ABD'de 1996 yılında kurulan ancak bugüne kadar hiç dava görülmeyen Yabancı Terörist Sınır Dışı Mahkemesi (Alien Terrorist Removal Court - ATRC), ilk davasını sonuçlandırdı. Just Security'de yayımlanan uzman analizine göre, mahkemenin uzun süredir hareketsiz kalmasının ardından görülen bu dava, ABD'nin terörle mücadele ve göç politikalarında yeni bir dönemin kapısını aralayabilir. Dava, gizlilik kuralları çerçevesinde yürütüldü ve tarafların kimlikleri ile davanın ayrıntıları büyük ölçüde kamuoyundan saklandı. Karar, yabancı terörist şüphelilerinin sınır dışı edilme süreçlerine ilişkin hukuki çerçevenin işleyişine dair ilk somut örnek olarak kayda geçti.
Mahkemenin Arka Planı ve İlk Dava
Yabancı Terörist Sınır Dışı Mahkemesi, 1996'da çıkarılan bir yasa ile kuruldu. Amacı, terör faaliyetlerine karıştığı düşünülen yabancı uyrukluların, gizli delillere dayanılarak sınır dışı edilmesini sağlamaktı. Ancak mahkeme, kuruluşundan bu yana neredeyse çeyrek asır boyunca hiçbir davaya bakmadı. Bunun nedenleri arasında, delillerin gizliliği nedeniyle yargısal denetimin sınırlı olması ve alternatif sınır dışı yollarının tercih edilmesi gösteriliyor. İlk dava, 2020'lerin başında açıldı ve 2023 yılında sonuçlandı. Dava süreci, yabancı terörist şüphelisinin avukatına gizli delillerin özetinin sunulması gibi özel usulleri içerdi. Mahkeme, delilleri inceledikten sonra sınır dışı kararı verdi. Kararın ardından şüpheli, menşe ülkesine gönderildi. Bu dava, mahkemenin işleyişine dair önemli hukuki emsaller oluşturdu. Uzmanlar, kararın gerekçesinin ve delillerin niteliğinin kamuoyuyla paylaşılmamasını eleştirirken, bazıları da ulusal güvenlik gerekçesiyle gizliliğin zorunlu olduğunu savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin terörle mücadelesinde yargı dışı yöntemlere sıkça başvurduğu biliniyor. Guantanamo Kampı'ndaki askeri mahkemeler ve hedef gözetilerek öldürme operasyonları, uluslararası hukukta tartışma yaratmıştı. ATRC'nin devreye girmesi, yönetimin yargısal bir mekanizmayı tercih ettiğini gösteriyor. Bu, hem iç hukuk hem de uluslararası hukuk açısından önemli bir gelişme. Öte yandan, mahkemenin gizlilik esasına dayanması, adil yargılanma hakkı ve savunma hakkı gibi evrensel ilkelerle çelişebileceği endişelerini beraberinde getiriyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşlar, benzer yapıların şeffaflık eksikliğine dikkat çekmişti. ABD'nin bu mahkemeyi daha sık kullanması halinde, diğer ülkelerin de benzer yapılar kurması gündeme gelebilir. Ayrıca, sınır dışı edilen kişilerin menşe ülkelerinde işkence veya kötü muameleye maruz kalma riski, uluslararası hukuk açısından tartışma konusu. Dava, ABD'nin göç ve terörle mücadele politikalarında yargıyı daha fazla devreye sokma eğiliminin bir parçası olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Yabancı Terörist Sınır Dışı Mahkemesi'ni ilk kez kullanması, Türkiye'nin terörle mücadelesi ve iade talepleri açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, PKK/YPG, FETÖ gibi örgütlerle mücadelede ABD'den sık sık şüphelilerin iadesini talep ediyor ancak çoğu zaman sonuç alamıyor. Bu mahkemenin gizli delillere dayanarak hızlı sınır dışı kararı verebilmesi, Türkiye'nin iade talepleri için yeni bir hukuki kanal oluşturabilir. Ancak mahkemenin yalnızca yabancı teröristleri hedef alması ve gizlilik esası, Türkiye'nin taleplerinin bu kapsamda değerlendirilmesini zorlaştırabilir. Yine de ABD'nin yargısal bir mekanizmayı tercih etmesi, Türkiye'nin hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde iade süreçlerini güçlendirmesi için bir fırsat olabilir. Gelişme, NATO müttefikleri arasındaki güvenlik işbirliğinin hukuki boyutunu da etkileyebilir.