Venezuela'da 24 Haziran'da meydana gelen çifte depremde kaybolan genç Andrés Molina'dan aylardır haber alınamıyor. Ailesi, yetkililerin arama kurtarma çalışmalarını durdurmasına rağmen umudunu kesmiş değil. Molina'nın yakınları, hem kayıp kişinin bulunması hem de depremzedelere yönelik yardımların yetersizliği konusunda seslerini duyurmaya çalışıyor.
Depremlerin ardından kayıplar ve yetersiz müdahale
Venezuela'nın kuzeybatısındaki Falcón eyaletinde 24 Haziran'da 5.4 ve 5.6 büyüklüğünde iki deprem meydana geldi. Yerel yetkililere göre depremlerde en az 10 kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı ve yüzlerce bina hasar gördü. Ancak kaybolanların sayısı ve akıbeti konusunda resmi makamlardan net bir açıklama gelmedi. Andrés Molina da deprem sırasında evinde olduğu sırada enkaz altında kaldığı düşünülen kişilerden biri.
Ailesi, depremden bu yana Molina'ya ulaşmaya çalışıyor. Ancak arama kurtarma çalışmalarının ilk günlerde yetersiz kaldığını, sonrasında ise tamamen durdurulduğunu belirtiyorlar. Molina'nın annesi, "Oğlumun yaşadığına dair hiçbir kanıt yok ama öldüğüne dair de bir kanıt yok. Bu belirsizlik bizi mahvediyor" diyerek yetkililere çağrıda bulundu. Aile, uluslararası insani yardım kuruluşlarından ve bağımsız arama kurtarma ekiplerinden destek istiyor.
Venezuela hükümeti, deprem sonrası acil müdahale ekiplerinin bölgeye sevk edildiğini açıklamıştı. Ancak yerel basına yansıyan haberlere göre, enkaz altında kalanlara ulaşmak için gerekli ekipman ve personel yetersizdi. Ülkedeki ekonomik kriz ve altyapı sorunları, arama kurtarma çalışmalarını olumsuz etkiledi. Ayrıca depremzedelere yönelik yardımların da yavaş ilerlediği, birçok ailenin hâlâ çadır kentlerde veya akrabalarının yanında barındığı bildiriliyor.
Uluslararası toplumun tutumu ve Venezuela'nın siyasi iklimi
Venezuela, son yıllarda derin bir siyasi ve ekonomik krizle boğuşuyor. Devlet Başkanı Nicolás Maduro yönetimi, muhalefetin ve uluslararası toplumun bir kısmı tarafından meşruiyet tartışmalarıyla karşı karşıya. Ülkedeki insani kriz, deprem gibi doğal afetlerde müdahale kapasitesini daha da zayıflatıyor. Uluslararası Kızılhaç ve Birleşmiş Milletler gibi kuruluşlar, Venezuela'ya yardım ulaştırmakta zorluk çekiyor; çünkü hükümet, bazı yardım kuruluşlarına izin vermekte isteksiz davranıyor.
Deprem sonrası bazı ülkeler, arama kurtarma ekipleri ve insani yardım gönderme teklifinde bulundu. Ancak Venezuela hükümetinin bu tekliflere nasıl yanıt verdiği net değil. Muhalefet liderleri, hükümetin afet yönetimindeki başarısızlığını eleştirerek, kayıpların hesabının sorulması gerektiğini savunuyor. Andrés Molina'nın ailesi gibi birçok depremzede aile, kayıplarının akıbetini öğrenmek için adalet arıyor.
Uzmanlar, Venezuela'daki depremlerin ardından yaşanan belirsizliğin, ülkedeki genel bilgi kirliliği ve resmi açıklamaların yetersizliğinden kaynaklandığını belirtiyor. Kayıp kişilerin listesinin tutulmaması, ailelerin çaresizce kendi imkânlarıyla arama yapmasına yol açıyor. Bu durum, Venezuela'da sivil toplumun ve bağımsız medyanın ne kadar kısıtlı olduğunu da gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Venezuela ile son yıllarda siyasi ve ekonomik ilişkilerini güçlendirmiş, Maduro hükümetine destek veren ülkeler arasında yer almıştır. Bu bağlamda Venezuela'daki insani kriz ve doğal afet yönetimi, Türkiye'nin bölgesel ittifakları ve insani diplomasi açısından önem taşır. Türkiye, deprem sonrası Venezuela'ya yardım teklifinde bulunmuş olabilir; ancak uluslararası yardımların koordinasyonu ve Venezuela'nın iç siyasi dinamikleri, Türkiye'nin etkinliğini sınırlayabilir. Ayrıca, Venezuela'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin Latin Amerika'daki ekonomik çıkarlarını ve enerji iş birliğini dolaylı olarak etkileyebilir. Kayıp genç Andrés Molina'nın durumu ise, Türkiye'nin insani yardım politikalarının sahadaki etkisini sorgulatabilir.