RIYAD, 19 Eylül - Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'ın ana havalimanı yakınlarında Cumartesi günü büyük bir duman bulutu görüldü. Gece boyunca patlama sesleri duyuldu ve Suudi yetkililer, Yemen'deki Husi grubunun saldırılarını artırması nedeniyle başkent çevresinde potansiyel tehlike uyarısında bulundu. Olay, bölgede tansiyonun son yılların en yüksek seviyesine çıktığı bir dönemde meydana geldi.
Gelişmenin Arka Planı
Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon, 2015 yılından bu yana Yemen'deki Husilere karşı askeri operasyonlar yürütüyor. Husiler, son haftalarda Suudi topraklarına yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarını yoğunlaştırdı. Suudi yetkililer, Cumartesi günü erken saatlerde başkent sakinlerine yönelik uyarılar göndererek olası bir hava saldırısına karşı tedbirli olmalarını istedi. Uyarıların ardından Riyad'ın kuzeyinde, Kral Halid Uluslararası Havalimanı çevresinde patlama sesleri duyuldu ve gökyüzüne siyah dumanlar yükseldi. Görgü tanıkları, havalimanına yakın bir bölgede yangın çıktığını bildirdi. Suudi yetkililer henüz saldırının kaynağı veya hedefi hakkında resmi bir açıklama yapmadı; ancak olayın ardından havalimanındaki uçuşlarda kısa süreli aksamalar yaşandığı öğrenildi.
Husiler, geçtiğimiz günlerde Suudi Arabistan'ın petrol tesislerine ve askeri üslerine yönelik saldırılar düzenlediklerini duyurmuştu. Suudi Arabistan, bu saldırıları engellemek için hava savunma sistemlerini güçlendirdiğini açıklamıştı. Ancak Cumartesi günkü olay, savunma sistemlerinin yeterliliği konusunda soru işaretleri yarattı. Bölgesel uzmanlar, Husilerin İran'dan aldığı destekle daha sofistike silahlar kullanmaya başladığını belirtiyor. Suudi Arabistan ise İran'ı Husilere silah sağlamakla suçluyor; Tahran bu suçlamaları reddediyor.
Olayın ardından Suudi Arabistan Devlet Bakanı ve Dışişleri Bakanı prens Faysal bin Ferhan, Birleşmiş Milletler'e çağrıda bulunarak Husilerin saldırılarının kınanmasını istedi. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, gelişmeleri yakından takip ettiklerini ve Suudi Arabistan'ın güvenliğine yönelik tehditleri ciddiye aldıklarını belirtti. İngiltere de bölgedeki vatandaşlarına seyahat uyarısını güncelledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen'deki iç savaş, yedi yıldır sürüyor ve bölgesel bir vekalet savaşına dönüşmüş durumda. Suudi Arabistan ve müttefikleri, Husileri İran'ın bölgedeki uzantısı olarak görüyor. Husiler ise Suudi Arabistan'ı Yemen'e müdahale etmekle ve ülkeyi istikrarsızlaştırmakla suçluyor. Bu çatışma, Kızıldeniz ve Basra Körfezi'ndeki deniz ticaret yollarını da tehdit ediyor. Son aylarda Husilerin İsrail'e yönelik saldırıları da bölgesel gerilimi artırdı. Riyad'daki olay, küresel petrol fiyatlarını da etkileyebilir; zira Suudi Arabistan dünyanın en büyük petrol ihracatçısı konumunda. Uluslararası toplum, Yemen'de kalıcı bir ateşkes sağlanması için çaba harcıyor ancak taraflar arasındaki güvensizlik nedeniyle müzakereler ilerlemiyor.
Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, taraflara itidal çağrısında bulunarak sivil altyapıya yönelik saldırıların uluslararası hukuku ihlal ettiğini vurguladı. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, Yemen'deki insani krizin daha da kötüleşebileceği uyarısında bulundu. Bölgedeki tansiyonun düşürülmesi için diplomatik girişimler sürüyor; ancak Husilerin saldırıları devam ederse Suudi Arabistan'ın misilleme operasyonlarını artırması bekleniyor. Bu durum, Yemen'deki savaşın daha geniş bir bölgesel çatışmaya dönüşme riskini taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde tarafsız bir tutum izlemeye çalışsa da Suudi Arabistan ile ilişkilerini son dönemde normalleştirme sürecine girmişti. Riyad'daki saldırı, Türkiye'nin bölgedeki ekonomik ve güvenlik çıkarlarını doğrudan etkileyebilir. Türk iş insanları Suudi Arabistan'da önemli yatırımlara sahip; ayrıca Türkiye, Körfez ülkeleriyle ticaretini artırmayı hedefliyor. Öte yandan, Husilerin saldırıları Kızıldeniz'deki deniz ticaret yollarını tehdit ederek Türkiye'nin ihracat rotalarını riske atabilir. Türkiye, bölgesel istikrarın sağlanması için diplomatik çözümler arayışını sürdürürken, olası bir geniş çaplı çatışmanın enerji fiyatları üzerinden Türkiye ekonomisine olumsuz yansımaları olabilir. Bu nedenle Ankara'nın hem Suudi Arabistan hem de İran ile diyaloğunu sürdürmesi kritik önem taşıyor.