ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurması gerektiğini belirterek, aksi halde savaşın sona ermeyeceğini söyledi. Vance, bir röportajda Washington'ın İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile görüşmeler yürüttüğünü açıkladı. Ancak bu isimlerin İran'ın güç yapısı içinde ne kadar yetkiye sahip olduğunun belirsiz olduğunu vurguladı.
Görüşmelerin Arka Planı ve İran'ın Nükleer Programı
Vance'in açıklamaları, ABD ile İran arasında yıllardır süren nükleer anlaşmazlığın son halkası olarak öne çıkıyor. İran, 2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JOCOA) kapsamında uranyum zenginleştirmeyi sınırlamayı kabul etmişti. Ancak ABD'nin 2018'de anlaşmadan tek taraflı çekilmesi ve yaptırımları yeniden uygulamaya koymasıyla Tahran, zenginleştirme seviyesini kademeli olarak artırdı. Bugün İran, %60 saflıkta uranyum zenginleştirdiğini açıklamış durumda; bu oran, nükleer silah üretimi için gereken %90'a oldukça yakın.
Vance, İran'ın savaşı sonlandırmak istiyorsa zenginleştirmeyi tamamen durdurması gerektiğini ifade etti. "Savaşı bitirmenin yolu, zenginleştirmeyi durdurmaktan geçiyor" diyen Vance, diplomatik kanalların açık olduğunu ancak Tahran'ın somut adımlar atması gerektiğini belirtti. ABD yönetimi, İran'ın nükleer silah edinmesini "kırmızı çizgi" olarak tanımlıyor ve bu konuda İsrail ile ortak hareket ediyor.
İran tarafından henüz resmi bir yanıt gelmedi. Ancak Tahran, geçmişte zenginleştirme faaliyetlerinin barışçıl amaçlı olduğunu savunmuş ve askeri boyut iddialarını reddetmişti. İran'ın dini lideri Ali Hamaney, nükleer silah üretiminin dinen yasak olduğunu defalarca yinelemişti. Buna karşın Batılı istihbarat raporları, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşma potansiyelini koruduğunu gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Vance'in açıklamaları, Orta Doğu'da tansiyonun yüksek olduğu bir dönemde geldi. İsrail'in İran'a yönelik olası askeri operasyon hazırlıkları, Husi saldırıları ve Lübnan'daki gerilim, bölgeyi savaşın eşiğine getirmiş durumda. ABD, İran'la doğrudan çatışmadan kaçınmakla birlikte İsrail'in güvenliğini öncelikli tutuyor. Vance'in "savaşı bitirme" vurgusu, Washington'un diplomatik çözüme öncelik verdiğini gösteriyor; ancak İran'ın zenginleştirmeyi sürdürmesi halinde askeri seçeneğin masada olduğu mesajı da veriliyor.
İran'ın güç yapısındaki belirsizlik, Vance'in dikkat çektiği bir diğer nokta. Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ve Dışişleri Bakanı Arakçi, ılımlı kanatta yer alıyor ve Batı ile diyalogdan yana bir tutum sergiliyor. Ancak nükleer program ve güvenlik politikaları konusunda nihai karar mercii, dini lider Hamaney ve Devrim Muhafızları. Bu nedenle ABD'nin bu isimlerle yürüttüğü görüşmeler, Tahran'ın gerçek karar alıcıları üzerinde ne kadar etkili olabileceği sorusunu gündeme getiriyor.
Uzmanlar, İran'ın nükleer programının bölgesel bir silahlanma yarışını tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor. Suudi Arabistan ve Türkiye gibi ülkelerin de nükleer kapasite arayışına girebileceği belirtiliyor. Bu durum, Orta Doğu'da kalıcı bir istikrarsızlık riski taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın nükleer programı, Türkiye'nin güvenlik ve dış politikası açısından kritik bir başlık. Komşu ülkedeki olası bir nükleer silah, bölgesel dengeleri alt üst edebilir ve Türkiye'yi de savunma politikalarını gözden geçirmeye zorlayabilir. Ayrıca ABD-İran geriliminin tırmanması, Türkiye'nin enerji ithalatı ve ticaret yolları üzerinde olumsuz etki yaratabilir. Türkiye, şimdiye kadar diplomatik çözümden yana tavır aldı ve İran'la diyalog kanallarını açık tuttu. Ancak İran'ın zenginleştirmeyi sürdürmesi halinde, Türkiye'nin hem NATO müttefikleriyle hem de bölgesel aktörlerle denge politikası daha da zorlaşacak. Ankara'nın, nükleer silahlanma yarışını önlemek için aktif diplomasi yürütmesi bekleniyor.