Eski Federal Rezerv yöneticilerinden Kevin Warsh, yapay zekanın (YZ) merkez bankalarının para politikası üzerinde yaratabileceği etkileri tartışırken, eski Fed Başkanı Alan Greenspan’ın teknolojiye dair yaklaşımından seçici dersler çıkarıyor. Warsh’a göre YZ, üretkenlik artışı yoluyla enflasyonu baskılayarak faiz oranlarının düşmesine yol açabilir. Ancak bu görüş, Greenspan’ın 1990’lardaki “üretkenlik devrimi” tezine dayansa da, YZ’nin işgücü piyasası ve gelir dağılımı üzerindeki yıkıcı etkilerini göz ardı ediyor.
Arka Plan: Greenspan ve Teknoloji İyimserliği
Alan Greenspan, 1990’ların sonunda “Yeni Ekonomi” söyleminin öncülerindendi. Ona göre bilgi teknolojileri, verimliliği artırarak enflasyonu düşük tutarken, merkez bankalarının faizleri daha uzun süre düşük tutmasına olanak tanıyordu. Warsh, YZ’nin benzer bir etki yaratabileceğini savunuyor: “Yapay zeka, iş süreçlerini otomatize ederek ve veri analizini hızlandırarak maliyetleri düşürebilir, bu da fiyat istikrarına katkı sağlar.”
Ancak eleştirmenler, YZ’nin yarattığı verimlilik kazanımlarının ilk etapta belirli sektörlerde yoğunlaştığına dikkat çekiyor. Örneğin, üretim ve lojistik gibi alanlarda YZ yatırımları artarken, hizmet sektöründe bu etki henüz sınırlı. Ayrıca, YZ’nin işgücü ikamesi yaratma potansiyeli, toplam talebi düşürerek deflasyonist bir baskı oluşturabilir. Bu, Greenspan döneminde yaşanan iyimser tablodan farklı bir risk senaryosu.
Küresel Boyut: Merkez Bankaları ve YZ
Warsh’ın analizi, küresel merkez bankalarının YZ’yi para politikası aracı olarak kullanma potansiyeline de ışık tutuyor. YZ, enflasyon beklentilerini daha doğru tahmin edebilir, ancak bu modellerin şeffaflığı ve hesap verebilirliği sorun yaratabilir. Ayrıca, YZ’nin veri bağımlılığı, merkez bankalarının geleneksel bağımsızlık anlayışını sorgulatıyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, YZ odaklı politika değişiklikleri döviz kurlarında ani dalgalanmalara yol açabilir.
Federal Rezerv, Avrupa Merkez Bankası ve diğer büyük merkez bankaları, YZ’nin makroekonomik etkilerini değerlendirmek için çalışma grupları oluşturdu. Ancak henüz somut bir politika değişikliği söz konusu değil. Warsh, bu geçiş sürecinin enflasyonla mücadelede kısa vadeli faiz artışlarını gerektirebileceğini, ancak uzun vadede YZ kaynaklı verimlilik kazanımlarının faizleri düşüreceğini öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yapay zeka kaynaklı üretkenlik artışı ve olası faiz indirimleri, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için çift yönlü bir etki yaratabilir. Bir yandan, küresel faiz ortamının düşmesi, Türkiye’nin dış borç yükünü hafifletebilir ve sermaye girişlerini artırabilir. Ancak diğer yandan, YZ’nin emek yoğun sektörlerde yarattığı işsizlik riski, Türkiye’nin yapısal dönüşüm ihtiyacını derinleştirebilir. Merkez Bankası’nın YZ okuryazarlığı ve bu teknolojiyi enflasyon tahminlerinde kullanma kapasitesi, politika etkinliği açısından kritik önem taşıyor. Bu nedenle Türkiye, YZ’nin makroekonomik etkilerini izlemek ve yerli teknoloji yatırımlarını hızlandırmak zorundadır.