Venezuela'nın kuzey kıyılarında 5.8 ve 6.3 büyüklüğünde art arda meydana gelen depremler, ülkeyi yasa boğarken, kurtarma çalışmalarının hükümet tarafından engellendiği ortaya çıktı. Olayda en az 12 kişi hayatını kaybederken, yüzlerce kişi yaralandı. Ancak kurtarma ekipleri, hükümetin bürokratik engeller ve güvenlik gerekçesiyle bölgeye girişe izin vermediğini belirtiyor. Hayatta kalanlar, yardım malzemelerinin dağıtılmadığını ve askeri yetkililerin sivil ekipleri geri çevirdiğini söylüyor. Kritik saatlerde müdahale edilmemesi, ölü sayısının artmasına neden oldu.
Kurtarma çalışmalarının seyri ve hükümetin tutumu
Depremin ilk sarsıntısının ardından bölgeye ulaşan gönüllü kurtarma ekipleri, askeri kontrol noktalarında durduruldu. Ekipler, Ulusal Muhafızlar'ın, hükümetten resmi izin alınmadığı gerekçesiyle geçişe izin vermediğini aktarıyor. Bir kurtarma görevlisi, 'Yardım malzemeleriyle saatlerce bekledik, ancak bölgeye girmemize izin verilmedi' dedi. Eski bir hükümet yetkilisi ise, Maduro yönetiminin, kriz bölgelerinde muhalif grupların güç kazanmasından endişe ettiğini ve bu nedenle yardımları sınırladığını iddia etti. Depremden etkilenen bölgelerde elektrik ve su şebekelerinin çökmesi, halkı daha da zor durumda bıraktı. Hastaneler, yaralılara müdahale etmekte zorlanırken, sahra hastaneleri kurulmasına da izin verilmediği bildiriliyor.
Öte yandan, hükümete yakın kaynaklar, kurtarma çalışmalarının koordineli bir şekilde yürütüldüğünü ve yardımların dağıtıldığını savunuyor. Ancak sahada çekilen görüntüler, enkaz altında kalanların yardım beklediğini ve arama kurtarma ekiplerinin yetersiz kaldığını gösteriyor. İnsan hakları örgütleri, Maduro hükümetini kriz anında siyasi hesaplar yapmakla suçluyor. Venezuela'da daha önce yaşanan sel felaketlerinde de benzer engellemelerin yaşandığı, uluslararası yardımların bile geciktiği hatırlatılıyor.
Bölgesel ve küresel boyutlar
Venezuela'daki insani kriz, bölge ülkelerinde endişe yaratırken, uluslararası toplum tepkisiz kalıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, yardım teklifinde bulundu ancak Venezuela hükümeti tarafından henüz kabul edilmedi. Birleşmiş Milletler, deprem bölgesine acil yardım gönderilmesi çağrısı yaparken, Çin ve Rusya'nın sessiz kaldığı görülüyor. Bölge uzmanları, Maduro yönetiminin dış yardımları 'emperyalist müdahale' olarak nitelendirdiğini ve bu nedenle engellediğini belirtiyor. Öte yandan, Venezuela'dan kaçan mülteci akını, komşu Kolombiya ve Brezilya'da yeni sorunlara yol açabilir. Bölgesel istikrarsızlık, göç ve enerji arzı açısından da risk oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Venezuela'daki deprem yönetimi krizi, Türkiye gibi afetlere hazırlıklı olması gereken ülkeler için ders niteliği taşıyor. Türkiye, geçmişte depremlerde yaşadığı koordinasyon sorunlarını aşmış olsa da, benzer durumlarda hızlı müdahale mekanizmalarının önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Ayrıca Türkiye, Venezuela ile yakın diplomatik ilişkiler yürütüyor; bu krizde oynayacağı rol, iki ülke ilişkilerini etkileyebilir. Türk insani yardım kuruluşlarının bölgeye ulaşması, hem uluslararası prestij sağlayabilir hem de Venezuela'da etkinliğini artırabilir. Ancak mevcut siyasi koşullarda Ankara'nın net bir tavır alması beklenmiyor.