İngiltere'nin Wimbledon semtindeki bir okul önünde meydana gelen ve iki kız çocuğunun hayatını kaybettiği trajik kazaya ilişkin dava, mahkeme takvimindeki aşırı yoğunluk nedeniyle 2027 yılına ertelendi. Sanık Claire Freemantle, geçen yıl temmuz ayında The Study Preparatory School önünde otomobiliyle kontrolden çıkarak Nuria Sajjad ve Selena Lau adlı öğrencilere çarpmakla suçlanıyor. Kazada bir başka çocuk ve bir yetişkin de hafif yaralandı. Freemantle, olay anında direksiyon başında geçirdiği epilepsi nöbeti sonucu baygınlık geçirdiğini iddia ediyor.
Yargılama sürecindeki gecikme adalet endişelerini artırıyor
Davanın 2027 yılına ertelenmesi, İngiliz yargı sisteminde kronikleşen gecikme sorununu bir kez daha gündeme taşıdı. Mahkeme kaynaklarının yetersizliği, COVID-19 salgını sonrası biriken davalar ve karmaşık tıbbi delillerin incelenmesi, duruşma tarihinin üç yıl öteye atılmasına neden oldu. Savcılık makamı, 50 yaşındaki Freemantle aleyhine tehlikeli sürüşle ölüme sebebiyet verme suçlamasıyla dava açmıştı. Sanığın avukatları ise müvekkilinin bilinç kaybı yaşadığını ve bu nedenle kastın bulunmadığını savunuyor.
Ölen çocukların aileleri, adaletin bu kadar geç tecelli edecek olmasından duydukları üzüntüyü dile getirdi. Aile avukatı Mark Holliday, 'Bu trajedinin ardından iki yıl geçmesine rağmen daha duruşma tarihi bile netleşmemişti. Şimdi 2027'ye ertelenmesi, aileler için ikinci bir darbe oldu' açıklamasını yaptı. Mahkeme, tıbbi raporların hazırlanması ve psikiyatrik değerlendirmelerin tamamlanması için süre tanındığını, bu nedenle ertelemenin kaçınılmaz olduğunu belirtti.
Bölgesel ve küresel boyut: Yargı krizi ve sürücü sağlığı politikaları
Wimbledon davası, Birleşik Krallık'ta yargı sisteminin karşı karşıya olduğu kaynak sıkıntısını ve mahkemelerin iş yükünü gözler önüne seriyor. Ülkede COVID-19 sonrası dava sayıları rekor seviyelere ulaşırken, özellikle ağır ceza davalarındaki gecikmeler, mağdurlar ve aileleri için ciddi bir mağduriyete yol açıyor. Uzmanlar, hükümetin adliye personeli alımını artırması ve dijital çözümlerle süreci hızlandırması gerektiğini vurguluyor.
Öte yandan, sürücünün epilepsi nöbeti geçirdiği iddiası, sürücü sağlığı ve trafik güvenliği konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Birleşik Krallık'ta sürücülerin belirli sağlık koşullarını bildirme zorunluluğu bulunuyor. Uzmanlar, epilepsi gibi nörolojik rahatsızlığı olan kişilerin sürüş yeteneklerinin düzenli aralıklarla kontrol edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Wimbledon davası, Türkiye'deki yargı süreçleriyle doğrudan karşılaştırma yapılmasa da, trafik kazalarında sanık sağlık durumunun delil olarak kullanılması ve yargılamadaki gecikmeler konularında evrensel dersler barındırıyor. Türkiye'de de benzer trajik kazalarda sürücünün sağlık raporları davanın seyrini etkileyebiliyor. Ayrıca, yargı sistemindeki yoğunluk Türkiye'de de sıkça eleştirilen bir konu. Bu dava, uluslararası basında adalet arayışının süresi ve etkinliği açısından bir örnek teşkil ederken, Türk kamuoyunda trafik güvenliği ve sürücü sağlığı politikalarının gözden geçirilmesi gerektiği yönündeki tartışmaları besleyebilir.