Fransa'nın güneyindeki bir kasabada, 11 yaşındaki Lyhanna'nın ölümü ülkeyi sarsarken, olayın ardındaki soruşturma çocuk koruma mekanizmalarındaki ciddi aksaklıkları gün yüzüne çıkardı. Cinayet zanlısı hakkında daha önce yapılan çocuk tecavüzü şikayetlerinin savcılık ve polis tarafından etkisiz bir şekilde ele alındığı ortaya çıktı. Bu durum, Fransa'da cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet vakalarının yargı sürecindeki ihmallere yönelik geniş çaplı bir eleştiri dalgasına yol açtı.
Soruşturmadaki ihmaller ve toplumsal tepki
Lyhanna'nın cesedi, geçen hafta Marsilya yakınlarındaki bir ormanlık alanda bulundu. Gözaltına alınan 40 yaşındaki şüpheli, daha önce benzer suçlamalarla karşı karşıya kalmıştı. Soruşturma raporlarına göre, şüpheli hakkında daha önce yapılan en az iki çocuk tecavüzü şikayeti, yetersiz delil ve koordinasyon eksikliği nedeniyle takipsizlikle sonuçlanmıştı. Bu ihmaller, Fransız medyasında ve sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Kadın hakları örgütleri ve çocuk koruma dernekleri, adalet sisteminin bu tür vakalara karşı duyarsız kaldığını ve kurbanların sesini duyuramadığını vurguladı. Marsilya'da düzenlenen protestolarda, “Çocuklarımızı koruyun” ve “Adalet artık ertelenmesin” sloganları atıldı. Fransız hükümeti, olayın ardından çocuk koruma protokollerinin yeniden gözden geçirileceğini duyurdu. Adalet Bakanı, polis ve savcılık arasındaki iletişim eksikliğinin giderilmesi için acil önlemler alınacağını belirtti. Ancak muhalefet ve sivil toplum kuruluşları, bu tür reformların daha önce de söz verildiğini ancak hayata geçirilmediğini hatırlatarak somut adımlar talep ediyor.
Fransa'da cinsel şiddetle mücadelede sistemik sorunlar
Lyhanna vakası, Fransa'da cinsel şiddetle mücadeledeki sistemik sorunları bir kez daha gözler önüne serdi. Ülkede her yıl binlerce çocuk istismarı vakası bildirilmesine rağmen, çoğu ihbar yetersiz soruşturma ve delil toplama eksikliği nedeniyle sonuçsuz kalıyor. 2021'de yayımlanan bir parlamento raporu, çocuk cinsel istismarı davalarının yalnızca %10'unun mahkûmiyetle sonuçlandığını ortaya koymuştu. Bu oran, diğer Avrupa ülkelerine kıyasla oldukça düşük. Fransız adalet sisteminde uzmanlaşmış çocuk mahkemelerinin sayısının azlığı, savcıların bu tür davalara yeterince öncelik vermemesi ve mağdurların ifadelerinin ciddiye alınmaması, sorunun temel nedenleri arasında gösteriliyor. Ayrıca, cinsel şiddet mağdurlarına yönelik destek hizmetleri ve psikolojik yardım mekanizmaları da yetersiz kalıyor. Fransız hükümeti, 2023 yılında cinsel şiddetle mücadele için 1 milyar avro bütçe ayırdığını açıklamasına rağmen, kaynakların etkin kullanımı konusunda şüpheler devam ediyor. Olay, diğer Avrupa ülkelerinde de benzer sorunların yaşandığını hatırlatırken, uluslararası çocuk hakları örgütleri, Fransa'nın bu konuda daha kararlı adımlar atması gerektiğini belirtiyor. Özellikle, polis ve yargı arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi ve mağdur odaklı bir yaklaşımın benimsenmesi çağrıları yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'daki bu vaka, Türkiye'de de çocuk koruma mekanizmalarının sorgulanmasına neden olabilir. Türkiye'de çocuk istismarı vakalarının ihbar edilmesi ve yargı sürecinde benzer aksaklıklar yaşandığı bilinmektedir. Bu gelişme, Türk sivil toplum kuruluşları ve kamuoyunda çocuk koruma yasalarının ve uygulamalarının gözden geçirilmesi talebini güçlendirebilir. Ayrıca, AB ile adalet reformu müzakerelerinde, çocuk adaleti ve mağdur hakları konularının gündeme gelmesi muhtemeldir. Küresel ölçekte ise, bu tür vakalar uluslararası baskıyı artırarak, hükümetlerin daha şeffaf ve etkili koruma politikaları benimsemesine yol açabilir.