ABD’de idam cezalarının infazında yeni bir dönem başlıyor. Idaho eyaleti, infaz mangası yöntemini kullanan ilk eyalet olarak dikkat çekerken, bu arkaik yöntemin yeniden canlanması tartışmaları da beraberinde getiriyor. Çarşamba günü itibarıyla faaliyete geçen yeni infaz odası, destekçileri tarafından 'kusursuz' olarak nitelendirilse de, adli tıp uzmanları bu yöntemin 'dayanılmaz acılara' yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Son yıllarda idam cezalarının uygulanmasındaki artış, ABD’de ceza adaleti sistemine yönelik sorgulamaları da yeniden alevlendirdi.
İdam mangası: Eskimeyen bir tartışma
İdam mangası, kurşuna dizerek infaz yöntemi, ABD’de 19. yüzyıldan bu yana nadiren kullanılıyor. Ancak son dönemde eyaletler, ölümcül enjeksiyon yönteminde yaşanan ilaç sıkıntısı ve hukuki engeller nedeniyle alternatif yöntemlere yöneliyor. Oklahoma, Mississippi ve Utah gibi eyaletlerde yasal olarak bulunan bu yöntem, Idaho ile birlikte yeniden gündeme geldi. Yetkililer, infaz mangasının daha az hata payı olduğunu ve mahkumun acısını kısa sürede sonlandırdığını iddia ediyor. Ancak adli tıp uzmanları, özellikle kalp bölgesine yapılan atışların hedefi şaşırması durumunda mahkumun dakikalarca acı çekebileceğini belirtiyor. 2010 yılında Utah’ta gerçekleştirilen bir infazda, mahkumun kalbine isabet eden kurşunlara rağmen iki dakika boyunca yaşam belirtileri göstermesi, bu endişeleri haklı çıkarır nitelikte.
Öte yandan, infaz mangasının savunucuları, yöntemin 'insani' olduğunu çünkü mahkumun hızlı bir şekilde öldüğünü öne sürüyor. Ancak bu iddia, infazların kamuoyu önünde gerçekleştirilmesi ve mahkumun son anlarındaki psikolojik baskı göz önüne alındığında sorgulanıyor. Idaho’daki yeni infaz odasının tasarımı da tartışma konusu: Mahkum, bir sandalyeye bağlanırken, beş metre uzaklıktaki üç gardiyan aynı anda ateş ediyor. Bu yöntemin, mahkum üzerinde yarattığı korku ve travma, insan hakları örgütleri tarafından eleştiriliyor.
Küresel ve bölgesel boyut
ABD, gelişmiş ülkeler arasında idam cezasını uygulamaya devam eden az sayıdaki ülkeden biri. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, idam cezasının her koşulda insan hakkı ihlali olduğunu vurgularken, ABD’nin bu konudaki tutumu uluslararası arenada eleştiriliyor. Idaho’nun infaz mangasına geçişi, özellikle Çin, İran ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin idam uygulamalarıyla birlikte değerlendirildiğinde, ABD'nin bu alandaki imajını daha da zedeliyor. Ayrıca, infaz mangasının yeniden canlanması, ABD iç siyasetinde de kutuplaşmayı derinleştiriyor. Muhafazakar eyaletler, 'suçla mücadele' söylemiyle idam cezasını savunurken, liberal kesimler adalet sistemindeki yanlışlıklara dikkat çekiyor. 1973’ten bu yana 190’dan fazla mahkumun idam cezası sonrası masum olduğunun ortaya çıkması, bu tartışmayı daha da karmaşık hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’de idam mangası uygulamasının yeniden gündeme gelmesi, Türkiye’deki idam cezası tartışmalarını dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, 2004 yılında AB uyum süreci kapsamında idam cezasını kaldırmış olsa da, son yıllarda bazı siyasi çevrelerde yeniden gündeme getirilmektedir. Idaho’daki gelişme, ABD gibi bir ülkenin bu tür bir yönteme başvurmasının, uluslararası hukuk ve insan hakları normları açısından sorgulanmasına yol açmıştır. Türkiye’nin bu konudaki tutumu, AB ile ilişkileri ve insan hakları karnesi açısından önem taşımaktadır. Küresel düzeyde idam cezasına yönelik artan eleştiriler, Türkiye’nin bu konuda geri adım atmaması gerektiğine işaret etmektedir.