1963 yılının başlarında, kapsamlı bir nükleer test yasağı konusunda ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki pozisyon farkını tek bir sayı özetliyordu: Nikita Kruşçev yılda üç yerinde denetim önermişti, Washington ise yedi denetim talep ediyordu. Diğer anlaşmazlıklar da sürüyordu. Bu tarihsel anekdot, bugün yapay zeka (YZ) çağında silah kontrolü çabalarına ışık tutuyor. YZ'nin askeri uygulamaları, otonom silah sistemleri ve stratejik istikrar üzerindeki etkileri, Soğuk Savaş dönemindeki nükleer silahlanma yarışını aratmayacak bir belirsizlik ve rekabet ortamı yaratıyor. Silah kontrolü uzmanları, geçmiş deneyimlerden üç önemli uyarıyı günümüze taşıyor: Doğrulama mekanizmalarının zaafiyeti, taraflar arasındaki güvensizlik ve teknolojik gelişmelerin öngörülemezliği.
1963'ten Bugüne: Doğrulama Sorunu
1963'teki denetim sayısı tartışması, aslında bir güven ve doğrulama meselesiydi. Sovyetler Birliği, ABD'nin casusluk amacıyla denetimleri kullanmasından çekiniyordu; ABD ise Sovyetlerin gizli testlerini tespit edememekten. Bugün YZ alanında benzer bir ikilem yaşanıyor. YZ sistemlerinin askeri kullanımını sınırlamak veya yasaklamak için etkili bir doğrulama mekanizması henüz mevcut değil. Yazılım tabanlı sistemler, uzaktan güncellenebilir ve gizlenebilir; nükleer tesisler gibi uydu görüntüleriyle izlenemez. Ayrıca, YZ algoritmalarının sivil ve askeri amaçlarla aynı anda kullanılabilmesi, hangi kapasitenin kısıtlandığını belirsizleştiriyor. Bu durum, silah kontrolü anlaşmalarının temelini oluşturan "doğrula ve güven" ilkesini çürütüyor.
Soğuk Savaş'ta nükleer testleri tespit etmek için sismik istasyonlar, uydu görüntüleri ve yerinde denetimler kullanılıyordu. YZ için benzer bir teknik altyapı yok. Algoritmik şeffaflık ve kaynak kodu denetimi gibi öneriler tartışılıyor ancak bunlar hem ticari sırlar hem de ulusal güvenlik gerekçeleriyle engelleniyor. Üstelik, YZ sistemlerinin "kara kutu" doğası, denetçilerin sistemin gerçekten anlaşmaya uygun çalışıp çalışmadığını anlamasını zorlaştırıyor. Bu belirsizlik, tarafların birbirini suçlamasına ve anlaşmalardan çekilmesine yol açabilir.
Güvensizlik ve Teknolojik Belirsizlik
1960'larda ABD ve Sovyetler Birliği arasındaki güvensizlik, anlaşmaların önündeki en büyük engeldi. Bugün de ABD ile Çin arasında YZ konusunda derin bir güvensizlik var. Her iki ülke de diğerinin YZ'yi askeri üstünlük sağlamak için kullanacağından korkuyor. Bu korku, silahlanma yarışını körüklüyor. Örneğin, otonom silah sistemleri ("katil robotlar") konusunda uluslararası bir yasak çağrısı var ancak büyük güçler bu sistemlere yatırım yapmayı sürdürüyor. YZ'nin savaş alanında kullanımı, insan karar vericilerin devre dışı kalması riskini taşıyor ve yanlışlıkla çatışma çıkarma potansiyelini artırıyor.
Teknolojik belirsizlik ise bir diğer uyarı. YZ hızla evriliyor; bugünün anlaşması yarının teknolojisini kapsamayabilir. 1963'te nükleer test yasağı, atmosferik testleri yasaklarken yeraltı testlerine izin veriyordu çünkü yeraltı testlerini tespit etmek zordu. Benzer şekilde, YZ anlaşmaları da belirli uygulamaları yasaklarken diğerlerine göz yumabilir. Ancak YZ'nin genel amaçlı doğası, herhangi bir sınırlamayı delmeyi kolaylaştırıyor. Bir YZ modeli, sivil bir uygulamadan askeri bir uygulamaya kolayca uyarlanabilir. Bu da silah kontrolü çabalarını baştan kırılgan hale getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yapay zeka silah kontrolü, sadece ABD, Çin ve Rusya'yı değil, tüm dünyayı ilgilendiriyor. Orta Doğu, Güney Asya ve Doğu Asya gibi gergin bölgelerde YZ destekli silahların yayılması, istikrarsızlığı artırabilir. Örneğin, İsrail ve İran arasındaki gerilimde YZ destekli hedefleme sistemleri kullanılıyor. Hindistan ve Pakistan arasındaki nükleer denge, otonom sistemlerle daha da karmaşık hale gelebilir. Ayrıca, YZ'nin siber saldırılarda kullanılması, devlet dışı aktörlerin güç kazanmasına yol açabilir. Uluslararası toplum, bu riskleri azaltmak için Birleşmiş Milletler çatısı altında çeşitli girişimler başlattı ancak bağlayıcı bir anlaşma sağlanamadı. 2023'te ABD ve Çin, YZ konusunda ikili görüşmeler yapacağını duyurdu ancak somut adım atılmadı.
Soğuk Savaş deneyimi, silah kontrolünün mümkün olduğunu gösteriyor ancak koşullar farklı. Nükleer silahların yıkıcılığı, tarafları masaya oturmaya zorladı. YZ'nin etkileri ise daha sinsi ve yaygın. Bu nedenle, YZ silah kontrolü için yeni bir yaklaşım gerekiyor: Şeffaflık, karşılıklı güven tesisi ve teknolojik gelişmeleri izleyecek dinamik bir çerçeve. Aksi halde, 1963'teki gibi bir sayı yüzünden yıllar kaybedilebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem NATO üyesi hem de bölgesel bir güç olarak YZ silah kontrolü tartışmalarında aktif rol almalı. Türk savunma sanayii, insansız hava araçları ve otonom sistemlerde önemli adımlar attı. Bu kapasite, Türkiye'nin YZ silahları konusundaki uluslararası düzenlemelerde söz sahibi olmasını gerektiriyor. Ayrıca, Türkiye'nin sınır güvenliği ve terörle mücadelede YZ destekli sistemleri kullanması, doğrulama ve etik kaygıları gündeme getirebilir. Küresel bir YZ silah kontrolü rejimi, Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını koruyabilir ancak teknolojik bağımsızlığını da gözetmeli. Türkiye, BM ve NATO platformlarında yapıcı önerilerle öne çıkarak hem bölgesel istikrara katkı sağlayabilir hem de YZ yarışında geri kalmamak için denge gözetmeli.