Çin Halk Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı, 10 Ocak 2025 tarihinde yaptığı açıklamayla Avrupa Birliği üyesi ülkelerde faaliyet gösteren 14 kuruluşu resmi ihracat kontrol listesine eklediğini duyurdu. Karar, aynı gün yürürlüğe girdi ve söz konusu kuruluşlara çift kullanımlı ürünlerin (sivil ve askeri amaçlarla kullanılabilen mallar) ihracatını derhal yasakladı. Bu adım, Pekin yönetiminin Batı ile artan teknolojik ve ticari gerilimlerinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Çin Ticaret Bakanlığı'nın açıklamasında, bu kuruluşların Çin'in ulusal güvenliğini ve çıkarlarını tehdit ettiği iddia edildi, ancak spesifik bir gerekçe belirtilmedi. Uzmanlar, bu hamlenin AB'nin Çin'e yönelik kısıtlayıcı politikalarına bir yanıt olduğunu ve iki taraf arasındaki ticaret savaşının yeni bir aşamaya girdiğini belirtiyor.
Gelişmenin arka planı
Çin'in ihracat kontrol listesine eklenen 14 kuruluşun isimleri henüz resmi olarak açıklanmadı, ancak diplomatik kaynaklar bunların yarı iletken, yapay zeka ve kuantum hesaplama gibi stratejik alanlarda faaliyet gösteren Avrupalı şirketler ve araştırma kurumları olduğunu öne sürüyor. Bu adım, Çin'in 2023'te yürürlüğe giren ve ülkenin ihracat kontrol mekanizmasını güçlendiren yeni düzenlemelerinin ardından geldi. Çin hükümeti, bu düzenlemeyi ulusal güvenlik ve çıkarların korunması amacıyla uluslararası yükümlülüklerine uygun olarak uyguladığını savunuyor.
Bu gelişme, AB ve Çin arasındaki ilişkilerdeki olumsuz seyrin bir devamı. Son yıllarda AB, Huawei ve ZTE gibi Çinli teknoloji firmalarının 5G ağlarından çıkarılmasını teşvik etmiş, Çin ise lit içerisindeki nadir toprak elementlerinin ihracatına kısıtlamalar getirmişti. Ayrıca, Avrupa Parlamentosu geçtiğimiz ay Çin'in Doğu Türkistan'daki insan hakları ihlalleri iddialarına karşı bir karar tasarısını kabul etmişti. Bu karar, Pekin yönetimini kızdırmış ve karşılıklı misillemeleri hızlandırmıştı.
Bölgesel veya küresel boyut
Çin'in bu kararı, sadece AB ile ilişkilerini değil, aynı zamanda küresel tedarik zincirlerini de etkileme potansiyeli taşıyor. Çift kullanımlı ürünler arasında yüksek teknolojiye sahip elektronik bileşenler, gelişmiş sensörler ve bazı kimyasal maddeler yer alıyor. Bu ürünler, Avrupa'daki savunma sanayii ve sivil havacılık gibi kritik sektörlerde kullanılıyor. Avrupa Komisyonu, kararı derhal değerlendirdiğini ve gerekli karşı önlemleri alacağını duyurdu. Almanya Ekonomi Bakanlığı ise bu adımın, uluslararası hukuka aykırı olabileceğini ve DSÖ kurallarını ihlal ettiğini savundu.
Bu durum, ABD ve Çin arasındaki teknoloji hakimiyeti mücadelesinin bir parçası olarak görülüyor. Biden yönetimi, müttefiklerini Çin'e yönelik ihracat kısıtlamaları konusunda birleştirmeye çalışırken, Çin de Avrupa'yı kendi tarafına çekmeye veya en azından tarafsız tutmaya çalışıyor. Ancak bu tür misillemeler, Avrupa'yı ABD'ye daha da yaklaştırabilir. Uzmanlar, bu kararın küresel ticarette yeni bir bölünmenin habercisi olduğunu ve çok taraflı ticaret sistemine ciddi bir darbe vurduğunu belirtiyor. Çin'in ihracat kontrol listesinde şu anda toplamda 30'dan fazla kuruluş bulunuyor ve bu sayının artması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, bu gelişmede doğrudan taraf olmamakla birlikte, küresel tedarik zincirlerindeki aksaklıklardan etkilenebilir. Türkiye'nin teknoloji ve savunma sanayiinde Avrupa'ya bağımlılığı göz önüne alındığında, Çin'in bu ürünlerin ihracatını kısıtlaması, dolaylı olarak tedarik zinciri maliyetlerini artırabilir. Öte yandan, Türkiye'nin hem AB hem de Çin ile olan denge politikası, bu tür bir ticari gerginlikte iki tarafı da karşısına almamak adına hassas bir yürüyüşü gerektiriyor. Ankara'nın, bu ticari çatışmalarda arabulucu rolü üstlenerek hem ekonomik çıkarlarını koruyabileceği hem de diplomatik itibarını artırabileceği değerlendiriliyor. Ancak bu durum, Türkiye'nin dış ticaretinde yeni fırsatlar da yaratabilir; Çin'in kısıtladığı bazı ürünlerin tedarikinde Türkiye alternatif bir kaynak olabilir.