi konularla bağlantılı olarak sıkça tartışılıyor. Paxton'ın davası, bu alandaki düzenlemelerin gevşek olduğu yönündeki eleştirileri artırabilir. Ancak yargıcın kararı, mevcut yasal çerçevenin platformların işleyişine müdahale edilmesini sınırladığını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu dava doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, ABD'de siyasi bağışların denetimine ilişkin bu tür davalar, küresel demokrasi ve seçim güvenliği tartışmalarına katkı sağlıyor. Türkiye, siyasi partilere yapılan bağışlar ve seçim harcamaları konusunda daha katı düzenlemelere sahip olsa da, dijital platformlar üzerinden yapılan bağışların şeffaflığı küresel bir sorun. Bu karar, siyasi bağış platformlarının ifade özgürlüğü ve ticari faaliyet alanı arasındaki dengeyi vurgulaması açısından önemli. ABD'deki bu gelişme, benzer düzenlemelerin diğer ülkelerde de gündeme gelmesine yol açabilir.