Çin Devlet Başkanı ve Merkez Askeri Komisyon Başkanı Xi Jinping, son yıllarda gerçekleştirdiği tasfiyelerle Halk Kurtuluş Ordusu'nun (PLA) üst düzey komuta kademesini büyük ölçüde boşalttı. Şimdi ise orduyu yeniden inşa etmeye çalışıyor. Ancak bu çaba, Çin'in askeri kapasitesinin giderek arttığına dair uyarıların yapıldığı bir dönemde, Pekin için son derece zorlu bir sınav anlamına geliyor. Xi'nin ordudaki etkisini pekiştirme ve yolsuzlukla mücadele adı altında yürüttüğü tasfiyeler, PLA'nın operasyonel hazırlığını ve komuta zincirini olumsuz etkilemiş durumda. Bu durum, özellikle Tayvan ve Güney Çin Denizi gibi hassas bölgelerde artan gerilimle birleştiğinde, Çin'in askeri gücünü fiilen test etmesi gereken bir anda kritik bir zafiyet yaratabilir.
PLA'daki Tasfiyelerin Arka Planı
Xi Jinping'in 2012'de iktidara gelmesinden bu yana, Halk Kurtuluş Ordusu'nda kapsamlı bir tasfiye süreci yaşandı. Yolsuzlukla mücadele kampanyası kapsamında, aralarında eski Merkez Askeri Komisyon Başkan Yardımcıları Xu Qiliang ve Zhang Youxia'nın da bulunduğu çok sayıda üst düzey komutan görevden alındı veya emekliye sevk edildi. Son olarak, Stratejik Destek Kuvvetleri ve Roket Kuvvetleri'nde de benzer tasfiyeler yaşandı. Bu tasfiyeler, Xi'nin ordu üzerindeki siyasi kontrolünü güçlendirmeyi amaçlasa da, aynı zamanda deneyimli komutanların kaybına ve kurumsal hafızanın zayıflamasına yol açtı. PLA'nın modernizasyon süreci, özellikle donanma ve füze kuvvetleri alanında önemli ilerlemeler kaydetmiş olsa da, komuta kademesindeki istikrarsızlık, bu kapasitenin etkin kullanımını sekteye uğratabilir.
Uzmanlar, Xi'nin orduyu yeniden inşa etme çabasının iki temel hedefi olduğunu belirtiyor: Bir yandan siyasi sadakati garantilemek, diğer yandan da operasyonel etkinliği artırmak. Ancak bu iki hedef her zaman uyumlu olmayabilir. Aşırı siyasi kontrol, askeri profesyonelliği ve inisiyatif almayı engelleyebilir. Nitekim son yıllarda PLA'nın tatbikatlarında ve operasyonel planlamalarında bazı aksaklıklar gözlemlendiği yönünde raporlar var. Öte yandan, Çin'in askeri harcamaları artmaya devam ediyor; 2024 bütçesinde savunma harcamaları bir önceki yıla göre %7,2 artışla 1,67 trilyon yuan (yaklaşık 232 milyar dolar) olarak belirlendi. Bu bütçe, modernizasyon çabalarının finansmanını sağlasa da, insan kaynağı ve komuta yapısındaki sorunların çözümü için yeterli olmayabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin'in askeri kapasitesindeki bu dalgalanma, özellikle Tayvan Boğazı ve Güney Çin Denizi'ndeki gelişmelerle yakından ilişkili. Tayvan, Çin'in ayrılmaz bir parçası olarak görülüyor ve Xi, Tayvan'ın birleştirilmesini öncelikli hedefleri arasında sayıyor. Ancak ordudaki tasfiyeler, Tayvan'a yönelik olası bir askeri müdahalenin planlamasını ve icrasını zorlaştırabilir. Benzer şekilde, Güney Çin Denizi'nde Filipinler ve Vietnam ile yaşanan gerginlikler, PLA Donanması'nın caydırıcılık kapasitesini test ediyor. ABD'nin bölgedeki askeri varlığı ve müttefikleriyle yaptığı tatbikatlar, Çin için ek bir baskı unsuru oluşturuyor.
Küresel ölçekte ise, Çin'in askeri modernizasyonu ve Xi'nin ordu üzerindeki kontrolü, özellikle ABD ve Hint-Pasifik bölgesindeki diğer ülkeler tarafından dikkatle izleniyor. Bazı analistler, PLA'daki istikrarsızlığın Çin'in bölgesel iddialarını askeri yollarla destekleme kabiliyetini sınırlayabileceğini, bunun da statükoyu koruyucu bir etki yapabileceğini öne sürüyor. Ancak diğerleri, Xi'nin orduyu yeniden yapılandırma çabalarının uzun vadede daha etkin ve saldırgan bir askeri güç yaratabileceğini belirtiyor. Belirsizlik, Çin'in iç siyasetindeki dinamiklerle de yakından bağlantılı: Xi'nin üçüncü dönemi ve olası dördüncü dönemi, ordu üzerindeki kontrolünü daha da pekiştirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in askeri kapasitesindeki dalgalanma ve Xi Jinping'in orduyu yeniden inşa süreci, doğrudan Türkiye'yi etkilememekle birlikte, küresel güç dengesi açısından dolaylı sonuçlar doğurabilir. NATO üyesi olan Türkiye, ABD-Çin rekabetinde hassas bir konumda. Çin'in askeri modernizasyonundaki aksaklıklar, Hint-Pasifik'teki gerilimi bir miktar azaltabilir ve ABD'nin kaynaklarını başka yönlere kaydırmasına olanak tanıyabilir. Öte yandan, Çin'in ekonomik ve askeri yükselişi, Türkiye'nin Asya-Pasifik'e yönelik açılım politikalarını ve savunma sanayii iş birliklerini etkileyebilir. Türkiye, denge politikası izleyerek hem Batı hem de Doğu ile ilişkilerini sürdürmeye çalışıyor; Çin'deki bu iç dinamikler, Ankara'nın Pekin ile ilişkilerinde dikkate alması gereken bir faktör olarak öne çıkıyor.