Yapay zeka (YZ), küresel bilgi toplama ve işleme biçiminde köklü bir dönüşüm yaratırken, eleştirmenler bu teknolojinin özellikle yerli topluluklar ve beyaz olmayan gruplar için klişeleri pekiştirdiğini ve kültürel nüansları ortadan kaldırdığını ileri sürüyor. YZ sistemlerinin eğitildiği veri setlerinin çoğunluğu Batı merkezli ve İngilizce ağırlıklı olduğu için, bu durum yeni bir sömürgecilik biçimi olarak yorumlanıyor. Axios tarafından aktarılan eleştirilere göre, YZ algoritmaları, dil ve kültürel farklılıkları görmezden gelerek homojen bir dünya görüşü dayatıyor.
Gelişmenin Arka Planı: YZ'nin Veri Alanındaki Hegemonyası
YZ modelleri, büyük miktarda veriyle eğitilir. Bu verilerin kaynağı genellikle internet, kitaplar ve akademik yayınlar gibi Batılı kurumların kontrolündeki alanlardır. Örneğin, en popüler doğal dil işleme modelleri, ağırlıklı olarak İngilizce metinlerle eğitilir. Bu durum, diğer dillerdeki ve kültürlerdeki inceliklerin, deyimlerin ve bağlamların yeterince temsil edilmemesine yol açar. Yerli dillerindeki kavramlar, İngilizceye çevrilirken anlam kaybına uğrayabilir veya yanlış yorumlanabilir. Ayrıca, YZ'nin yüz tanıma sistemleri, açık tenli insanlara göre eğitildiği için, koyu tenli bireylerde daha yüksek hata oranları gösteriyor. Bu da toplumsal eşitsizlikleri derinleştiriyor.
Uzmanlara göre, YZ sistemleri, verilerde bulunan önyargıları öğrenir ve çoğaltır. Örneğin, işe alım yapay zekası, tarihsel verilerden dolayı kadınları veya azınlıkları eleyebilir. Suç tahmini yapan algoritmalar ise polis kayıtlarındaki önyargılar nedeniyle belirli mahalleleri hedef gösterebilir. Bu durum, YZ'nin tarafsız veya nesnel olduğu mitini yıkıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Kültürel Çeşitlilik Tehdit Altında
Küresel ölçekte, YZ'nin aynılaştırıcı etkisi, kültürel çeşitliliği tehdit ediyor. Küçük diller ve yerel kültürler, YZ ekosisteminde görünmez hale geliyor. Örneğin, bir YZ sohbet robotu, bir Navajo atasözünü tam olarak anlayamayabilir veya yanlış yorumlayabilir. Bu da kültürel mirasın kaybına yol açıyor. Eleştirmenler, YZ şirketlerinin (Google, Microsoft, OpenAI gibi) çoğunlukla Batı merkezli olduğunu ve bu nedenle teknolojinin yönlendirmesinin tek taraflı olduğunu belirtiyor. Gelişmekte olan ülkeler, YZ altyapısı ve verisi için bu şirketlere bağımlı hale geliyor. Bu da bir "veri sömürgeciliği" olarak adlandırılıyor; bu ülkelerin doğal kaynakları gibi verileri de çıkarılıp işlenerek yine Batı'ya satılan ürünler haline geliyor.
Birleşmiş Milletler ve UNESCO, YZ'nin etik kullanımı için kılavuzlar yayınlasa da, uygulama yetersiz kalıyor. Yerli temsilciler, YZ geliştirme süreçlerine dahil edilmedikçe, sorunların devam edeceğini söylüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, zengin etnik ve kültürel yapısıyla bu tartışmanın tam ortasında yer alıyor. Türkçe, Kürtçe, Zazaca gibi diller ve çeşitli kültürel ögeler, yabancı YZ modelleri tarafından yeterince temsil edilmiyor. Eğer Türkiye, kendi dil verilerini ve kültürel bağlamını içeren ulusal YZ modelleri geliştirmezse, yabancı algoritmaların dayattığı anlam kaymaları ve klişelerle karşı karşıya kalabilir. Ayrıca, Türkiye'deki YZ politikaları, kültürel çeşitliliği korumak için yerli veri setleri oluşturmayı ve YZ'de yerel dillerin kullanımını teşvik etmeyi içermelidir. Küresel düzeyde ise Türkiye, veri egemenliği konusunda diğer gelişmekte olan ülkelerle iş birliği yaparak, dijital sömürgeciliğe karşı ortak bir duruş sergileyebilir.