ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in 18 Haziran 2026'da Brüksel'de yaptığı NATO konuşması, birçok gözlemci tarafından Trump yönetiminin Avrupa güvenliğine yönelik geleneksel ABD taahhüdünü öfkeyle terk ettiğinin mükemmel bir örneği olarak değerlendirildi. Hegseth'in açıklamaları, Washington'un kıtadaki askeri varlığını azaltabileceği ve ittifakın geleceğine dair belirsizliği artırdığı şeklinde yorumlandı. Ancak bu tablo, Trump yönetiminin stratejisini tam olarak yansıtmıyor; zira yönetim, müttefiklerin savunma harcamalarını artırmasını teşvik ederken, Avrupa'daki ABD askeri varlığının tamamen kaldırılmasından ziyade yeniden yapılandırılmasını hedefliyor.
Hegseth'in Konuşması ve Trump'ın Mesajı
Hegseth, Brüksel'deki NATO Savunma Bakanları toplantısında yaptığı konuşmada, Avrupalı müttefiklerin kendi savunmalarına daha fazla yatırım yapması gerektiğini vurguladı. ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığının "sürdürülebilir" olmadığını belirten Hegseth, bu açıklamalarıyla Trump yönetiminin önceki yıllarda dile getirdiği "yük paylaşımı" söylemini sürdürdü. Beyaz Saray kaynakları, bu mesajın müttefikleri 'üzerindeki yükü artırmaya' yönelik bir teşvik olarak tasarlandığını ancak Avrupa başkentlerinde paniğe yol açtığını ifade ediyor.
Nitekim Almanya, Fransa ve diğer NATO üyeleri, ABD'nin güvenilirliğine ilişkin endişelerini dile getirdi. Fransa Cumhurbaşkanı, "ABD'nin taahhütleri sorgulanamaz" derken, Almanya Dışişleri Bakanı, ittifak içinde "güven bunalımı" yaşandığını söyledi. Bu tepkiler, Trump yönetiminin Avrupa'nın güvenlik mimarisini değiştirme yönündeki kararlılığını gösteriyor.
Avrupa Güvenliğinin ve ABD Varlığının Geleceği
ABD'nin Avrupa'da yaklaşık 100 bin askeri bulunuyor ve bu sayının önümüzdeki dönemde 60-70 bin bandına çekilebileceği konuşuluyor. Ancak yönetim yetkilileri, asker sayısındaki olası azalmanın, Doğu Kanadı'nın güçlendirilmesi gibi yeniden konumlanma önlemleriyle dengeleneceğini savunuyor. Pentagon'un yeni savunma stratejisi, Çin'e odaklanmayı öngörürken, Avrupa'nın kendi savunma kapasitesini artırması bekleniyor. NATO Genel Sekreteri ise ittifakın "ortak savunma" anlayışından ödün vermeyeceğini vurguladı.
Bu değişim, küresel güç dengeleri açısından da kritik. Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı sürerken, Avrupa'nın savunma harcamalarını artırması, Moskova'nın elini zayıflatabilir. Ancak ABD'nin geri çekildiği bir senaryoda, Avrupa'nın kendi savunmasını üstlenmesi yıllar alabilir. Bu belirsizlik, bölgede güç boşluğu doğurabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump yönetiminin Avrupa'daki askeri varlığını yeniden yapılandırması, Türkiye'yi doğrudan etkileyecek bir gelişme. Türkiye, NATO'nun güney kanadında kilit bir müttefik olarak önemini koruyor. ABD'nin Avrupa'dan kısmi çekilmesi, Ankara'nın ittifak içindeki stratejik değerini artırabilir; ancak aynı zamanda, Washington'un bölgesel güvenlik konularında işbirliğine olan ilgisini azaltabilir. Özellikle Doğu Akdeniz ve enerji güvenliği gibi dosyalarda ABD'nin daha az ilgili olması, Türkiye'yi yeni ittifak arayışlarına yöneltebilir. Kaldı ki Türkiye'nin savunma sanayi alanında attığı adımlar, bu belirsizlik ortamında elini güçlendiriyor. Ancak NATO içinde dayanışmanın zayıflaması, Türkiye'nin güvenlik çıkarları aleyhine gelişebilecek riskler de barındırıyor.