Viyana'da bulunan ünlü bir müzede sergilenen 600 elmaslık bir kolye, göz göre göre çalındı. Olay, müzenin açık olduğu saatlerde, çok sayıda ziyaretçinin arasında gerçekleşti. Polis, sergiye bilet alarak giren iki şüphelinin, kolyeyi korumasız bir anda alarak kayıplara karıştığını belirtiyor. Güvenlik kameralarına yansıyan görüntülerde, şüphelilerin oldukça profesyonel hareket ettiği ve birkaç dakika içinde müzeden ayrıldıkları görülüyor. Bu cesur soygun, Avrupa'nın en güvenli şehirlerinden biri olarak bilinen Viyana'da büyük yankı uyandırdı ve müze yetkilileri ile polis arasında güvenlik zafiyeti tartışmalarını başlattı.
Gelişmenin arka planı
Müze yetkilileri, çalınan kolyenin, dönemin ünlü kuyumcularından birine ait olduğunu ve 17. yüzyılda bir Avusturya arşidüşesi için yapıldığını açıkladı. Değeri yaklaşık 1,2 milyon avro olarak tahmin edilen kolye, müzenin en önemli eserleri arasında yer alıyordu. Ancak, eserin vitrinde değil, açık bir platformda sergilenmesi ve yakınında sadece bir güvenlik görevlisinin bulunması dikkat çekiyor. Güvenlik görevlisinin olay anında başka bir yöne baktığı, bu nedenle hırsızların rahat hareket ettiği belirtiliyor.
Polis, şüphelilerin bilet satın alarak sergiye girdiklerini, bir süre eserleri inceledikten sonra kolyeyi bulunduğu yerden alıp acele etmeden çıkışa yöneldiklerini tespit etti. İki şüphelinin, biri kadın diğeri erkek olmak üzere, 30-40 yaşları arasında olduğu ve aksanlarından doğu Avrupa kökenli olabilecekleri tahmin ediliyor. Güvenlik kamerası kayıtlarından elde edilen fotoğraflar, basın aracılığıyla kamuoyuyla paylaşıldı. Müze Müdürü yaptığı açıklamada, eserin sigortalı olduğunu, ancak tarihi ve kültürel değerinin maddi değerinin çok üzerinde olduğunu vurguladı. Ayrıca, müzenin güvenlik sistemini yeniden gözden geçireceklerini ve benzer olayların yaşanmaması için ek önlemler alacaklarını ifade etti.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu soygun, yalnızca Viyana'yı değil, tüm Avrupa'daki müzeleri ve sanat galerilerini alarma geçirdi. Son yıllarda kültürel miras hedefli organize suçlarda artış yaşanıyor. Interpol'ün verilerine göre, sanat eseri hırsızlığı, uyuşturucu ve silah kaçakçılığından sonra en kârlı üçüncü suç türü. Soygunun, uluslararası bir sanat kaçakçılığı şebekesi tarafından mı yoksa bağımsız hırsızlar tarafından mı yapıldığı henüz bilinmiyor. Ancak uzmanlar, böylesine değerli bir parçanın yasa dışı piyasada doğrudan satılmasının zor olduğunu, muhtemelen bir koleksiyoncu için önceden sipariş üzerine çalındığını düşünüyor.
Avusturya İçişleri Bakanlığı, konuyla ilgili olarak komşu ülkelerle iş birliği yapıldığını ve sınır kapılarında özel bir çalışma başlatıldığını duyurdu. Ayrıca, benzer bir soygunun geçen yıl Almanya'nın Dresden kentinde bulunan Yeşil Kasa Müzesi'nden değerli mücevherlerin çalınması olayını hatırlatması, akıllara aynı şebekenin faaliyet gösterip göstermediğini getiriyor. O olayda da hırsızlar, müze yangın alarmını keserek ve cam vitrini kırarak 18. yüzyıldan kalma mücevherleri çalmışlardı. Dresden polisi, Viyana'daki soygunla bağlantı kurmak için temasa geçildiğini doğruladı. Ancak henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Viyana'daki müze soygunu, Türkiye açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, tarihi eser kaçakçılığıyla mücadelede aktif bir ülke olarak, bu tür olayların uluslararası boyutunu yakından takip ediyor. Türkiye'nin kendi müzelerinde de benzer güvenlik önlemlerinin güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyan bu olay, kültürel mirasın korunması konusunda uluslararası iş birliğinin önemini bir kez daha hatırlatıyor. Ayrıca, Türkiye'de son yıllarda artan turizm gelirleri ve müzelerin ziyaretçi sayıları göz önüne alındığında, güvenlik standartlarının yükseltilmesi hem turizm açısından hem de tarihi eserlerin güvende olması açısından kritik.