Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, cuma günü Bangladeş'in yeni başbakanını kabul ederek bu yıl Pekin'de ağırladığı liderler kervanına bir yenisini ekledi. Xi, mevcut dünya düzenine alternatif olarak sunduğu 'küresel yönetişim vizyonunu' yaymak için yoğun bir diplomasi trafiği yürütüyor. Özellikle ABD yönetimindeki istikrarsızlık ve öngörülemezlik, orta büyüklükteki güçlerin Çin'e yönelmesine yol açıyor. Bu yıl Pekin'i ziyaret eden liderler arasında Endonezya, Singapur, Malezya, Sri Lanka ve Kenya gibi ülkelerin yanı sıra, aralarında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in de bulunduğu güçlü müttefikler yer alıyor.
Arka Plan: Çin'in Alternatif Dünya Düzeni Çabaları
Xi'nin bu hamleleri, Batı merkezli küresel düzene meydan okuma stratejisinin bir parçası. Çin, son yıllarda Kuşak ve Yol Girişimi'nin yanı sıra, yeni kalkınma bankaları ve bölgesel güvenlik yapıları oluşturarak etki alanını genişletiyor. Özellikle ABD'nin Afganistan'dan çekilmesi ve Ukrayna savaşındaki tutumu, birçok orta gücün Washington'a olan güvenini sarsmış durumda. Xi, bu boşluktan yararlanarak Çin'i daha adil ve kapsayıcı bir dünya düzeninin mimarı olarak konumlandırmaya çalışıyor.
Siyasi analistler, Çin'in bu diplomatik atağını, ABD'nin Asya-Pasifik'teki müttefiklerini kazanma çabalarına karşı bir hamle olarak değerlendiriyor. Pekin, özellikle gelişmekte olan ülkelere altyapı yatırımları ve pandemi sonrası ekonomik toparlanma vaatleriyle cazip bir ortak görünümü çiziyor. Bununla birlikte, Çin'in artan nüfuzu, bazı analistler tarafından 'borç tuzağı diplomasisi' eleştirilerine maruz kalıyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Çin'in bu hamlesi, küresel güç dengelerinde önemli bir değişime işaret ediyor. Soğuk Savaş sonrası dönemde tek kutuplu dünya sisteminin hakimi olan ABD, şimdi Çin'in yükselişiyle birlikte çok kutuplu bir düzene doğru evriliyor. Bu bağlamda, orta güçler (middle powers) olarak adlandırılan ülkeler, her iki blok arasında denge kurmaya çalışıyor. Hindistan, Brezilya, Türkiye, Endonezya gibi ülkeler, hem ABD hem de Çin ile ilişkilerini dengede tutarak kendi çıkarlarını maksimize etmeye çalışıyor.
Özellikle Asya-Pasifik bölgesinde, Çin'in nüfuz mücadelesi ABD'nin Hint-Pasifik stratejisiyle doğrudan çatışıyor. Güney Çin Denizi'ndeki gerilimler, Tayvan sorunu ve teknoloji savaşları, bu rekabetin en somut yansımaları. Xi'nin liderleri ağırlaması, bu rekabetin diplomatik boyutunda Çin'in elini güçlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Çin ile ABD arasındaki bu rekabette nispeten dengeli bir pozisyon izliyor. Ankara, Çin ile Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında işbirliğini derinleştirirken, NATO müttefiki olarak ABD ile de stratejik bağlarını koruyor. Bu gelişme, Türkiye'nin çok yönlü dış politikasının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Orta güçlerin ABD'den uzaklaşması, Türkiye'nin Çin ile ekonomik ilişkilerini artırma potansiyelini güçlendirebilir. Ancak, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Kafkaslar'daki çıkarları, ABD ile işbirliğini de zorunlu kılıyor. Bu nedenle Ankara, iki ülke arasında ince bir denge kurarak hem ticaretini çeşitlendirmeli hem de güvenlik bağlarını koparmamalıdır.