Küresel ekonomik ve jeopolitik manzarayı önümüzdeki birkaç yıl boyunca şekillendirmesi beklenen üç ana faktör bulunuyor: siyasi olarak kısıtlanmamış yapay zeka (YZ) gelişimi, küreselleşme mantığından sıfır toplamlı düşünceye geçiş ve uluslararası kuyruk risklerinin artması. Uzmanlara göre senaryoların büyük kısmı olumlu veya en azından beklendiği gibi sonuçlanabilir, ancak kontrolden çıkan YZ yarışı veya jeopolitik bir kırılma her şeyi değiştirebilir.
Gelişmenin Arka Planı: Yapay Zeka ve Küreselleşmenin Dönüşümü
YZ teknolojilerindeki baş döndürücü ilerleme, ülkeler arasında adeta bir silahlanma yarışına dönüşmüş durumda. Siyasi kısıtlamaların asgari düzeyde olduğu bu ortamda, ABD ve Çin gibi ülkeler YZ yatırımlarına milyarlarca dolar akıtıyor. Oysa düzenleme eksikliği, iş gücü piyasalarında yıkıcı etkilerden siber güvenlik tehditlerine kadar bir dizi riski beraberinde getiriyor.
Bir diğer önemli faktör, küreselleşme idealinin terk edilerek yerini "sıfır toplam" mantığına bırakması. Batı ile Doğu arasında artan ticaret savaşları, teknoloji transferi kısıtlamaları ve arz zincirlerinin yeniden yapılandırılması, uluslararası iş birliğini zedeliyor. Bu ortamda kazan-kazan politikalarının yerini korumacılık ve milli çıkarlar alıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Yükselen Kuyruk Riskleri
Üçüncü faktör ise jeopolitik kuyruk risklerinin artması. Rusya-Ukrayna savaşı, İsrail-Hamas çatışması ve Tayvan gerilimi gibi krizler, piyasalarda oynaklığı tırmandırıyor. Ekonomik yaptırımlar, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve para birimlerindeki değer kayıpları, gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere küresel ekonomiyi tehdit ediyor.
Uzmanlara göre bu üç faktörün kesişimi, önümüzdeki dönemde yatırım stratejilerinden merkez bankası politikalarına kadar her alanı etkileyecek. Bloomberg Economics'in analizine göre, YZ verimliliği artırıp enflasyonu düşürebilir veya tam tersi işsizliği körükleyerek sosyal huzursuzluk yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, bu küresel dönüşümde hem fırsatlar hem de tehditlerle karşı karşıya. YZ yatırımlarının hızlanması, Türkiye'nin teknoloji ihracatındaki rekabet gücünü artırabilir; ancak aynı zamanda iş gücü piyasasında yapısal dönüşüm zorunluluğunu da beraberinde getiriyor. Küreselleşmeden uzaklaşma ve sıfır toplam mantığının yükselişi, Türkiye'nin ticaret ortaklarıyla ilişkilerinde ek riskler oluşturuyor. Artan jeopolitik riskler ise Türkiye'nin enerji güvenliği ve turizm gelirleri üzerinde baskı yaratabilir. Bu nedenle Ankara'nın YZ düzenlemelerinde proaktif olması, ticaret rotalarını çeşitlendirmesi ve bölgesel diplomatik inisiyatiflerini sürdürmesi kritik önem taşıyor.