ABD'nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz, New York'ta düzenlenen Al-Monitor Live etkinliğinde yaptığı konuşmada, İran ile müzakereler için kapının açık olduğunu ve birkaç bölge ülkesinin Abraham Anlaşmaları'na katılma konusunda istekli olduğunu açıkladı. Waltz'ın bu açıklamaları, Orta Doğu'da diplomatik dengelerin yeniden şekillendiği bir dönemde geldi.
Gelişmenin Arka Planı
Waltz, konuşmasında İran'a yönelik tutumun net olduğunu ancak diplomasiye de açık kapı bırakıldığını vurguladı. "İran'la müzakereler için kapı açık" diyen Waltz, Tahran yönetiminin davranışlarını değiştirmesi halinde diyaloğun mümkün olabileceğini ima etti. Bu açıklama, ABD'nin İran'a yönelik "azami baskı" politikasını sürdürürken, bir yandan da olası bir müzakere sürecine yeşil ışık yaktığı şeklinde yorumlandı.
Abraham Anlaşmaları, 2020 yılında İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Sudan ve Fas arasında imzalanan normalleşme anlaşmalarını ifade ediyor. Waltz, "Birkaç bölge ülkesi daha Abraham Anlaşmaları'na katılmaya ilgi gösterdi" diyerek, özellikle Suudi Arabistan'ın bu sürece dahil olabileceği sinyalini verdi. Ancak Waltz, hangi ülkelerin ilgi gösterdiğine dair isim vermedi.
ABD yönetimi, Orta Doğu'da İsrail ile Arap ülkeleri arasındaki normalleşmeyi genişletmeyi ve İran'ı bölgesel olarak izole etmeyi hedefliyor. Waltz'ın sözleri, bu stratejinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran ile müzakerelere kapı açılması, 2015 nükleer anlaşması (JCPOA) sonrası dondurulan ilişkilerin yeniden canlandırılması anlamına gelebilir. Ancak ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları sürdürmesi, müzakere zeminini zorlaştırıyor. İran tarafından henüz resmi bir yanıt gelmedi.
Abraham Anlaşmaları'na yeni ülkelerin katılma olasılığı, İsrail'in bölgedeki meşruiyetini artırırken, Filistin sorununu daha da arka plana itebilir. Suudi Arabistan'ın katılımı halinde, bölgesel güç dengesi önemli ölçüde değişebilir. Ancak Riyad yönetimi, Filistin devleti konusunda somut adımlar görmeden anlaşmaya sıcak bakmıyor.
Waltz'ın açıklamaları, ABD'nin Orta Doğu'da aktif diplomasi yürütme niyetini gösteriyor. New York'taki etkinlik, Al-Monitor tarafından düzenlenen ve bölge uzmanlarını bir araya getiren bir platform olarak dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Abraham Anlaşmaları'na mesafeli duruşunu sürdürüyor ve Filistin davasını destekliyor. Ancak bölgesel normalleşme rüzgârı, Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerini yeniden gözden geçirmesine yol açabilir. İran ile müzakerelerin canlanması, Türkiye'nin enerji ve ticaret açısından önemli bir komşusu olan İran'a yönelik yaptırımların hafiflemesi anlamına gelirse, bu durum Türkiye'nin ekonomik çıkarlarına olumlu yansıyabilir. Öte yandan, Suudi Arabistan'ın anlaşmaya katılması, Türkiye'nin bölgedeki denge politikasını zorlaştırabilir. Türkiye, hem İsrail ile ilişkilerini normalleştirme hem de İran ile işbirliğini sürdürme arasında hassas bir denge kurmak zorunda.