Eski Wisconsin yargıcı Hannah Dugan (67), bir göçmenin federal yetkililer tarafından mahkeme binasında tutuklanmasını engellemekten Aralık ayında ağır suç (felony) kapsamında mahkûm edilmişti. Ancak savcıların 18 aya kadar hapis cezası talebine rağmen, mahkeme Dugan’a denetimli serbestlik cezası verdi. Karar, ABD’de eyalet ve federal yetki alanları arasındaki hassas dengeyi bir kez daha gündeme getirdi.
Olayın Arka Planı
Olay, 2022 yılının Ekim ayında Wisconsin’in La Crosse kentindeki bir mahkeme binasında yaşandı. Federal Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanları, mahkeme salonunda bulunan bir kişiyi tutuklamak üzere harekete geçti. O dönemde bölge yargıcı olarak görev yapan Hannah Dugan, tutuklama işleminin mahkeme salonunda yapılmasını engelledi ve ajanların binayı terk etmesini istedi. Dugan, mahkeme salonunun ‘yargısal bağımsızlık alanı’ olduğunu savundu. Federal yetkililer ise Dugan’ın, ajanların görevini yapmasını engelleyerek federal yasaları ihlal ettiğini iddia etti.
Aralık 2024’te görülen davada jüri, Dugan’ı ‘bir federal görevlinin görevini yapmasını engelleme’ suçundan oybirliğiyle suçlu buldu. Savcılık, Dugan’ın 18 aya kadar hapis cezasına çarptırılmasını talep etti. Ancak yargıç, Dugan’ın geçmişteki hizmetlerini ve ‘yargısal takdir yetkisi’ kapsamında hareket ettiğini dikkate alarak denetimli serbestlik cezası verdi. Dugan, ayrıca 100 saat toplum hizmeti yapacak ve 250 dolar para cezası ödeyecek.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu dava, ABD’de eyalet yargıçlarının federal göçmenlik politikalarına karşı direnç gösterme eğiliminin bir örneği olarak görülüyor. Özellikle Trump döneminde artan ICE operasyonları, birçok eyalette federal yetkililerle yerel yönetimler arasında gerilime yol açmıştı. Wisconsin gibi bazı eyaletler, mahkeme binalarının ‘güvenli alan’ ilan edilmesi ve federal tutuklamalara kapalı olması gerektiğini savunuyor. Karşıt görüştekiler ise bu tür engellemelerin federal yasaların uygulanmasını zorlaştırdığını ve kamu güvenliğini tehdit ettiğini öne sürüyor.
ABD Yüksek Mahkemesi daha önce benzer bir konuda net bir karar vermiş değil. Göçmenlik yasalarının uygulanması eyalet-federal işbirliğine dayanırken, mahkeme binalarının egemenlik alanı olup olmadığı tartışmalı. Dugan’ın davası, bu tartışmayı yeniden alevlendirebilir ve gelecekteki benzer durumlarda emsal teşkil edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD’deki federalizm tartışmalarının bir yansıması olarak Türkiye açısından doğrudan bir etki taşımamaktadır. Ancak, göçmenlik politikaları ve devlet kurumları arasındaki yetki çatışmaları, küresel ölçekte benzer tartışmaları besleyebilir. Türkiye’nin de kendi göçmenlik ve sığınmacı politikaları bağlamında, merkezi hükümet ile yerel yönetimler arasındaki koordinasyonun önemi bir kez daha vurgulanabilir. Ayrıca, yargı bağımsızlığı ve yürütme yetkisi arasındaki denge, tüm demokratik hukuk devletleri için güncelliğini koruyan bir konudur.