Almanya'nın doğusundaki Thüringen ve Saksonya eyaletlerinde 1 Eylül Pazar günü yapılan seçimlerde aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin elde ettiği zafer, Avrupa başkentlerinde geniş yankı buldu. Fransa Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Benjamin Haddad, AfD'nin başarısını "ciddi bir an" olarak nitelendirerek yükselen milliyetçiliğe ve bunun Avrupa birliği üzerindeki etkisine dikkat çekti. Seçim sonuçları, AfD'nin Thüringen'de yüzde 32,8 oy oranıyla birinci parti çıkmasıyla Almanya'da II. Dünya Savaşı sonrası ilk kez aşırı sağ bir partinin eyalet düzeyinde birinci olması anlamına geliyor.
Seçim Sonuçları ve Siyasi Tablo
Thüringen'de AfD, Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve sol popülist Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW) ile birlikte parlamentoya girerken, Saksonya'da da benzer bir tablo ortaya çıktı. Saksonya'da CDU yüzde 31,9 ile birinci olurken, AfD yüzde 30,6 ile ikinci sırada yer aldı. Her iki eyalette de iktidardaki koalisyon ortakları Sosyal Demokratlar (SPD), Yeşiller ve Hür Demokratlar (FDP) ciddi oy kaybı yaşadı. Bu sonuçlar, Almanya Başbakanı Olaf Scholz'un federal koalisyonu için ağır bir darbe olarak yorumlanıyor. Seçimlere katılım oranı Thüringen'de yüzde 73,6, Saksonya'da yüzde 74,4 ile rekor seviyeye ulaştı; bu da seçmenlerin artan politikleşme ve kutuplaşma eğilimini gösteriyor.
AfD'nin yükselişi, özellikle göç karşıtı söylemi ve Ukrayna'ya silah yardımına muhalefetiyle besleniyor. Parti, Rusya yanlısı tutumu ve NATO karşıtı açıklamalarıyla da biliniyor. Seçim kampanyası boyunca AfD liderleri, "Almanya'nın egemenliğini geri kazanma" ve "sınırsız göçü durdurma" mesajlarını öne çıkardı. Uzmanlar, bu sonuçların Almanya'nın siyasi istikrarını ve Avrupa'daki liderlik rolünü sorgulattığını belirtiyor.
Avrupa ve Dünyadan Tepkiler
Fransa'dan gelen açıklama, Avrupa'da artan endişenin somut bir yansıması oldu. Bakan Haddad, "AfD'nin zaferi, Avrupa'nın karşı karşıya olduğu milliyetçi dalganın ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor. Bu, Avrupa birliği ve ortak değerlerimiz için bir uyarıdır" dedi. Almanya İçişleri Bakanı Nancy Faeser ise sonuçları "endişe verici" olarak değerlendirirken, demokrasinin korunması çağrısı yaptı. Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, seçim sonuçlarının "Avrupa'nın ruhu için bir sınav" olduğunu söyledi. AB Komisyonu sözcüsü, "Almanya'daki gelişmeleri yakından takip ediyoruz; aşırı sağın yükselişi Avrupa'nın ortak öncelikleriyle bağdaşmıyor" açıklamasında bulundu. ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada ise "Almanya'daki seçim sonuçlarını not ettik; NATO ve transatlantik bağların güçlü kalması kritik" ifadeleri kullanıldı. İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Almanya ile işbirliğinin devam edeceğini vurgularken, aşırı sağın yükselişinin "Avrupa genelinde bir trend" olduğunu kabul etti.
Uluslararası basın da gelişmeyi geniş yer verdi. New York Times, "Almanya'da aşırı sağın yükselişi, Avrupa'nın en büyük ekonomisinde siyasi deprem" başlığını kullanırken, Le Monde "Almanya sarsılıyor: AfD Doğu'da kalesini kurdu" ifadesini tercih etti. Financial Times ise "AfD'nin zaferi, Almanya'nın ekonomik ve siyasi istikrarına yönelik riskleri artırıyor" yorumunda bulundu. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in basın sözcüsü Dmitri Peskov, "Almanya'daki seçim sonuçları, Avrupa'da halkın mevcut politikaları reddettiğini gösteriyor" dedi. Çin Dışişleri Bakanlığı ise "Almanya'nın iç işlerine karışmıyoruz, ancak istikrarlı bir Avrupa'nın önemine inanıyoruz" açıklamasıyla temkinli bir tutum sergiledi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AfD'nin Doğu Almanya'daki zaferi, Türkiye-Almanya ilişkileri açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme. AfD, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine açıkça karşı çıkan ve göçmen karşıtı söylemiyle bilinen bir parti. Almanya'da yaşayan yaklaşık 3 milyon Türk kökenli insanın hakları ve Türkiye'nin AB süreci, AfD'nin yükselişinden olumsuz etkilenebilir. Ayrıca AfD'nin Rusya yanlısı tutumu, Türkiye'nin Ukrayna savaşındaki denge politikasını zorlaştırabilir. Önümüzdeki dönemde Almanya'nın Avrupa'daki liderlik rolünün zayıflaması, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde belirsizlik yaratabilir. Ancak Almanya'daki siyasi partilerin AfD'yi dışlama konusundaki kararlılığı, Türkiye ile mevcut işbirliği kanallarının korunmasını sağlayabilir.