Wall Street bankaları, ABD düzenleyici kurumlarına Basel sermaye yeterliliği kurallarının daha da gevşetilmesi için yoğun bir lobi faaliyeti yürütüyor. Bankalar, 2008 finansal krizinden bu yana elde ettikleri en büyük lobi zaferinin ardından daha fazla kazanım için baskı yapıyor. Yeni düzenlemelerin bankaların sermaye ihtiyaçlarını önemli ölçüde azaltması beklenirken, sektör temsilcileri uluslararası rekabet gücünü korumak adına ek esneklikler talep ediyor.
Gelişmenin arka planı
ABD Merkez Bankası (Fed), Federal Mevduat Sigorta Kurumu (FDIC) ve Para Birimi Denetleme Ofisi (OCC), geçen yılın sonunda Basel III düzenlemelerinin 'son aşaması' olarak bilinen kuralları yumuşatmıştı. Bu düzenlemeler, büyük bankaların ellerinde bulundurması gereken sermaye miktarını artırmayı hedefliyordu. Ancak sektörün yoğun lobi faaliyetleri sonucunda, özellikle büyük bankalar için öngörülen sermaye artışı yüzde 16'dan yüzde 9'a düşürülmüştü.
Bankalar şimdi de bu oranın daha da aşağı çekilmesini, ayrıca faiz riski, kredi riski ve operasyonel risk gibi alanlarda kullanılan hesaplama yöntemlerinin esnetilmesini istiyor. Özellikle JPMorgan Chase, Goldman Sachs ve Morgan Stanley gibi büyük bankalar, yeni kuralların Avrupa ve Asya'daki rakiplerine kıyasla dezavantaj yarattığını savunuyor.
Washington merkezli bir düşünce kuruluşu olan Better Markets'in CEO'su Dennis Kelleher, "Bankalar zaten büyük bir zafer kazandı, ancak daha fazlasını istiyorlar. Bu, sistemik riski yeniden artırabilir" uyarısında bulundu. Sivil toplum kuruluşları ve bazı Demokrat senatörler, kuralların daha da gevşetilmesinin 2008 krizine benzer bir risk oluşturabileceği görüşünde.
Bölgesel ve küresel boyut
Basel Bankacılık Denetim Komitesi tarafından hazırlanan bu kurallar, küresel finans sistemi için ortak bir standart belirlemeyi amaçlıyor. ABD'nin kuralları gevşetmesi, diğer ülkelerin de benzer adımlar atmasına yol açabilir. Özellikle ABD ile Aralık 2024'te yeni bir ticaret anlaşması imzalayan Brezilya, Arjantin ve Şili gibi Latin Amerika ülkeleri, ABD düzenlemelerindeki esnemeleri kendi ulusal bankacılık sistemlerine uyarlayabilir. Bu durum, Basel standartlarının etkisini azaltarak küresel finansal istikrarı zayıflatma potansiyeli taşıyor.
Avrupa Birliği ise konuya temkinli yaklaşıyor. Avrupa Merkez Bankası yetkilileri, AB'nin Basel III'ü uygulamada kararlı olduğunu ancak ABD'nin adımlarını yakından takip ettiklerini belirtiyor. İngiltere ve İsviçre gibi büyük finans merkezleri de ABD'deki gelişmelere paralel bir politika izleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Basel standartlarını uygulamada istikrarlı bir çizgi izliyor; ancak ABD gibi büyük bir ekonominin kuralları gevşetmesi, Türk bankalarının uluslararası rekabet gücünü dolaylı yoldan etkileyebilir. Türk bankaları, daha sıkı sermaye yeterlilik oranlarına tabi olurken, ABD'li rakipleri daha az sermaye tutarak daha agresif kredi politikaları izleyebilir. Öte yandan, BDDK'nın Basel standartlarına bağlılığı, Türk bankacılık sektörünün uluslararası itibarını koruyor. Bu nedenle, Türkiye'nin kısa vadede kuralları gevşetmesi beklenmiyor; ancak ABD'deki gelişmelerin yarattığı küresel baskı, orta vadede Türkiye'nin de regülasyon politikalarını gözden geçirmesine neden olabilir.