Yapay zeka (YZ) sistemlerinin çalıştırılması için gerekli olan veri merkezlerinin su tüketimi, son yıllarda teknoloji ve çevre politikalarının en tartışmalı konularından biri haline geldi. Peki, yapay zeka gerçekte ne kadar “susuz”? Ve bu konu neden bu kadar büyük bir ilgi görüyor? Sorun, veri merkezlerinin soğutma sistemleri için kullandığı tatlı su miktarının, özellikle kurak bölgelerde yerel su kaynakları üzerinde yarattığı baskı. Microsoft, Google ve Amazon gibi şirketler, 2030 yılına kadar su pozitif olma hedefleri açıklamış olsa da, yapay zeka iş yüklerindeki patlama bu hedefleri zorluyor.
Veri Merkezlerinin Su Ayak İzi
Bir veri merkezinin su tüketimi, soğutma teknolojisine bağlı olarak değişiyor. Geleneksel soğutma kuleleri, sıcaklık düşürmek için su buharlaştırır ve bu süreçte megavat-saat başına yaklaşık 1.8 ila 2.3 litre su kullanılır. OpenAI'nin GPT-3 modelinin eğitimi, tahmini olarak 700.000 litre su tüketmiştir. Microsoft, 2022 yılında su tüketiminin bir önceki yıla göre %34 arttığını bildirmiştir. Bu artışın büyük kısmı, yapay zeka iş yüklerinin yoğunlaştığı veri merkezlerinden kaynaklanmaktadır. Ancak uzmanlar, su kullanımının yalnızca eğitim sürecinde değil, modellerin çıkarım yaparken (inference) sürekli olarak su gerektirdiğine dikkat çekiyor. Kullanıcıların ChatGPT gibi araçlar üzerinden yaptığı her sorgu, arka planda az miktarda su tüketimine yol açıyor.
Küresel Su Krizinde Teknoloji Devlerinin Rolü
Dünya genelinde su kıtlığı çeken bölgelerde veri merkezi kurulumları, yerel topluluklarla teknoloji şirketleri arasında gerilimlere neden oluyor. Örneğin, Arizona ve Şili gibi kurak bölgelerde, veri merkezlerinin su kullanımı tarımsal sulama ve içme suyu kaynaklarıyla rekabet ediyor. Öte yandan, bazı şirketler daha verimli soğutma teknolojilerine yöneliyor: sıvı soğutma, geri dönüştürülmüş su kullanımı ve kuru soğutma sistemleri. Ancak bu teknolojiler daha yüksek enerji tüketimi gerektirebiliyor. ABD'de veri merkezlerinin toplam su tüketiminin 2030 yılına kadar ikiye katlanarak 660 milyar litreye ulaşması bekleniyor. Bu durum, suyun bir yenilenebilir kaynak olmadığı gerçeğiyle birleşince, yapay zeka sektörünün sürdürülebilirlik vaatleri sorgulanıyor. Düzenleyici kurumlar da boş durmuyor: Avrupa Birliği, Veri Merkezi Su Verimliliği Etiketi oluşturmayı tartışırken, Kaliforniya'da yeni veri merkezlerinin su kullanımını sınırlayan yasalar gündemde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, artan dijitalleşme ve yapay zeka yatırımlarıyla veri merkezi talebini artırıyor. Özellikle İstanbul, Ankara ve Kocaeli gibi büyük şehirlerde kurulan veri merkezleri, su kaynakları üzerinde baskı oluşturabilir; zira Türkiye su stresi çeken bir ülke. Türkiye'nin “Hedef 2023” ve ulusal yapay zeka stratejisi kapsamında, veri merkezlerinin çevresel etkilerini minimize etmek için su verimliliği düzenlemeleri hayati önem taşıyor. Ayrıca, Türkiye’nin kurak iklim bölgelerinde (örneğin Güneydoğu) veri merkezi yatırımları planlanıyorsa, soğutma teknolojilerinin su tüketimi dikkatle değerlendirilmeli. Küresel ölçekte ise, Türkiye’nin su politikaları, yapay zeka sektörünün su ayak izi konusunda uluslararası standartlara uyumu, dış yatırım çekme açısından belirleyici olabilir.