Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, önümüzdeki günlerde yapacağı konuşmalarda Avrupa Birliği'ni küresel jeopolitik fırtınada istikrarlı bir liman olarak tanıtmayı planlıyor. Bu hamle, AB'nin Ukrayna savaşı, Orta Doğu gerilimi ve ABD-Çin rekabeti gibi çoklu krizler karşısında ekonomik ve siyasi bir cazibe merkezi olduğu mesajını vermeyi amaçlıyor. Von der Leyen'in mesajı, özellikle yatırımcılar ve uluslararası ortaklar nezdinde AB'nin güvenilirliğini pekiştirmeyi hedefliyor.
Gelişmenin arka planı
Von der Leyen'in bu açıklamaları, Avrupa'nın son yıllarda karşılaştığı benzeri görülmemiş zorlukların ardından geliyor. Rusya'nın Ukrayna'yı işgali enerji arz güvenliğini tehdit ederken, AB yeşil dönüşüm ve dijital egemenlik hedefleriyle ekonomisini yeniden şekillendirmeye çalışıyor. Aynı zamanda ABD ile Çin arasındaki ticaret ve teknoloji savaşı, Avrupa'yı iki dev arasında denge kurmaya zorluyor.
Bu bağlamda Von der Leyen, AB'nin "açık stratejik özerklik" yaklaşımını vurgulayarak, hem NATO içinde hem de bağımsız bir aktör olarak güvenlik ve savunma kapasitesini artırma çağrısını yineleyecek. Komisyon Başkanı'nın gündeminde ayrıca yeşil mutabakat kapsamında atılan adımlar da var. Bu adımlardan biri de tartışmalı ormansızlaşma yasağı.
Ormansızlaşma yasağı, 2023'te kabul edilen ve dünya genelinde orman kaybına neden olan ürünlerin AB pazarına girişini kısıtlayan düzenleme. Yasağın yürürlüğe girmesiyle birlikte, soya, kahve, kakao, palm yağı, kauçuk, sığır eti ve ahşap gibi ürünlerin AB'ye ithalatı için şirketlerin ormansızlaşma yapmadıklarını kanıtlamaları gerekecek. Bu düzenleme, AB'nin iklim liderliği iddiasını güçlendirse de, özellikle gelişmekte olan ülkeler ve ticaret ortakları arasında endişe yaratıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Von der Leyen'in "tek liman" mesajı, küresel ekonomik belirsizlik ortamında AB'nin istikrar ve öngörülebilirlik sunduğu argümanına dayanıyor. AB, son dönemde enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara rağmen ekonomik dayanıklılığını korudu ve işsizlik oranları tarihi düşük seviyelerde seyretti. Ancak uzmanlar, AB'nin karşı karşıya olduğu yapısal sorunlara dikkat çekiyor: Yaşlanan nüfus, yüksek borçluluk, yeşil dönüşümün maliyeti ve artan jeopolitik riskler.
Küresel ölçekte bakıldığında, AB'nin "liman" rolü, özellikle çok kutuplu bir dünyada dengeli bir güç merkezi arayan ülkeler için cazip olabilir. Ancak AB'nin etkinliği, üye ülkeler arasındaki uyuma ve ortak dış politika oluşturma kapasitesine bağlı. Macaristan ve Polonya gibi ülkelerin zaman zaman AB'nin ortak kararlarını bloke etmesi, bu birliğin ne kadar sağlam olduğu sorusunu gündeme getiriyor.
Ormansızlaşma yasağı ise, AB'nin ticaret politikasını çevre standartlarıyla birleştirme çabasının somut bir örneği. Yasağın, özellikle Brezilya, Endonezya ve Malezya gibi ülkelerdeki üreticiler üzerinde baskı oluşturması bekleniyor. Bu ülkeler, yasağın DTÖ kurallarına aykırı olduğu ve serbest ticareti engellediği eleştirisini yöneltiyor. AB ise düzenlemenin ayrımcı olmadığını ve tüm şirketlere aynı kuralları uyguladığını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Von der Leyen'in AB'yi küresel bir liman olarak sunma çabası, Türkiye için hem fırsat hem de zorluk anlamına geliyor. AB'nin istikrarlı bir ekonomik aktör olarak öne çıkması, Türkiye'nin en büyük ticaret ortağıyla ilişkilerini güçlendirebilir. Ancak ormansızlaşma yasağı gibi düzenlemeler, Türk ihracatçıları için ek uyum maliyetleri getirebilir; özellikle ahşap, tarım ve gıda ürünleri sektörlerinde. Ayrıca AB'nin stratejik özerklik vurgusu, Türkiye'nin AB üyelik sürecini ve gümrük birliği güncellemesini nasıl etkileyeceği belirsizliğini koruyor. Türkiye, AB ile ticaretini derinleştirirken, yeşil mutabakat kriterlerine uyum sağlamak için yatırımlarını artırmalı.