Japon yeni, döviz piyasalarında son 40 yılın en düşük seviyesine gerileyerek küresel yatırımcıların odağı haline gelmiş durumda. Bu sert düşüşün ardındaki en büyük tetikleyici ise, Federal Rezerv Başkanı Kevin Warsh'ın Portekiz'in Sintra kentinde düzenlenen Merkez Bankacıları Forumu'nda yapacağı konuşmada şahin tonunu koruyup korumayacağı. Bank of Nassau Başekonomisti Win Thin, mevcut koşulların faiz artırımı için uygun olmadığını belirterek, piyasalardaki hareketliliği değerlendirdi.
Yen’deki çöküş ve merkez bankalarının mesajları
Japon yeni, dolar karşısında 1990’lardan bu yana en düşük seviyeye inerek yatırımcıları tedirgin etti. Bu düşüşte, Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) ultra gevşek para politikasını sürdürmesi ve ABD ile Japonya arasındaki faiz makasının açılması etkili oluyor. Win Thin’e göre, “Mevcut koşullar faiz artırımını gerektirmiyor. Piyasalar, Fed’in atacağı adımları abartıyor olabilir.” Ancak uzmanlar, Warsh’ın Sintra’da yapacağı açıklamaların sadece yen üzerinde değil, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde de belirleyici olacağını düşünüyor. Fed’in faiz artırım döngüsünün hızına ilişkin ipuçları, özellikle Asya para birimleri için kritik önem taşıyor.
Bununla birlikte, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası (BoE) de benzer sıkılaşma sinyalleri veriyor. ECB Başkanı Christine Lagarde, enflasyonla mücadelede kararlı olduklarını vurgularken, BoE Başkanı Andrew Bailey de faizlerin daha da artabileceğini ima etti. Bu durum, gelişmiş ülke merkez bankalarının eşzamanlı sıkılaşmasına işaret ediyor ki bu, küresel büyüme üzerinde baskı yaratabilir.
Küresel piyasalarda oynaklık ve beklentiler
Yen’deki değer kaybı, Asya borsalarını olumsuz etkilerken, ABD ve Avrupa vadeli işlemleri de satıcılı seyrediyor. Yatırımcılar, Fed’in yılsonuna kadar faizleri yaklaşık 50 baz puan daha artırmasını fiyatlıyor. Ancak Win Thin, ekonomik verilerin bu beklentiyi desteklemediğini savunuyor: “ABD’de işgücü piyasası güçlü görünse de, enflasyon verileri ılımlı seyrediyor. Bu ortamda faiz artırımı büyüme riskini artırabilir.” Öte yandan, Japonya’nın müdahale olasılığı da masada. Maliye Bakanı Shunichi Suzuki, “aşırı oynaklığa” karşı gerekli adımları atacaklarını söylese de, bugüne kadar somut bir müdahale görülmedi. Analistler, 150 seviyesinin psikolojik eşik olduğunu ve bu seviyenin kırılması durumunda BOJ’un harekete geçebileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel faiz artırımları ve yen krizi, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için dolaylı riskler taşıyor. Fed’in şahin duruşu, sermaye akımlarının ABD’ye yönelmesine ve gelişmekte olan ülke para birimlerinde baskıya neden olabilir. Türk lirası üzerinde de benzer bir etki beklenebilir; ancak Türkiye’nin mevcut yüksek enflasyon ve cari açık sorunları, bu baskıyı daha da derinleştirebilir. Ayrıca, yenin düşüşü Asya’daki ticari rekabeti etkileyebilir; bu da otomotiv ve tekstil gibi sektörlerde Türkiye’nin ihracat performansını dolaylı olarak etkileyebilir. Merkez Bankası’nın faiz politikası ve kurdaki seyir, bu küresel dalgalanmalardan en çok etkilenecek alanlar arasında.