Yapay zeka çağının şafağında, Çin'deki gençler iş bulma kaygısıyla felsefe profesörlerine yöneliyor. Anakara Çin'de genç işsizlik oranının yüzde 17'ye dayandığı bir dönemde, felsefe profesörü Zhao Tingyang'ın öğrencileriyle yaptığı sohbetlerde sıkça duyduğu soru şu: “Mezun olduğumuzda ne iş yapabiliriz?” Bu soru, yapay zekanın iş piyasasını kökünden değiştirdiği bir dünyada geçerliliğini koruyor. Zhao, yapay zekanın insanlık için bir tehdit değil, aslında insanı yeniden keşfetme fırsatı sunduğunu savunuyor. Ona göre yapay zeka, rutin ve tekrarlayan işleri üstlenirken, insanın yaratıcılık, eleştirel düşünme ve etik muhakeme gibi özgün yeteneklerini ön plana çıkarıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Yapay Zeka ve İnsani Değerler
Pekin Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde ders veren Prof. Zhao Tingyang, son makalesinde yapay zeka devriminin insanlık için bir kimlik krizi yarattığını belirtiyor. Ona göre yapay zeka, insan zekasını taklit edebilir ancak empati, etik ve tutku gibi insana özgü özellikleri asla tam anlamıyla kazanamaz. Bu nedenle eğitim sisteminin yapay zeka ile rekabet etmek yerine, insanı insan yapan becerilere odaklanması gerekiyor. Çin'de genç işsizliğinin yanı sıra yapay zeka kaygısı da büyüyor. 2024 yılı itibarıyla her dört Çinli gençten biri yapay zekanın işini elinden almasından endişe ediyor. Zhao, öğrencilerine tarihte teknolojik devrimlerin her seferinde iş piyasasını dönüştürdüğünü ancak yeni fırsatlar da yarattığını hatırlatıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Yapay Zeka Yarışı ve Toplumsal Uyum
Çin, yapay zeka alanında ABD ile kıyasıya bir yarış halinde. Çin hükümeti 2030 yılına kadar yapay zeka alanında dünya lideri olmayı hedefliyor. Ancak bu yarışın toplumsal maliyeti yüksek. Otomasyon, özellikle imalat ve hizmet sektöründe milyonlarca işi tehdit ediyor. Küresel boyutta Dünya Ekonomik Forumu, 2025 yılına kadar yapay zekanın 85 milyon işi ortadan kaldıracağını ancak 97 milyon yeni iş yaratacağını öngörüyor. Zhao'nun vurguladığı gibi asıl sorun, yapay zekanın ne yapabileceği değil, insanın ne yapmak istediği. Bu bağlamda felsefe gibi beşeri bilimler, kritik düşünme, etik ve yaratıcılık gibi becerileri geliştirerek yapay zeka çağında insanlığın ayakta kalmasını sağlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'de yaşanan bu yapay zeka kaygısı, Türkiye için de önemli dersler barındırıyor. Türkiye'de genç işsizlik oranı yüzde 25'in üzerinde seyrederken, yapay zekanın iş piyasasını dönüştürmesi Türk gençleri için ek bir tehdit oluşturuyor. Türkiye, eğitim sistemini yeniden yapılandırarak eleştirel düşünme, yaratıcılık ve dijital okuryazarlık gibi yapay zeka çağının becerilerine odaklanmalı. Ayrıca sosyal güvenlik ağlarını güçlendirmeli ve iş gücü dönüşümünü yönetmeli. Küresel yapay zeka yarışında orta güçte bir ülke olarak Türkiye, insan odaklı bir teknoloji politikası izleyerek hem ekonomik kalkınmasını hızlandırabilir hem de toplumsal uyumu koruyabilir.