İngiltere'de Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Ağustos ayında yıllık bazda %3,1'e yükselerek piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleşti. Temmuz ayında %2,9 olan enflasyon, gıda ve hizmet fiyatlarındaki artışın etkisiyle yeniden ivme kazandı. Bu gelişme, hane halkının satın alma gücünü daha da daraltırken, İngiltere Merkez Bankası'nın (BoE) önümüzdeki hafta yapacağı faiz toplantısı öncesinde para politikası tercihlerini zorlaştırıyor.
Enflasyonun arka planı
İngiltere İstatistik Ofisi (ONS) tarafından açıklanan verilere göre, enflasyondaki yukarı yönlü hareketin ana sürükleyicisi hizmet sektörü oldu. Hizmet fiyatları yıllık %5,2 artarak BoE'nin %5,1'lik hedefinin üzerinde kaldı. Gıda ve alkolsüz içecek fiyatlarındaki artış da enflasyonu yukarı çeken diğer unsurlar arasında yer aldı. Çekirdek enflasyon (enerji, gıda ve tütün hariç) %4,3 seviyesinde gerçekleşerek fiyat baskılarının geniş tabanlı olduğunu gösterdi.
Ülkede enflasyon 2022 yılında %11,1 ile 40 yılın zirvesini görmüştü. BoE, agresif faiz artırımlarıyla enflasyonu düşürmeye çalışmış ve politika faizini %5,25'e kadar çıkarmıştı. Ancak son aylarda enflasyondaki düşüşün yavaşladığı ve hatta yeniden yükselişe geçtiği görülüyor. Bu durum, merkez bankasının faiz indirim döngüsüne başlama konusunda aceleci davranmayacağı yönündeki beklentileri güçlendiriyor.
ONS verilerine göre, konut fiyatları ve kira artışları da hane halkı bütçeleri üzerinde ek yük oluşturuyor. Ücret artışlarının enflasyonun altında kalması, reel gelirlerde erimeye işaret ediyor. İngiltere'de hane halkı borçluluğu ve tasarruf oranlarındaki düşüş, ekonomik kırılganlığı artırıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İngiltere'deki enflasyon eğilimi, küresel ekonomideki genel tabloyla paralellik gösteriyor. ABD ve Euro Bölgesi'nde enflasyon düşüş eğiliminde olsa da, hizmet enflasyonu ve ücret artışları gelişmiş ekonomilerin ortak sorunu olmaya devam ediyor. Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve ABD Merkez Bankası (Fed), faiz indirimlerine temkinli yaklaşıyor. İngiltere'nin Avrupa'nın en büyük ikinci ekonomisi olması, bölgesel ticaret ve finansal piyasalar açısından önem taşıyor.
İngiliz sterlini, enflasyon verisinin ardından dolar karşısında değer kazandı. Piyasalar, BoE'nin faiz indirimi beklentilerini erteleyerek yıl sonuna kadar sabit tutma olasılığını fiyatlamaya başladı. Ancak ekonomik büyümenin zayıf seyretmesi, merkez bankasını resesyon riskiyle karşı karşıya bırakıyor. İngiltere ekonomisi 2024'ün ikinci çeyreğinde %0,6 büyümüştü, ancak üçüncü çeyrekte yavaşlama sinyalleri var.
Küresel tedarik zinciri sorunları, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve jeopolitik riskler, enflasyonun seyrini belirsizleştiriyor. İngiltere'nin Brexit sonrası ticaret düzenlemeleri, ithalat maliyetlerini artırarak enflasyona katkıda bulunuyor. Hükümetin maliye politikası da sınırlı; borç yükü yüksek olan ülkede ek teşvik paketleri zor görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'de enflasyonun yükselmesi ve BoE'nin faiz indirimini geciktirme olasılığı, küresel risk iştahını olumsuz etkileyebilir. Gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımları yavaşlayabilir; bu da Türkiye gibi dış finansmana ihtiyaç duyan ekonomiler için baskı unsuru oluşturur. Ayrıca İngiltere, Türkiye'nin önemli ticaret ortaklarından biri. Sterlinin değer kazanması, Türk ihracatçıları için kısa vadede avantaj sağlayabilir ancak İngiltere'deki ekonomik yavaşlama talep düşüşüne yol açabilir. Türkiye'nin enflasyonla mücadelesi ve faiz politikası da küresel dalgalanmalardan etkileniyor.