Venezuela'da peş peşe meydana gelen iki deprem, ülkenin zaten kırılgan olan sağlık sistemini tamamen çökme noktasına getirdi. Başkent Caracas ve çevresinde hissedilen sarsıntılar, hastanelerde büyük hasara yol açarken, sağlık çalışanları yetersiz ekipman ve ilaçla mücadele etmek zorunda kalıyor. Depremler, Venezuela'nın yıllardır süren ekonomik krizinin sağlık alanındaki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne serdi.
Çifte Depremin Ardından Hastanelerde Durum
Bir hafta arayla meydana gelen 5.3 ve 6.1 büyüklüğündeki depremler, özellikle kamu hastanelerinde büyük tahribata neden oldu. Depremin ilki Sucre eyaletinde, ikincisi ise başkent Caracas'a 150 kilometre mesafedeki Miranda bölgesinde kaydedildi. Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan ilk açıklamaya göre, en az 17 hastane binasında yapısal hasar tespit edildi. Söz konusu hastanelerin büyük bölümü zaten yıllardır bakımsızlık ve tıbbi malzeme eksikliği nedeniyle kısmen hizmet veriyordu.
Ulusal Sağlık Çalışanları Sendikası'nın verdiği bilgiye göre, depremler sonrası hastanelere başvuran yaralı sayısı hızla artarken, ameliyathanelerde anestezik maddeler gibi temel ilaçların bulunmadığı, olanların ise jeneratör arızaları nedeniyle kullanılamadığı belirtildi. Sendika sözcüsü, 'Durum felaket boyutunda. Hastalar koridorlarda yatıyor, sterilizasyon ekipmanımız yok. Deprem bizi hazırlıksız yakaladı ama aslında yıllardır bu anı bekliyorduk,' ifadelerini kullandı.
Ekonomik Kriz ve Sağlık Sistemi Üzerindeki Etkisi
Venezuela, 2014 yılından bu yana derin bir ekonomik krizle boğuşuyor. Petrol fiyatlarındaki düşüşle başlayan kriz, yanlış ekonomi politikaları ve uluslararası yaptırımlarla daha da ağırlaştı. Hiperenflasyon, gıda ve ilaç kıtlığı, sağlık sektörünü de vurdu. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, 2023 itibarıyla Venezuela'daki kamu hastanelerinin %70'inde temel antibiyotikler ve ağrı kesiciler dahi bulunmuyor. Sağlık altyapısının büyük bölümü 1990'lı yıllardan kalma ve bakım yapılmamış durumda.
Depremler, bu zorlukları daha da belirgin hale getirdi. Özellikle depremin ardından elektrik kesintileri, hastanelerdeki soğutma sistemlerini devre dışı bıraktı. Bu durum, aşı ve insulin gibi soğuk zincir gerektiren ilaçların bozulmasına yol açtı. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, bölgeye acil tıbbi yardım malzemeleri sevk ettiğini ancak ihtiyacın çok büyük olduğunu açıkladı.
Durum, Venezuela'da sağlık çalışanlarının kitlesel göçüne de neden oldu. Yüzlerce doktor ve hemşire, daha iyi çalışma koşulları arayışıyla ülkeyi terk etti. Kalan sağlık personeli ise iki katı hasta yüküyle başa çıkmaya çalışıyor. Caracas'taki Üniversite Hastanesi'nde bir doktor, 'Meslektaşlarımın yarısı yurt dışında. Kalanlarla nöbetler 48 saati buluyor. Yorgunluk ve tükenmişlik yaygın,' dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Venezuela'daki bu insani kriz, Türkiye açısından dolaylı ancak önemli çıkarımlar barındırıyor. Türkiye, Latin Amerika'da son yıllarda artan diplomatik ve ticari ilişkiler çerçevesinde Venezuela ile de temas halinde. Ekonomik kriz derinleştikçe ve altyapı çöktükçe, bu ülkedeki istikrarsızlığın bölgesel etkileri artabilir. Ayrıca Türkiye, insani yardım kapasitesini kullanarak bu tür krizlerde var olma potansiyeline sahip. Deprem felaketi, sağlık sistemlerinin kırılganlığını bir kez daha ortaya koyarken, Türkiye'nin kendi sağlık altyapısını güçlendirme ve afet yönetimi konusunda ders çıkarmasına da vesile oluyor.