Çin'de Devlet Başkanı Xi Jinping'in mutlak sadakat talepleri, Komünist Parti içinde yolsuzluğu körüklüyor. Son olarak eski Sincan Parti Sekreteri Ma Xingrui'nin gözden düşmesi, rejimin liyakatten ziyade bağlılığa öncelik veren personel politikasının ne denli sorunlu olduğunu ortaya koyuyor. Ocak 2025’te yayımlanan soruşturma raporunda, Ma'nın “disiplin ihlalleri ve parti normlarını çiğnemekle” suçlanması, aslında Xi'nin sadakat testinde başarısız olmasının bir sonucu olarak görülüyor.
Gelişmenin Arka Planı: Sadakat mi Liyakat mi?
Xi Jinping'in 2012'de iktidara gelmesinden bu yana, parti içindeki yükselme kriterleri giderek daha fazla liderliğe mutlak bağlılığa odaklandı. Bu durum, özellikle eyalet düzeyindeki atamalarda, liyakat yerine kişisel sadakatin ön plana çıkmasına yol açtı. Ma Xingrui'nin kariyeri bu dönüşümün tipik bir örneği: 2010'larda hızla yükselen Ma, 2021'de Sincan Parti Sekreteri olarak atanmış ve burada Uygur Türklerine yönelik baskı politikalarını uygulamıştı. Ancak Xi'nin yakın çevresine yeterince bağlı olmadığı iddiasıyla 2024'te gözden düştü.
Ma'nın düşüşü, aslında parti içi temizlik operasyonlarının bir parçası. Xi, 2012'den bu yana yolsuzlukla mücadele adı altında milyonlarca parti üyesini soruştururken, asıl hedefin muhalif sesleri susturmak olduğu belirtiliyor. Uzmanlara göre, bu politika parti içinde rekabeti ve yenilikçiliği öldürüyor, dalkavukluğu teşvik ediyor. Ma gibi deneyimli bürokratların dahi sadakat testinde başarısız olması, sistemin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Çin'in İç Çalkantısının Dünyaya Yansımaları
Xi'nin sadakat temelli politika ve yolsuzluk sarmalı, Çin'in yurtiçi istikrarı için risk oluştururken, uluslararası alanda da yansımaları oluyor. Çin'in Sincan'da uyguladığı baskı politikalarının mimarlarından biri olan Ma'nın düşmesi, bu politikalarda bir değişiklik olacağı anlamına gelmiyor; aksine, Xi'nin daha da radikal bir yönetim anlayışına yöneldiğini gösteriyor. Aynı zamanda, Çin'in küresel şirketlerle yaptığı işbirliklerinde şeffaflık ve güven endişeleri artıyor. Örneğin, Huawei gibi devlerin yönetim kurullarında partinin etkisi, yabancı yatırımcılar için risk olarak algılanıyor.
Personel politikasındaki bu dönüşüm, Çin'in uzun vadeli ekonomik büyümesini de tehdit ediyor. Liyakat yerine sadakata dayanan bir sistem, yeniliği ve verimliliği azaltıyor. Dünya Bankası verilerine göre, Çin'in toplam faktör verimliliği son on yılda yıllık ortalama %1,5'in altına geriledi. Bu, Xi'nin yolsuzlukla mücadele söyleminin aslında bir güç yoğunlaştırma aracı haline geldiğini doğruluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'deki bu iç çalkantı, Türkiye için doğrudan bir tehdit oluşturmamakla birlikte, iki ülke arasındaki ticari ve diplomatik ilişkileri etkileyebilir. Özellikle Sincan'daki politikaların mimarlarından Ma'nın düşüşü, bölgede istikrar sağlamaktan ziyade belirsizliği artırıyor. Türkiye, Orta Asya ve Kafkaslar'da Çin ile rekabet halindeyken, Çin'in iç politikasındaki bu tür dalgalanmalar, Türkiye'nin bölgesel stratejilerini şekillendirmede bir faktör olabilir. Ayrıca, Çin'deki yolsuzluk ve liyakat sorunları, Türk firmalarının Çin pazarındaki yatırım kararlarını etkileyebilir.