Washington eyaletinde faaliyet gösteren bir avukatın, yasal statü arayan on binlerce göçmeni “mucize” vaatleriyle dolandırdığı iddia ediliyor. Mağdur aileler, süreç boyunca sadece maddi kayba uğramadıklarını, aynı zamanda psikolojik olarak da istismar edildiklerini belirtiyor. ABD’deki göçmenlik sisteminin karmaşıklığından yararlanan avukat, gerçekte var olmayan yasal yolları varmış gibi göstererek binlerce kişiden yüksek ücretler aldı. Yetkililer, söz konusu avukatın geçici koruma statüsü (TPS) başvurularından iş vizesine kadar pek çok alanda sahte beklentiler yarattığını tespit etti.
Gelişmenin arka planı
Olay, ABD’nin Washington eyaletinde, göçmenlere yönelik hukuki danışmanlık hizmeti veren bir avukatın faaliyetleriyle ortaya çıktı. Federal soruşturma kapsamında, avukatın özellikle Latin Amerika ve Asya kökenli göçmenleri hedef aldığı belirlendi. Mağdurlar, genellikle yasal statüye sahip olmayan veya statülerini kaybetme riski taşıyan kişilerden oluşuyor. Avukat, bu kişilere “özel programlar” veya “hızlandırılmış süreçler” aracılığıyla yasal kalma hakkı elde edebileceklerini söylüyordu. Ancak başvuruların çoğu reddedildi veya hiç yapılmadı. Mağdurlar, yıllarca süren bekleme sürecinin ardından durumun farkına vardıklarını ve bazılarının sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya kaldığını ifade ediyor.
Mağdur ailelerden bazıları, avukatın kendilerini sürekli olarak “çok yakında bir gelişme olacak” diyerek oyaladığını ve bu süreçte ek ücretler talep ettiğini aktardı. Bazı aileler, avukatla bağlantı kurduktan sonra işlerini kaybettiklerini veya evlerini terk etmek zorunda kaldıklarını belirtiyor. Psikolojik olarak ise, sürekli belirsizlik ve umut arasında gidip gelmenin yarattığı travmanın kalıcı olduğu vurgulanıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu olay, ABD göçmenlik sistemindeki yaygın suiistimallerin bir örneği olarak dikkat çekiyor. Özellikle büyük göçmen topluluklarının bulunduğu Washington, Kaliforniya ve Teksas gibi eyaletlerde benzer dolandırıcılık vakaları sıkça rapor ediliyor. Göçmenlik avukatlarının denetimindeki zaaflar, bu tür durumların tekrarlanmasına zemin hazırlıyor. Küresel ölçekte ise, ABD’nin göç politikalarındaki belirsizlikler ve sık değişen düzenlemeler, göçmenleri sahte avukatlara ve danışmanlara yönlendiriyor. Uzmanlar, ülkelerin göçmenlik sistemlerinde şeffaflık ve denetimin artırılmasının, bu tür mağduriyetlerin önüne geçebileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu olay doğrudan Türkiye’yi ilgilendirmese de, ABD’deki göçmen mağduriyetleri, Türk vatandaşlarının da karşılaşabileceği bir risk olduğunu hatırlatıyor. Türkiye’den ABD’ye göç eden veya yasal statü arayan bireyler, benzer dolandırıcılık ağlarına karşı dikkatli olmalı. Ayrıca, küresel göç hareketliliğinin arttığı bu dönemde, ülkelerin göçmenlik politikalarındaki belirsizlikler, tüm göçmenler için bir güvenlik açığı oluşturuyor. Türk dış politikası açısından, vatandaşlarının yurtdışında mağduriyet yaşamaması için konsolosluk hizmetlerinin güçlendirilmesi ve bilgilendirme faaliyetlerinin artırılması önem taşıyor.