Bağımsız bir araştırma grubu, uluslararası yaptırımlara rağmen Myanmar'daki askeri cuntanın yüksek hacimlerde jet yakıtı tedarik etmeye devam ettiğini ortaya koydu. Grup, Myanmar limanlarına ait resmi belgeler, sızdırılmış banka dokümanları ve açık kaynak verilerini inceleyerek, ülkeye jet yakıtı sağlayan karmaşık tedarik ağını haritalandırdı. Bu durum, Birleşmiş Milletler ve ABD'nin uyguladığı yaptırımların askeri rejimin operasyon kapasitesini sınırlamada ne kadar etkisiz kaldığını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Gelişmenin Arka Planı: Yaptırımların Delinmesi
Myanmar'da 2021 yılında gerçekleşen askeri darbe sonrası, Batılı ülkeler cuntaya karşı geniş kapsamlı yaptırımlar uygulamaya başladı. Bu yaptırımlar, silah ve çift kullanımlı malların yanı sıra, askeri operasyonlar için kritik öneme sahip jet yakıtı tedarikini de hedef alıyordu. Ancak araştırma, cuntanın bu yaptırımları, çoğunlukla Güneydoğu Asya ve Orta Doğu merkezli aracı şirketler aracılığıyla aşmayı başardığını gösteriyor.
İncelenen belgelere göre, jet yakıtı sevkiyatları genellikle Singapur, Malezya ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerdeki limanlar üzerinden gerçekleşiyor. Sevkiyatların büyük kısmı, Tayland ve Çin gibi Myanmar'a komşu ülkelerdeki rafinerilerden temin ediliyor. Özellikle Tayland merkezli bazı enerji şirketlerinin, yaptırımları delmek için paravan şirketler ve karmaşık faturalama yöntemleri kullandığı tespit edildi.
Raporda ayrıca, Myanmar askeri yönetiminin jet yakıtı alımlarını finanse etmek için, ülkenin doğal gaz ve değerli taş ihracatından elde edilen gelirleri kullandığı belirtiliyor. Bu gelir akışı, yaptırımların etkisini azaltan önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Tedarik Zinciri ve Diplomasi
Myanmar'a jet yakıtı tedariki, sadece bir yaptırım delme meselesi değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel jeopolitiği de yakından ilgilendiriyor. Çin ve Tayland gibi ülkeler, Myanmar'la olan ekonomik bağları ve enerji ihtiyaçları nedeniyle, yaptırımları tam anlamıyla uygulamakta isteksiz davranıyor. Bu durum, Batılı ülkelerin yaptırım rejimlerinin bölgesel güçler tarafından zayıflatılabileceğinin bir göstergesi.
Öte yandan, jet yakıtı tedarikinin, Myanmar ordusunun sivil hedeflere yönelik hava saldırılarında kullanılan savaş uçakları ve helikopterler için kritik olduğu biliniyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, darbe sonrası dönemde Myanmar'da 3.000'den fazla sivilin ölümüne yol açan hava saldırılarının büyük kısmı, bu jet yakıtı sayesinde gerçekleştiriliyor. Dolayısıyla, tedarik zincirinin devam etmesi, insani krizin derinleşmesine doğrudan katkıda bulunuyor.
ABD ve AB, yaptırımların etkinliğini artırmak için yeni önlemler üzerinde çalışsa da, mevcut tedarik ağının karmaşıklığı ve bölgesel aktörlerin iş birliği eksikliği, başarı şansını sınırlıyor. Uzmanlar, yaptırımların istenen sonucu vermesi için, başta Tayland ve Hindistan olmak üzere bölge ülkelerinin daha sıkı denetimler uygulaması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Myanmar'daki askeri cuntayla doğrudan askeri veya enerji ticaretinde bulunmuyor olmakla birlikte, yaptırımların delinmesi küresel yaptırım rejimlerinin güvenilirliğini zedeliyor. Bu durum, Türk dış politikasının da parçası olduğu uluslararası normlar sistemini zayıflatıyor. Öte yandan, Myanmar'a jet yakıtı tedarik eden ağda Güney Asya ve Ortadoğu merkezli aracı şirketlerin yer alması, Türkiye'nin de içinde bulunduğu geniş bölgede enerji kaçakçılığı ve yaptırım ihlallerinin yaygın olduğunu gösteriyor. Türkiye, kendi yaptırım uygulamalarında şeffaflığı artırarak ve bölgesel iş birliklerini güçlendirerek bu tür ihlallerin önüne geçilmesine katkıda bulunabilir.